Neredeyse yazın ortasındaydık ve ben Dikili'nin havasını tamamen unutmuş olarak dışarıya çıkmıştım,havanın serin olacağını hesaba katmamıştım ama yürümek iyi gelmişti en azından düşünebiliyordum.Aklıma bugün bulduğum kutum gelince yıllar önce yaptığım şeyi düşündüm ve birden kendimden tiksindim. Aslında o zamanlar bunu şımarıklık olarak görmesem de şuan ki düşüncelerim biraz olsun farklıydı,sanırım.Ama eğer bir gün beni hayata bağlayacak bir kişi ile tanışırsam-ailemden bahsetmiyorum- o jiletleri de hazırladığım kağıdı da atacağım.Tamam belki kullanmıyor olabilirdim ama bu bir şeyi değiştirmezdi.
Düşüncelerim daha da üşümüşüm gibi içimi titretince konuşmak üzere olan Kuzey'e döndüm "Hava serin ve deniz kıyısında bir yer gördüm,çay içip biraz ısınabiliriz." elimde olan telefonumu çıkartıp saati kontrol ettim,aslında normalde etmezdim çünkü burası yazlık yer ne gerek var ki saate ama Kuzey'e alışabildiğim söylenemezdi "Nergis,saat ile ilgili bir şey düşünme,önemi yok."bir süre suratına baktıktan sonra haklı olduğunu düşündüm "Sanırım haklısın..Hadi birer çay içelim ve çarşıyı gezelim." gülümsemesine karşılık olarak bende gülüm..-hayır,hayır ben karşılık olarak telefonuma gelen mesajı cevaplamaya koyuldum.Ve mesaj tahmin ettiğim gibi yakın arkadaşım Tutku'dan gelmişti ki zaten senelerdir -sanırım beş veya altı sene olacak-sürekli konuştuğum sayılı kişilerdendi 'Bak sana ne anlatacağım.Ama önce eve yemek hazırlamam lazım.' sanki beni görüyormuş gibi gözlerimi devirdim ve cevapladım 'Her zaman ki gibi.' bunu gerçekten sürekli yapıyordu 'Sen mesaj at,şuan dışarıdayım ama ben cevap veririm..Sen değilim.' laf sokuşturma işlemimi tamamlamış sırıtırken yanımda göremediğim Kuzey'i bulmak için arkamı dönmüştüm ki biraz geride ki masada oturmuş beni izlediğini gördüm,sürekli birilerine rezil olmaktan bıkmış olarak hem utanmış hem de üşümüş bir şekilde oturduğu masaya geldim "İnsan durdurur..Bir şey yapar,haber verir,ne bileyim işte..Odun." ben sandalyeme iyice yerleşmeye çalışırken yanımıza gelen adamı iki çay söyleyerek yollamıştı "Aslında,arkandan seslenecektim ama kendi bağımsızlığını kurmuş yürüyordun ve sırıtıyordun..Ben de önemli bir şeydir diye seni alıkoymadım." kaşlarımı kaldırıp sorarcasına bakmış ve tam ağzımı açmıştım ki daha demin ki adam elinde iki çay ile geri döndü ve resmen anırdı "Buyurun bakalım genç çiftimize bizden çay.." ben 'Ne' diye sessizce mırıldanınca "Parasını ödersiniz gençler." dedi ve hafifçe gülümseyerek geri döndü.Ne yani insanlara 'Biz çay dağıtıyoruz...' muamelesi mi yapıyorlar mükemmel bir müşteri çekme yöntemi,gerçekten.
Çok sevmiyor olsam da önümde duran sıcak çayı elime almış ısınırken ceketimin cebine koyduğum telefonum ve Kuzey aynı anda titre-pardon telefonum titremeye Kuzey'de konuşmaya başladı "Ee küçük hanım,ben buraları bilmiyorum sen gezdirirsin artık." telefonuma cevap vermekten vazgeçip -çünkü ancak bu kadar çok titreşim Tutku mesaj atınca oluyor- Kuzey'e dikkatimi verdim "Daha önce Dikili'ye gelmedin mi?" bir kaç saniye düşündükten sonra mırıltı sesleri-evet kesinlikle mırıltı-çıkarttı "Aslında gelmiştim ama gezecek kadar vakit bulamamıştım..Ve madem sizin sayenizde buradan yazlık aldık o zaman benden sen sorumlusun..Yani.." cümlesini yarıda kesince gözlerini takip ettim ve gördüğüm manzara bir bayan için hoş olmasa da bir erkek için harikaydı.. Neredeyse çıplak denebilecek şekilde bir kadın,ahh,harika gel de Kuzey efendiyi tut "Kuzey!Bir şey diyordun.." kafasını bana çevirince açık olan ağzın da kapattı "Şey,ne diyecektim.." tabi ya ne diyecektin "Evet,ne diyecektin?" kafasındakileri uzaklaştırmak ister gibi salladı "Tamam,şey, kalkalım o zaman..Beni gezdirecektin." kafamı hafifçe salladım "Ya istersen gezmeyelim,ağzına börtü böcek kaçmış olabilir..Beş karış açıktı da.." ben kahkaha atarken o korkutucu gözlerini üstüme dikti ve ayağa kalktı.
Neredeyse her gece geldiğim çarşıyı baştan aşağıya gezmiştim,yani gezmiştik. Ve sanki hiç gelmemişim gibi bir sevinçle araları dolaşmıştım,aslında okul açıldığından beri gelmediğimi varsayarsak uzun süredir gelmiyordum. Elimde ki ,burada yıllar önce ilk defa gördüğüm ve aşık olduğum çubukta patatese bakıp bir kere daha ısırdım insan olsa evlenirim "Ee,nasılmış çarşı?" elinde ki boş çubuğu gördüğü ilk çöpe attı yalnız onun çubuğu çubuk değil nasıl atarsın ?Düşüncelerimi görmediği için diğer soru mu cevapladı "Aslında değişik olan bir şey yok.. Tek değişiklik çubukta patates oldu."tabii ki çubukta patates değişiklikti "Haklısın..Bir de beni düşün her gece geliyorum." küçümser bir bakış atınca 'Ne var?' dercesine baktım "Sıkılmıyor musun? Yada hiç arkadaşın yok mu burada? Duyduğuma göre her yıl geliyormuşsunuz." aslında şuan on dokuz yaşında olduğumu var sayarsak ve on üç yaşımdan beri buraya geldiğime göre epey arkadaşım olmalıydı ama sadece iki tane var onlarda hep burada olmuyor,aslında pek arkadaş arayan biride değilim "Yok..Yani var ama iki tane ve birinin teyzesinin evi diğerinin de babaannesinin,her zaman burada olmuyorlar.Hem yalnızlığı seviyorum."yalnız olduğum söylenemezdi üç yakın arkadaşım vardı zaten "Bence ,yalnız olmayı seviyorsun ama yalnız hissetmeyi sevmiyorsun." ne yani yalnız olduğumu mu düşünüyor,her neyse hem bu çocuk bana felsefe edebiyat falan mı yaptı "Aslına bakarsan felsefe yapmaya gerek yok Kuzey efendi..Ben yalnız değilim,çok yakın bir iki dostum var.Ve eğer şuan titreyen telefona bakmazsam birisini kaybedebilirim." tebessümünü hissederken cebimde ki telefonu yavaşça çıkardım ve ekranda gördüğüm üç cevapsız aramayla gözlerimi pörtletip saate baktım,saatin bir olmasına imkan yoktu bu kadar saat ne yaptık ki biz?Bu kadar saatten kastım iki veya iki buçuk saatti,kafamı sallayıp gelen aramalara baktım 'Annem,annem,Aleyna..Ve tekrar annem' annem arıyor "Efendim..Anneciğim?" umarım işe yarar "Neredesiniz Nergis?Saat kaç haberiniz var mı,telefonlara cevap vermiyorsunuz.." dudaklarımı birbirine bastırıp vermem gereken cevabı düşünürken annemin attığı kahkahaya şaşırarak sordum "Anne,ne oluyor?" biraz daha kahkaha attı-lar "Hiç,hiç bir şey.Sadece eğleniyoruz ve sizde eğlenin.." telefonun suratıma kapandığını anladığımda biraz şaşırsam da gülümsedim "Kuzey,sanırım annemler geceyi uzatmış ve her hangi bir sorun yok..Ama istersen eve gidebiliriz." cevap vermesini beklerken Tutku'dan aldığım tehdit mesajlarını okumaya koyuldum 'Seni öldüreceğimi biliyor musun?.. Mesajlarıma neden bakmıyorsun bir anlasam.. Kesin unutuldum...Yanında kim-..' Kuzey'in sesiyle okumam yarım kaldı "Eve gidebiliriz,madem istiyorsun..Ve sevgilin var galiba,bu kadar sırıttığına göre." sırıtmam daha da genişleyince etrafa baktım "Aslında beni öldürmek üzere olan bir Tutku var..Yakın arkadaşım olur kendileri ve ben mesajlarına cevap vermedim.." umarım aramızda küslük olmazdı,bu yaşa gelmiştik hala birbirimize diş bilediğimiz oluyordu "Büyük problem." kafamı salladım,evet cidden büyük problemdi,eve doğru yol aldığımızı fark edince ne de olsa yolu ezberledim dedikten sonra -ki içimden söyledim- telefona gömüldüm 'Bir arkadaşla dışarıdaydım bebek,artık seninim.' yazıp gönderdim ve cevabı bekledim 'O zaman-..' cevabımı tam alamamışken diğer bir yakın arkadaşım Aleyna'nın araması ekranda gözüktü "Efendim canısı.." dediğim şeyle bana dönen Kuzey yine güldü,aldırmadan devam ettim "Ah,evet,hala Dikili'deyim..Buluşmamız için oraya gelmem lazım.." kulağımın ağrıdığını ve telefonun terden ıslandığını hissettiğimde telefonu kulağımdan çekip kaç dakika olduğuna bakarken -on dakika olmuş gençler- sitenin içinde ki parka geldiğimizi fark ettim "Aleyna,kapatıyorum..Eve geldim ve uykum var..Bende.." şuan bir rahatlama efekti olarak 'ohh' lasam karşı ki dağlar yıkılır ciddiyim "Ee,ne konuştunuz bu kadar?" 'Gerçekten merak ediyor musun' bakışımı atınca omuz silkti ve boş olan -susun hepsinin boş olduğunu biliyorum- banka oturdu ve ben oturur oturmaz uykumun geldiğini fark ettim "Eve gitsek gerçekten uykum var." ikiletmeden ayağa kalkınca önüme geçmesine izin verdim ve onu eve kadar takip ettim.
Evin arka kapısının açık olmasını umarak oradan gelmiştik ama maalesef kapalıydı,son kez elimi kapı koluna atıp açmayı denerken Kuzey benimle dalga geçmeye başlamıştı "Ee küçük hanım ön tarafa mı geçiyoruz?" alayla sorduğu cümlesi üzerine dil çıkarttım "Evet Kuzey efendi."
Ön kapıya yaklaştıkça yükselen kahkaha sesleri kime aitse sabaha uyanamasınlar diye bir beddua uydurmuştum ki hemen geri çektim -evet evet bizimkiler- ve sessizce bağırdım "Ne oluyor bu saatte?" Kuzey'de bana katıldı "Haydi yatın artık saat çok geç oldu,insanları rahatsız ediyorsunuz." bizimkiler daha keskin kahkahalar atınca gözlerimi devirdim ve Serdar amcayı dinlemeye çalıştım "Baksana Burak, çok yakışıyorlar." Kuzey'e baktığımda en az benim kadar şaşırmış görünüyordu "Ya ne demezsin!" babam hem sinirli hem de uykulu sesiyle konuşunca tekrar gülmeye başladır "Biz yatmaya gidiyoruz,gerçekten uykum var." Beni takmadıklarını göstermek istermiş gibi annemin yaptığını sandığı espriye gülmeye başladılar,Kuzey'e içeriyi gösterdiğimde yürümeye başlayınca son kez arkamda bıraktığım kahkahalar korosuna baktım ve sabır diledim.
Yukarı çıkan merdivenlere yöneldiğimde Kuzey'in de yanımda olduğunu gördüm ve durmak zorunda kaldım-tabi ki çok dar oldukları için durakladım- "Ben geçeceğim." dediğimde kafasını olumsuz anlamda sallayan Kuzey'e baktım "İkimiz de geçebiliriz." 'Nasıl olacak', bakışlarım daha yeni hazırlamışken beni kucağına aldı ve yukarıya çıkartmaya başladı.
-daracık merdivenler-🙆🏻
ŞİMDİ OKUDUĞUN
What Is The Next?
Teen Fiction-What Is The Next?- Onu hayata bağlayacak hiçbir şeyin olmadığını düşünen Nergis yıllar önce hazırlamaya çalıştığı 'Ölmeden Önce Yapılacaklar' listesini şans eseri bulur ve gözden geçirip bunları uygulamaya başlamanın zamanı geldiğini düşünür. Ailes...
