Bölüm 14: Abhiman

162 7 5
                                        

Dışı sükûn ile zahir, derunu mahşer...

Çıkışa yönelen adımlarımı uzaktan gelen babamın sesi durdu. Yavaş yavaş dağılan kalabalığın arasında babamı bulduğumda eliyle yanına gelmemi işaret etti. Adımlarımı ona yönlendirirken yanında bir adam olduğunu farkettim. Epey yaşlıy.

Yanlarına gidip adam ile göz göze geldiğimde yaşlı adam tebessüm etti. Gözleri yüzümde hızlıca turlamıştı.

"Seni tanıştırmak istediğim biri vardı, kızım." Dedi adamı gösterek. "Bu Avşar Saraçoğlu." Dediğinde yaşlı adamın eline uzanıp avucuma aldım. Elini öpüp alnıma değdirdim. Babam birebir tanıştırdığına göre önemli bir şahsiyet olmalıydı.

Elini alnımdan uzaklaştırıp avuçlarımın arasına aldım. "Memnun oldum efendim, ben Turna."dedim.

Adam benden epey kısaydı. Elinde tuttuğu bastonundan destek olsada dik bir duruşu vardı. Aşağıdan attığı bakışları yüzümde gezindiğinde durduğum yerde gerilmeden edememiştim.

"Gözlerin," dedi. "Gözlerini annenden almışsın." dediğinde içimdeki çocuksu dürtülerin hepsi bir anda şahlanmıştı. Nasıl yani annemi tanıyor muydu? Nereden, nasıl? "Onun ki gibi asi ama yine deniz kadar durgun. Bakışların onun birer kopyası adeta."

"Siz annemi tanırmıydınız?" Dedim hemencecik.

"Evet tabiki de." Ses tonu ağırdı. Konuşurken kelimeleri güzelce vurguluyor, Türkçeyi şiirselleştiriyordu adeta. "Kendisiyle uzaktan akraba olurduk. Şimdi kızının böyle büyüyüp serpilmiş olarak görmek beni mutlu etti."

"Teşekkür ederim efendim." dedim. Karşımda annemle bağlantılı bir insanı görmek merakımı ve heyecanımı kampçılıyordu. Her zaman farklı insanlardan annemi dinlemek isteyen bir dürtüm vardı. Bunun en büyük sebebi o malikanede adının hiç geçmemesiydi. Hatıralarıda ortadan kaldırılmıştı zaten. Haliyle annem hakkında bir şey bilen, hatırlayan ve tanıyan insanlara bir çocuğun yemeğini gördüğündeki heyecanla yaklaşıyordum. Bu benim anneme olan yıllanmış açlığımın etkisiydi.

"Sizinle tanışmak benim için bir onurdur. Dilerseniz bir gün sizinle baş başa konuşup sohbet etmek isterim." Demiştim. Babam amacımı anında anlamış gibi dudaklarından adımı çıkarırken bunun bir uyarı niteliğinde olduğunu biliyordum. Gözlerimi önümdeki adamdan çekip ağırca babama bakıp kararlılığımı onu dinleyeneceğimi bildiren bir bakış atsamda ikna olmadığını biliyordum. Onu takan kimdi?

"Tabiki de küçük hanım, memnuniyet duyarım." Elimi uzatıp tekrar tokalaştığımızda sözleşmiş olmuştuk.

Bunun ardından tanıdığım bir kaç kişiyle daha vedalaştıktan sonra arabayı getirmesi için dışarıda valeyi bekliyordum.

Az ileride çalılıkların arasından zar zor olsa gözüme çarpan Avşar bey arabasına binmek üzereydi. İlginç bir adamdı. Kafamı eğip telefondan saate baktım. Tekrar kandırıp baktım o yöne. Hemen karşında Pars duruyordu. Konuşuyorlardı. Avşar bey iki elini önündeki bastonunda birleştirmiş ondan bir hayli uzun olan Pars'a bir şeyler söylüyordu. Pars ise kaşları çatılmış, onunla konuşan adamın dediklerinden öfke duyuyordu.

TURNABağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin