"Sonra bir kuş kurtuluyor kafasten
Bir adamın buz tutmuş yüreği ısınıyor
Bir çocuk ağlarken gülümsüyor
Aniden
Ben sana bakıyorum."
•••••
"Hoş geldin. Nikola bizi Atina'da bekliyor." dedi geminin güvertesinden bana seslenen Golden ve arkasındaki diğer iki adam.
"Gidelim," dedim gemiye binerken.
Ben şeytanlarımı uyandırdım, onlardan bir ordu yarattım. Kana susamış bu askerler birer piyon değil. Benim ordumdaki askerlere piyon demek haksızlık olur. Bazısı at ve fil, bazısı kale, bazısı vezirim. Ben bir şahım. Mat'ım... Onu arkamda bıraktım.
"İstanbul?"
"Bıraktığım gibi. Ve bir bilgiyi güncellemeni istiyorum."
"Sizi dinliyorum."
"Mat artık iki tane."
Karşımdaki kumral güzel çocuk şaşırmıştı, biliyordum, ama susmayı tercih etmişti. Hâlden anlıyordu.
"Kim olduğunu da işlememizi ister misiniz?"
"Hayır. İstanbul'u geri almak için döndüğümde yapacağız bunu."
"Siz nasıl emrederseniz."
••••
1.Gün...
Adamı bulduğunda bir duvar köşesinde baygın haldeydi. Bir çantayı ve birkaç kıyafet parçasını kucağına çekmiş, duvar dibine yığılmıştı. Silahı hemen elinin yanına düşmüştü. Adamın yarasını aradı. Bulduğunda ise küfretti.
Kalbine isabet etmiş olmasının olasılığı neydi?
Avcı'yı böyle görmek onun için şaşırtıcıydı. Kimse onu bu kadar zayıf düşmüş göremezdi. Ama bu adam, kız kardeşi için bir yara almış, sokak sokak onu aramıştı.
Hiç kimse fark etmemişti onların ne ara bu hâle geldiğini. Belki de kendileri fark etmemişti.
Elini adamın kanlı yarasına bastırıp akışı durdurmaya çalıştı. Kucağındaki kumaşı alıp oraya bastırdı. Nabzını kontrol etti. Ne kadar süredir buradaydı? Aklında kırmızı alarm çanları çalıyordu bu yavaşlıkla. Nefeslerini kontrol etti. Sık ama az az alıyordu. Kulağındaki telsize seslendi.
"Aslı ve Deren güvene alındı mı, ne durumdayız?"
"Evet efendim. Yaralıları çıkarıyoruz. Mahalle temizlendi. Bir birlik kaybolan tırları aramaya çıktı."
"Tamam, benim tarafıma bir araba gönderin acil. Ağır yaralım var burada. Pars Demiray yaşamalı."
Adamı sedyeye aldıklarında ameliyathaneye kadar sedyeyi takip edebildi. Son yirmi dört saat sancılıydı. Ameliyatı zordu.
Zira kurşun kalbine yakın bir yere temas etmişti. Sonra telefonuna gelen haberlerle sarsıldı. Deren hastaneye kaldırılmıştı, bilinci kapanmıştı.
Tırları aramaya çıkan sekiz adam ölmüştü. Tırlara düzenlenen bomba düzeneği sekiz adamın canını almıştı.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
TURNA
RomanceDeğişenin en büyüğü kendisidir insanın. Bıraktığı gibi değildir bir zamanlar esir olduğu kimliğin getirdiklerine artık. Bıraktıklarına da öyle. Kurallar değişmiş, insanlar değişmiştir. Ama en çok kendisi değişmiştir. Felaketin habercisi o. Acıma d...
