Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
🎡
“YETER ARTIK, ANLIYOR MUSUN YETER!"
Yağmur’un babasının sesi evin duvarlarına çarpıp yankılanırken küçük bedenini daha da duvarla dolap arasındaki boşluğa sıkıştırdı. Dizlerini göğsüne çekmişti, kollarıyla sarılmıştı kendine. Nefesini tutuyordu. Ağlamamak için, duyulmamak için.
“Bıktım artık! Sürekli içip içip eve gelip sızmandan bıktım Hakan!” Annesinin sesi titriyordu. Öfke kadar korku da vardı içinde. “Bir kızımız var, farkında mısın sen? Böyle davrandıkça senden nefret ediyor!”
Hayır, etmiyordu. Yağmur’un kalbi, nefret etmeyi bilmeyecek kadar narin bir şeydi. Ama kırılmıştı. Yüzlerce kez, binlerce kez...
O an Yağmur’un gözleri büyüdü. Karnındaki bebek... bir kardeşi olacaktı. Annesi dört aylık hamileydi. Ağzı açık kaldı. Annesi çok yorgun, sesi yutkunan bir kadın gibiydi artık.
“Senden nefret ediyorum.” Bu söz, Yağmur’un içinde buz gibi bir yankı bıraktı. Artık bir şeyler geri dönülemez şekilde kırılmıştı.
“Ne yapacaksın? Eski aşığının yanına mı gideceksin? Otur oturduğun yerde!”
Ve sonra… saçından tuttuğu gibi yere fırlattı annesini. Yağmur olduğu yerde irkildi. Çıkmak istedi, koşmak, annesinin elini tutmak, onu korumak... Ama annesinin sözleri kulağında yankılandı:
“Ben çık diyene kadar çıkmak yok tamam mı annecim. Baban çık dese bile çıkmak yok.”
“Nerede o kız? Onunla da görüşeceğim! Benden izin almadan dışarı çıkmak neymiş, göstereceğim.”
Yağmur ellerini dudaklarına kapattı. Titreyen küçük elleriyle, ağlamamak için kendini sıkıyordu. Sesi çıkarsa, o ses babasını kendine çekerdi. Susmalıydı.
“Nereye saklandın anası kılıklı? Neredesin?”Daha da küçüldü Yağmur. Sanki yok olursa kurtulacak gibi. Kalbi o kadar hızlı atıyordu ki nefes almak bile zorlaştı. Korku, bedeninde bir çığlık gibi dolaşıyordu ama sesi çıkmıyordu.
Saatler sonra..
Kapı sertçe çarptı. Sessizlik çöktü.
“Annecim, çıkabilirsin.” Ses tanıdıktı. Annesinin sesi. Güvenli, sıcak, yorgun ama koruyucu. Yağmur yavaşça yerinden çıktı. Annesi onu kucağına alıp yatak odasına gitti. Dolabın üstünden bir bavul aldı, sessizce kıyafetleri yerleştirmeye başladı. Küçük oyuncak ayısını da koydu bavula.