Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
🎡
Her sabah, başımın içinde yankılanan ağrılarla uyanmak bir işkenceye dönüşmüştü. Gözlerimi açtığım anda beynimdezonklayan bir sancı… Sanki biri kafamın içinde davul çalıyordu. Artık dayanamayacak noktaya geldiğimde, hastanenin yolunu tutmuştum. Bekleme salonundaki plastik koltukta sıramı bekliyordum. Adım anons edilince yavaşça ayağa kalktım.
"Yağmur Alin Kara mı?" dedi sekreter.
Başımı hafifçe salladım. “Evet.”
"Buyrun, Yağmur Hanım. Şikayetiniz nedir?"
Son günlerde sıklaşan baş ağrılarımı anlattım. Doktor beni dikkatle dinledi, ardından kısa bir muayene yaptı ve MRçektirmem gerektiğini söyledi.
Kafamda beliren binbir senaryo eşliğinde MR odasına yürüdüm. Oda boştu, soğuk ve steril. Cihazın içine girerken gözlerimi kapattım. O birkaç dakika sanki saatler sürdü. Sonunda görüntüleme bitti, eve döndüm.
Saatler sonra...
Sonuçlar çıkmıştı ama onları açıp bakacak hâlim yoktu. Dışarısı buz gibiydi ve bu soğuk baş ağrımı daha da azdırmıştı. Üstüne bir de burun akıntısı başlamıştı. Kafam yastığa gömülü, yorganın altında titreşen telefonumun sesine homurdanarak uzandım.