Harry, ismini atmanın ardından hızla Gryffindor Kulesi yerine annesi ve babasının geçici olarak kaldığı odasına yöneldi. Ellerini yumruk yapmıştı, öfkesini kontrol etmekte zorlanıyordu. Lily ve James'in odası, onların kokusuyla, aile sıcaklığıyla doluydu. Ama bu sıcaklık, Harry için yalnızca bir yüktü artık. Odanın kapısını açar açmaz kendini yatağa bıraktı. Tavanı izlerken kafasındaki düşünceler birbiriyle yarışıyordu.
Henüz birkaç dakika geçmeden kapı aniden açıldı. Gelen kişi, tahmin ettiği gibi Hermione’ydi. Öfkesi hala dinmemişti. Gözlerinde yalnızca öfke değil, derin bir hayal kırıklığı da vardı.
“Harry!”
diye bağırdı Hermione, kapıyı sertçe kapatarak.
“Ne yapmaya çalışıyorsun?”
Harry, gözlerini tavandan ayırmadan konuştu. Sesi alçak ama donuktu.
“Beni sorgulamaya katılmak için mi geldin, Hermione?”
Hermione öne bir adım atarak ellerini iki yana açtı.
“Evet! Çünkü sen mantıksız davranıyorsun! Ateş Kadehi’ne ismini atmak mı? Kendini göz göre göre tehlikeye atıyorsun!”
Harry yataktan kalkarak ona doğru döndü. Gözleri karanlık ve öfkeliydi.
“Bu benim kararım! Kimseye hesap vermek zorunda değilim.”
Hermione, sesini daha da yükselterek karşılık verdi.
“Sen bir karar aldığında bunun sonuçları sadece seni değil, herkesi etkiliyor! Aileni, arkadaşlarını… Beni!”
Harry’nin yüzündeki öfke bir anlığına yerini şaşkınlığa bıraktı, ama çabucak toparlandı.
“Seni mi etkiliyor? Benim hayatımla ilgili kararlarımın seni neden bu kadar ilgilendirdiğini merak ediyorum,”
dedi alaycı bir tonda.
Hermione’nin yüzü kızardı. Bu sefer utancından değildi.
“Çünkü seni önemsiyorum, Harry! Ama sen bunu anlamıyorsun. Hep kendini izole ediyorsun, her şeyi tek başına yapmak istiyorsun. Bu, yalnızca kendine zarar verir!”
Harry, ona doğru bir adım atarak sesi daha da sertleşti.
“Belki de yalnızca bu şekilde hayatta kalabilirim, Hermione. Kimsenin beni anlamadığı bir dünyada, yalnız olmak daha güvenli.”
Hermione’nin sesi titredi ama geri adım atmadı.
“Böyle konuşma! Bu, sana öğretildiği gibi davranmak demek. Ama sen... sen bundan fazlasısın!”
Harry’nin yüzü karardı.
“Beni tanıdığını mı sanıyorsun? Hiçbir şey bilmiyorsun, Hermione. Benim kim olduğum hakkında hiçbir fikrin yok.”
Hermione, onun gözlerine meydan okuyarak baktı.
“Bana söyle, o zaman! Neyi bilmiyorum?”
Harry, bir an duraksadı. Voldemort’un ismini, mirasını, kanını ağzına almak istemiyordu. Ama içinde biriken öfke, kelimelere dönüştü.
“Ben, senin düşündüğün kişi değilim. Benim kararlarım, benim yolum... Sadece bana ait. Kimse, sen bile, bunu değiştiremezsin.”
Hermione, bu sözlere karşılık sessizce onu süzdü. Derin bir nefes alıp yavaşça konuştu.
“Harry... neyi saklıyorsun?”
Harry yüzünü başka bir tarafa çevirerek göz temasından kaçındı. Sessizlik, odadaki havayı ağırlaştırdı. Hermione, bir adım daha atarak sesini alçalttı.
“Eğer gerçekten kim olduğunu bilmemi istemiyorsan, söyleme. Ama senin kendini yok etmeni izlemeyeceğim.”
Harry, dönüp ona baktı. Yüzü bir anlığına yumuşadı ama hemen yeniden donuk bir ifadeye büründü.
“Git, Hermione. Beni kurtarmaya çalışma. Bu, yalnızca seni daha çok incitir.”
Hermione, gözleri dolu dolu ona baktı ama artık konuşmadı. Kapıya yöneldi ve gitmeden önce son bir kez arkasına dönerek söz aldı.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Different Choices
قصص عامةYoldaşlığa ve aydınlığa ihanet eden Peter Pettigrew değildi. Bu sefer ihanetin asıl kaynağı oğulları için herşeyi göze alan James ve Lily Potterdı.
