32

94 8 4
                                        

Hogwarts’ın taş basamaklarından binanın girişine doğru inen Harry, siyah takımının yakasını düzeltti. Siyah kumaşın üzerine zarif, gümüş bir yaka iğnesi parıldıyordu. Pelerinini omuzlarından hafifçe geriye atarken Neville’a döndü.

“Salazar kontrolü elindeyken neleri kaçırdım, Neville?”
diye sordu alçak bir sesle, derin ama temkinli bir merakla.

Neville, ceketinin düğmeleriyle oynarken düşündü.

“Turnuva bayağı yankı uyandırdı. Okul saldırıya uğrayınca ve yarışmacılarından biri olan sen de zarar görünce tekrar çekilme karari alındı. Sadece bizim şampiyonumuz için..''
dedi ve ekledi.
“Medya yarışmacıların performanslarını övüyor. Özellikle senin hakkındaki hikâyeler… o kaba heriflerin bile etkileyici bir şey söylediğini duydum. Ve…”

Duraksadı, gözlerini kaçırarak pis bir sırıtışla devam etti.
“Bazı kızlar seni konuşuyor. Fazlasıyla.”

Harry’in yüzünde soğuk bir gülümseme belirdi.

“Medya manipülasyonu,”
diye mırıldandı.
“Hepimizin kullandığı bir araç.”

Neville, garip bir ifadeyle başını salladı.
“Ama halk seni gerçekten idol olarak görüyor. Tekrar adını atmakla Salazar sana büyük yardım etti. Herkes cesaretinden kararlığından bahsediyor. Onlara bu kadar etkileyici görünmenin nasıl hissettirdiğini merak ediyorum.”

Harry tam bir şey söylemek üzereydi ki, arkasından ayak seslerini duydu. Sözcükler dudaklarının ucunda asılı kaldı ve gözleri, taş merdivenlerden süzülen kıza kaydı.

Hermione, kırmızı saten bir elbise içinde adeta büyüleyiciydi. Omuzlarını açıkta bırakan zarif kesimi, kıvrımlarını sade ama etkileyici bir şekilde ortaya koyuyordu. Elbisenin bel kısmındaki ince gümüş işlemeler, Harry’nin takımındaki yaka iğnesiyle uyum içinde ışıldıyordu. Saçları, doğal dalgalar halinde omuzlarından akarken bir kısmı şık bir tokayla yarım toplanmıştı. Dudaklarında elbisesinin tonu kadar göz alıcı bir kırmızılık vardı.

Harry, olduğu yerde kalakaldı. Gözleri, kızın her adımında hareket eden elbisenin detaylarına takıldı. Kalbinin ritmi hızlanırken bunu belli etmemek için kendini zorladı.

Neville usulca öksürdü ama Harry’in bakışları Hermione’den ayrılmadı. Kız yanına geldiğinde, gözleri parlayan kahverengi irislerle buluştu.

“Merhaba, Harry.”

"Hoşçakal Neville. "

Harryin karşılıgı ile kıkırdayan Hermione, yumuşak ama kararlı bir sesle.
"Hazır mısın?"

Harry, derin bir nefes alarak kendine gelmeye çalıştı. Dudaklarında belirgin bir gülümsemeyle söz aldı.

“Her zaman hazırdım,” dedi. Gözleri kıza takılı kaldı.
“Ama galiba bu gece sen, savaş meydanında bile parlayacak kadar hazırsın.”

Hermione hafifçe gülümsedi. “Benimle rekabet etmek istemezsin, Potter.”

Harry, kolunu ona doğru uzatarak sırıttı.
“Savaşmıyorum. Teslim oluyorum.”

Balo salonu, Hogwarts’ın büyülü atmosferine yaraşır bir ihtişamla parlıyordu. Yüzlerce yüzen mum tavanda süzülürken duvarlardaki goblenler ve büyülü ışıklarla donatılmış süslemeler göz kamaştırıyordu. Büyük şamdanların arasından yankılanan hafif bir orkestral melodi, salona huzurlu bir hava katıyordu. Misafirlerin şık kıyafetleri, ortamın büyüsünü tamamlıyordu.

Harry, Hermione’nin elini kolunda hissederken salonun büyüklüğüne ve ihtişamına aldırmaksızın, yanındaki kızla konuşmaya devam etti.

“Biliyor musun..”
dedi Harry alaycı bir gülümsemeyle.
“bu kadar göz önünde olmak düşündüğüm kadar kötü değilmiş. Tabii, şu an yanımda olduğun sürece.”

Different ChoicesHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin