"Bu aramızda sır olarak kalacak değil mı? Çünkü-"
Kızıl kadının sözünü kadının eline dokunarak kesti.
"Mrs.Potter Harry nasıl biri olursa olsun bende saklı kalacak. Siz bana anlattığına kafa yorun. Babasıyla iletisime geçin.'"
Kızıl kadın gülümseyerek başını sallarken Hermione Lily'in dikleşen duruşunu,omuzlarını gördü. Bununla beraber kaşlarını çatarken kadın eşinin kızdan aldıkları anıyı damlattığı lavaboya ilerledi.
"Her biriniz gözlerimizi dört açın."
Remusun dediklerinin ardından dördü de geniş lavaboya başını koyarken Hermione derin bir nefes çekti. Kendi lavabosunun başında Harry'in anıları damlattığı yere huzursuz bir şekilde bakındı.
Göreceği şeyden korkuyordu. Harry hakkındaki şüpheleri büyük ihtimalle doğru çıkmıştı ve göreceği Harry onun Harrysi olmasa ne yapacağını kestiremiyordu. Çocuğun son anı aklına gelince hızla başını lavabodaki sıvıya daldırdı.
~~
Hermione bulunduğu zümrüt yesilli odaya bakınırken kaşlarını çattı. Baya pahalı ve görkemli bir yerdeydi.
Büyük salon, o gün her zamankinden kalabalıktı. Voldemort, toplantısını bir kenara bırakmış kendi tahtına yaslanmış şekilde çevresindekileri izliyordu.
Hermione gördüğü adamla tuttuğu soluğunu bırakırken onun baktığı yöne dondu. Karşısındaki dağınık saç öbeğine tek kaşını kaldırdı. Onların yanina giderken dikkatle bakindi.
Harry köşede, Lucius’un oğlu Draco ve Regulus’un oğlu Orion ile oyun oynuyordu. Ama bu oyun, alışılmış bir çocuk oyunu değildi. Üçü de oyuncak yılanları birbirine dolamış, en güçlü olanın kim olduğunu tartışıyordu.
“Benim yılanım bir Basilisk!”
diye bağırdı Harry, asasını havada sallayarak. Asasıyla hayvanların hareketini sağlıyordu.
“Seninki Basilisk olamaz. Babam, sadece Malfoy’ların Basilisk’i kontrol edebileceğini söyledi!” diye karşılık verdi Draco, burnunu havaya dikerek.
Orion, sakin ama kararlı bir şekilde yere oturdu ve oyuncak yılanını dikkatlice sardı.
“Benim yılanım ise bir ejderha kadar güçlü. Basiliskleri bile korkutabilir.”
Harry kaşlarını çattı.
“Yok artık! Ejderha Basilisk’ten güçlü olamaz!”
"Ben öyle diyorsam öyledir."
Bu sırada Lily ve Bellatrix, onları izlerken hararetle konuşuyorlardı. Lily’nin yüzünde bir anne şefkati vardı, Bellatrix ise gülüyordu. Hermione kahkahalarin geldiği yöne bakarken gördüğü kadınla Lilyin yakınlığına şaşkınlığı büyüdü.
“Şu küçük Regulus’un oğluna bak. Tam bir Slytherin gibi davranıyor!”
dedi Bellatrix, kahkahalar arasında.
"Gurur duyuyorum!"
“Onlar sadece oyun oynuyor, Bella,”
dedi Lily, hafif bir tebessümle. “Hem Orion oldukça zeki. Tıpkı Regulus gibi sakin ama bir o kadar da etkileyici.”
Bellatrix kaşlarını çattı.
“Sakin olmak, güç kazanmak için yeterli değildir Lily. Orion,halaya gel! Lily teyzene ders vermen gerek."
Hermione ona doğru geldiğini sandığı kadınla geriye çekilirken bu sefer başkalarını gördü.
James Potter, Lucius’un karşısında bir koltuğa yayılmış onları izliyordu. Sirius ve Remus yanına oturmuş, birbirlerine espriler yapıyorlardı.
“Şu çocuklara bak, James,”
dedi Sirius, gülerek.
“Harry, tam senin gibi iddialı. Ama sanırım Bellatrix’ten biraz fazla etkileniyor.”
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Different Choices
General FictionYoldaşlığa ve aydınlığa ihanet eden Peter Pettigrew değildi. Bu sefer ihanetin asıl kaynağı oğulları için herşeyi göze alan James ve Lily Potterdı.
