Beyaz tüllerin ardında yankılanan hafif ayak sesleriyle Harry gözlerini açtı. Başının içinde uğuldayan bir basınç vardı. Göğsü sıkışıyordu, kalbi düzensiz atıyordu. Derin bir nefes aldı, başını çevirdi ve onu gördü.
Hermione.
Boğazı düğümlendi. Bir an hareket edemedi. Iyiydi. Ama suyun altında onu bulamadığında hissettiği o keskin panik aniden geri döndü. İçini kemiren suçluluk, öfkeyle birlikte kabardı.
Birden yatağından kalktı, sandalyeye çökmüş Hermione'nin eline uzandı.
"Hermione..."
Sesi kısıktı ama içindeki fırtınayı gizleyemiyordu. Diğer eli titreyerek onun omzuna gitti, bir an tereddüt ettikten sonra onu kendine çekti. Hermione, uykulu bir şaşkınlıkla gözlerini açtı.
"Harry?"
Harry, başını onun saçlarına gömdü, gözlerini sıktı.
"Seni kaybettiğimi sandım."
Sesi çatallandı, nefesi düzensizdi. "Seni bulamadım. Orada olmalıydın. Ama yoktun.
Ve ben-"
Birden sustu, dişlerini sıktı. Öfkesini dizginlemeye çalışıyordu ama işe yaramıyordu.Hermione, gözleri hâlâ bulanık olsa da onun sırtını hafifçe sıvazladı.
"Ama buradayım, Harry. İyiyim."
Harry geri çekildi, bakışları öfkeli ve incinmişti.
"Nasıl iyi olabilirsin, Hermione? Eğer gerçekten orada olsaydın, bulurdum seni! Ama sen... Başka bir yerdeydin. Ve kimse bana bir şey söylemedi!"
Parmakları hâlâ avucundaki yüzüğü sıkıyordu, eklemleri beyazlaşmıştı.
"Bana söylemeliydiler! Benim bunu bilmem gerekiyordu!"
"Benim de son anda haberim oldu."
Hermioneye karşı soluk verdi.
"Ve kabul ettin..merlin."
Hermione, yorgun bir gülümsemeyle başını iki yana salladı.
"Önemli olan bu değil, şu an burada olmamız.. Sen buradasın. Ben buradayım. Ve bu önemli olan tek şey."
Ama Harry için yeterli değildi. Onu bulamamak, onu kaybettiğini düşünmek... Gözleri yeniden sertleşti.
"Bunun hesabını verecekler. Severus'a gidiyorum. Bunun nasıl olduğunu öğrenmem gerek."
Hermione derin bir nefes aldı.
"Harry, kendini harap etme. Biraz dinlen."
Ama Harry onu duymuyordu bile. Ayaklanırken, başını ona çevirdi ve bir an duraksadı. Yavaşça elini Hermione'nin yüzüne götürdü, başparmağı yanağında gezindi.
"Hemen geleceğim,özür dilerim. Seni yalnız bırakmayacağım. Söz veriyorum."
Hermione'nin gözleri yumuşadı.
"Bunu biliyorum. Ama sen de yalnız değilsin, tamam mı?"
Harry eğildi, yorgun kızın elini hafifçe dudaklarına götürerek öptü. Bir an daha kalmak istedi ama öfkesi ağır basıyordu. Kapıya yöneldi, içindeki alev onu ileri itiyordu.
Harry hızla revirden çıkıp yakınında olan merdivenlere yöneldi ve aradığı odayı anında buldu.
Kapıyı açar açmaz içerideki gergin havayı hissetti. Severus, odanın ortasında dikiliyordu, önünde Draco, Pansy ve Regulus duruyordu. Tartışmaları sustu, Harry'yi görünce gözleri ona döndü.
"Sana da iyi akşamlar, Prens Potter."
dedi Draco soğukça.
Ama Harry'nin sabrı tükenmişti. Kapıyı sertçe kapattı.
"Neler döndüğünü bana şimdi açıklayacaksınız. Hermione neden başka bir yerdeydi?"
Pansy gözlerini devirdi.
"Bu konuda her şeyi bilmek zorunda değilsin, Harry. Plan-"
"Plan benim."
diye kükredi Harry.
"Bunun hakkında nasıl hiçbir şey bilmem? Onun nerede olacağını bile bilmiyordum! Eğer zarar görmüş olsaydı? Ya sizin harika planınızda pürüzler çıksaydı? Siz orada bana bakıyordunuz! Biliyordunuz! Ama ben..."
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Different Choices
General FictionYoldaşlığa ve aydınlığa ihanet eden Peter Pettigrew değildi. Bu sefer ihanetin asıl kaynağı oğulları için herşeyi göze alan James ve Lily Potterdı.
