Harry'nin gözleri loş ışıkta açıldığında, çevredeki atmosferin tanıdık ama aynı zamanda tedirgin edici olduğunu hissetti. Kafasında yankılanan garip bir his, burada olmaması gerektiğini söylüyordu. Gözlerini kısarak çevresindeki karanlık, soğuk taş duvarlara ve gotik sütunlara baktı. Hemen ardından gelen güçlü bir aura, onun burasının Malfoy Malikanesi ya da başka bir sıradan yer olmadığını anlamasına yetmişti.
“Nerede olduğumuzu söyleyecek biri var mı?”
diye alaycı bir şekilde sordu Harry, gözlerini etrafına dikerek. Ancak sesi sert, soğuk ve içinde bariz bir meydan okuma taşıyordu.
Lily, Harry'ye bir an durup baktı, gözlerinde öfkeyle karışık bir korku vardı. Oğlunun tanıdık olmayan bu hallerine hâlâ alışamamıştı. Elini asasına götürerek söz aldı.
“Harry, bu… burası neresi biliyor musun? Daha önce geldik buraya?”
Sesi sertti, ama içinde annelik şefkatinin izleri de vardı.Harry annesine küçümseyerek baktı.
“Anladığınız kadar basit bir şey değil, anne,”
dedi alaycı bir tonda. Sonra yanında duran James’e dönerek, tek kaşını kaldırdı. Gözleri bir anda kıvılcım saçtı.
“Ya sen, baba? Bunun farkında mısın? Yoksa yine birilerinin sana ne yapacağını söylemesine mi ihtiyacın var?”
James, oğlunun alaycı sözlerine daha fazla dayanamayıp öne doğru bir adım attı. Harry’nin kibirli gülümsemesi sinirlerini iyice germişti.
“Kes sesini. Biz oğlumuz için buradayız, aptalca oyunlar için değil,”
diye bağırdı, sesi otoriter ama içinde biriken öfkeyi saklayamayacak kadar sertti.
Harry, bir adım geri çekilip kahkaha attı.
“Ah, harika! Baba oğul dövüşü he? Oğluna dövüşmeyi öğreten kişi, şimdi oğlunu durdurmaya mı çalışıyor?”
"Sen benim oğlum değilsin."
"Hadi be öyle olduğumu düşünüyordum!"
James, Harry’nin söylediklerini sindiremeden Harry aniden tekme savurdu. James, refleksle geri çekildi ama Harry'nin saldırısını tam anlamıyla engelleyemedi.
“Yüzyıllık iskeletsin,yaptığın şeye bak?”
Harry bu kez asasını çekti, hızlıca bir hamle yaparak babasına saldırdı. James, kalkan büyüsüyle saldırıyı savuşturdu ama Harry’nin saldırganlığına yetişmekte zorlanıyordu. Salazar bunun sevincinde adamı zora sokmak için söz aldı.
“Ne yapıyorum, baba? Sadece öğrendiklerimi uyguluyorum,” dedi Harry, sinsi bir gülümsemeyle. Ardından “Expulso!” diye bağırarak James’in üzerine güçlü bir patlama büyüsü gönderdi. James, bu büyüyü zar zor savuştururken Harry’nin kahkahası malikanenin duvarlarında yankılandı.
James, öfkeyle ileri atıldı ve yumruğunu savurdu. Ancak Harry, babasının yumruğunu çevik bir hareketle engelleyerek yan tarafa sıçradı.
“Bana dövüşmeyi sen öğrettin!” diye alay etti Harry, asasını savurup James’i geri iten bir itiş büyüsü yaptı.
"Oğlum değilsin."
Lily, olanlara daha fazla dayanamayarak araya girdi.
“Harry! Yeter,bizi duy! Biz senin aileniz!”
diye bağırdı, sesi yankılanırken gözyaşları boğazında düğümlendi. Ancak Harry, annesinin sesine hiç aldırış etmedi, gözleri babasına dikili kaldı.
“Benim ailem mi? Gerçekten mi?” diye alaycı bir şekilde güldü Harry.
“Salazar Slytherin’in varisinin bir aileye ihtiyacı yoktur.”
James, kendini toparlayarak bir kez daha oğluna baktı.
“Harry, bizden biri. Salazar’ın değil. Ve bunu sana hatırlatmak için ne gerekiyorsa yapacağım.”
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Different Choices
General FictionYoldaşlığa ve aydınlığa ihanet eden Peter Pettigrew değildi. Bu sefer ihanetin asıl kaynağı oğulları için herşeyi göze alan James ve Lily Potterdı.
