18

50 5 1
                                        

~~~

"Doktor, hastasının düşündüğünden daha çabuk toparlandığını belirterek, "Kaburganızdaki çatlak için bir süre dinlenmenizi öneririm. Tırnaklarınızın çekildiği parmakları sudan uzak tutun, yanıkla—" diye devam etmek üzereydi ki, Yavuz'un bezgin sesi sözünü kesti.

"Doktor bey, teşekkürler. Gerisini biz hallederiz. Önemli bir şey olursa karakolda doktorlar zaten var."

Doktor, Yavuz’un beklenmedik müdahalesiyle bir an duraksadı. Gözleri önce Çakır’a, sonra Gökhana kaydı. Ancak ikisinden de bir tepki gelmeyince hafifçe başını sallayarak, "Tamam o zaman, geçmiş olsun," dedi ve odayı terk etti.

Kapının kapanmasıyla birlikte Çakır, gözlerini birkaç saniye Yavuz’un üzerinde gezdirdi. Yüzünde hiçbir duygu belirtisi yoktu. Ardından sertliğinden ödün vermeyen sesiyle Gökhana dönerek konuştu:

"Ben generali bilgilendireceğim. Siz hazırlanın. Gülşah ve Aytac’a da haber verin. On beş dakika içinde çıkıyoruz."

Gökhan ise tereddütsüz karşılık verdi:
"Emredersiniz, komutanım."

Çakır odadan çıktığında çevresine kısa bir bakış attı. Son birkaç gündür şüpheli birine rastlamamıştı, ancak bu her şeyin yolunda olduğu anlamına gelmezdi. Dikkati asla elden bırakmamalıydı.

Etrafın güvenli olduğundan emin olduktan sonra hastaneden ayrılıp bahçenin sakin bir köşesine yöneldi. Cebinden telefonunu çıkararak generalin numarasına dokundu. Çağrı birkaç kez çaldıktan sonra karşı taraftan tanıdık, otoriter bir ses duyuldu.

“Evet, Çakır. Son durum nedir?”

Çakır hiç vakit kaybetmeden raporunu sundu:
“Yavuz taburcu oldu. Birazdan hastaneden çıkıyoruz. Emre, karakolun ve çevredeki köylerin sakinliğini koruduğunu bildirdi.”

Generalin derin nefes verişi telefondan net bir şekilde duyuldu. Ardından, sesine yansıyan rahatsızlıkla konuştu:

“Köydeki köstebekler başımızı fazlasıyla ağrıtacak. Köylüleri dolduruşa getiriyorlar.”

Birkaç dakika daha süren konuşmanın ardından Çakır, sonlanan aramayla birlikte telefonunu cebine koydu ve hastaneye yöneldi. Odaya girdiğinde, timin hazır olduğuna kanaat getirdi. Fazla vakit kaybetmeden geri çıktığında diğerleri de sessizce peşine takıldı.

Askeri araca bindiklerinde, motor çoktan çalıştırılmıştı. İçeride derin bir sessizlik hâkimdi. Yavuz ve Gülşah, anlamı ağır bir bakışmanın içindeydiler. Gökhan, komutanının olağanüstü sinirli olduğunu fark etmiş, yersiz şakalarını bir kenara bırakmıştı. Aytac ise her zamanki gibi sessizliğe gömülmüştü.

Uzun yolculuğun ardından tim, nihayet birliğe ulaştı. Kapının önünde, onları bekleyen diğer tim üyeleri ve Başçavuş Hüseyn göze çarpıyordu.

Araçtan ilk inen Çakır oldu. Ayaz ve Mert, vakit kaybetmeden Yavuz’un inmesine yardımcı olmak için hızla araca yöneldi.

Yavuz, temkinli bir şekilde araçtan indi. Hemen arkasından Gökhan, Gülşah ve Aytac da sessizce dışarı çıktı.

"Gidip dinlenin. Saat sekizde arkadaki depoda toplanın. Yanınızda hiçbir elektronik eşya olmasın. Yavuz, sen önce revire git." Çakır, emrlerini kararlı bir tonla dile getirdi ve vakit kaybetmeden odasına yöneldi. Emre ise tereddütsüz onun peşinden gitdi.

Gülşah, Yavuz’un koluna girerek revire giderken diğerleri de yorgun bedenlerini dinlendirmek üzere odalarına çekildi. Gece, henüz başlamamıştı ama yaklaşan saatler, huzur vaat etmiyordu.

***

(Saat 20:02)

Depoda toplanan tim sessiz bir şekilde Çakırı bekliyorlardı. Açılan kapıylada Yavuzdan başka hepsi duruşunu düzeltdi. Yavuz kalkmak için hareketlensede Çakırın ona yönelik 'rahat' emri ile oturmaya devam etdi. Timin diğer üyelerine göz gezdirdikden sonra onlarada rahat emrini vermeyi ihmal etmedi.

Emre elindeki orta büyüklükteki haritayı eski bir masanın üzerine serdiği gibi tip masaya çok yaklaşmayacak şekilde etrafına toplandı.

Emrede , Çakırın emri ile cebindeki kurşun kaleni çıkararak konuşmaya başladı.

"Bize en yakın olan köy şimdilik en sakin köy. Ondan biraz ilerideki köy ise en çok olay yaşanan köy. Diğer köylerde bu köye nazaran daha sakin." hem konuşup hemde kurşun kalemle köylerin yerlerini işaretliyordu.

"Ama Yavuzdan sonra ortalık hiç olmadığı kadar sakin." konuşmasını bitirmesiyle hepsi Çakıra bakmaya başladı. Burda komutanlarının düşüncesini merak ediyorlardı.

Çakır haritaya biraz daha baktıkdan sonra düşünceli bir ifadeyle konuşmayı başladı.

"Bu itlerin bu kadar uzun bir süre sessiz kalmaları hiç normal değil. Bir şeyler planlıyorlar. Ya köylülere yönelik bir plan ya da "

"Ya da?" Ayaz hiç bir ifade belirtmeyen yüz ifadesiyle sorduğunda cevabı gecikmedi.

"Ya da bize yönelik bir plan"

***

(Saat 07:05)

Güneş yeni yeni doğmaya başlamışdı. Sabahın ayazı insanları sıcak yataklarından çıkmakdan vazgeçiriyordu. Tabii bu kesime askerler dahil değildi.

Birlikteki askerler sabah antrenmanını yaparken Avcı timide arka tarafda dövüş talimleri yapıyordu.

Gülşah Mertle dövüşürken, Ayazda Emre ile talim yapıyordu.  Diğerleride sıranın kendilerine gelmesini bekliyordu.

Yavuzda revirde müayine oluyordu. Yaraları iyileşene kadar dinlenme izni vardı.

Mertler talimi bitirdikden sonra sıradaki kişiler olarak Gökhan ve Aytac yerlerini almışdı. Onlar dövüşe başlarken Çakırda onları dikkatli dikkatli bir şekilde analiz ederek yanlış yaptıkları yerleri sertçe uyarıyordu.

Tabii tesadüfen yanlış yapıyorlardı. Hepsi çok iyi asker oldukları için şuan buradaydılar.

Aytac bile buraya gelmek için çok fazla talimlerden geçmiş, sınavlara maruz kalmışdı.

Gökhanla olan yarım saatlik talimin bitmesiyle koşuya başlamışlardı. Birliğin etrafında 6. turlarını tamamladıklarında son bir saatde şınav çekmekle ilgilenmişlerdi.

En sonunda talim bitdiğinde saat 10 u çeyrek geçiyordu.

"Gidin kahvaltınızı yapın" Çakırın emri ile tim içeriye geçtiler.

Üstlerini değiştirip yemekhaneye geçtiklerinde bir kaç er'in yemek yediğini gördüler. Geç kaldıkları için bir çok er yemeklerini bitirip işlerinin başına dönmüşdü.

Kahvaltı tepsilerini alıp yerlerine geçtiklerinde Yavuzda onlara katılmışdı. Gökhan garip şakalarından yaparak ortamdaki sessizliği bozarken diğerleride komik buldukları şakalara gülerken ortam gayet iyiydi. 

Yan tarafdaki er'ler biten kahvaltıları ile yerlerinden kalkarken komutanları 'afiyet olsun' demeyide ihmal etmediler.

Bir kaç adım atmışlardı ki ortama yayılan silah sesleri ile camların parçalanarak yeri boylaması aynı ana denk geliyordu

Ve tabi bir üniformanın kanla kaplanması...







•••

Selamlarrr

Yazım yanlışları için üzgünümm

Uzunn bir aradan sonra yeni bölümle karşınızdayımmm

Kısa bir bölüm olmasının sebebi '18' bölümün iki parçadan oluşması

Yani diğer bölüm bu bölümün devamı gibi olucakkk

Bundan sonra elimden geldiğince düzenli bölüm atmaya çalışıcammm

Sizleri çoook seviyorummm

Kendinizee iyi bakınnn

💋🥰

Yayımlanan bölümlerin sonuna geldiniz.

⏰ Son güncelleme: Mar 27, 2025 ⏰

Yeni bölümlerden haberdar olmak için bu hikayeyi Kütüphanenize ekleyin!

Bayrak Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin