Ben Meriç Kaya. O herkesin dilinde dönüp dolanan Şizofren. Şizofren değilim kafamdakileri açıklayamıyor, dilimin ucuna getiremiyorum. İnsanlar beni anlamıyor ya da anlamak istemiyor. İnsanlara güvenmezdim insanlar da bana güvenmezdi.nAma ben her ro...
Merhabaaallarrrr <3 Yepyenii bir bölüüm. Final için Son iki bölümümüz kaldııı. upuzunn bir bölüm ile başbaşa bırakıyorum!! Satır arası yorumlarınızıı lütfen eksik etmeyin hepsinii tek tek okuyor olacağımm!
Kitaplarımdan haberdar olmak için beni wattpad hesabımdan takip edebilirsiniz <3 çokçaaa öpüldünüzzz
Bölüm Şarkısı- Yüzyüzeyken konuşuruz/ Yine de
Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
61.Bölüm
Meriç arabanın önünden dolanıp belimden tutarak eve doğru yürütmeye başladığında, nefesim yaşadığım gerginlikten dolayı çarpıntımla aynı düzensizlikteydi. "Pes etmeyecek Meriç." Mırıldanışımın ardından Meriç gözlerime bir kaç saniyeliğine bakmış ve binanın içerisine girerek asansöre binmiştik. Bir şey diyememişti ama o da gergindi. Belli ettirmemeye çalışsa da ben hissetmiştim.
Asansörden indiğimizde, cebindeki anahtarı çıkarıp, anahtarı deliğe yerleştirerek kapıyı açtı. Geri çekilip ilk önce benim geçmeme izin verdi. İçeriye girip ayakkabılarımı indirirken Meriç ağzının içinde homurdanıyordu, "Sadece korkutmak içindi belki de..." dedim içimizi yalan bir şekilde rahatlatmaya çalışarak. Meriç ile salona geçerken, "Hayır, şansları olsaydı arabamızın önüne kırar seni alırlardı. Korkutmak değil bu. Seni istiyor." Koltuğa oturduğumda Meriç'in beyaz kedisi koltuğa atlayarak benim üzerime çıktığında surat ifadem tamamen değişmişti. "Ah! Seni çok özlemişim!" Bembeyaz kedi kendini bana sevdirirken yerdeki kahverengi kediyi de Meriç kucağına alarak oturdu. Kediyi dizlerinin üzerine yerleştirerek çenesinin altını sevmeye başladı. "Hiç kendinizi göstermiyorsunuz neredesiniz siz!"
Kucağıma alarak havaya kaldırıp sağa sola salladım. "Söyle neden saklanıyorsun? Yoksa bizi unuttunuz mu?" Dedim geri göğsüme yerleştirip sarılarak. Kedileri çok özlemiştim!
"Unuttunuz bizi. Belki Meriç'i bile unuttunuz. Öyle mi? Söyle bana." Kedi beni tırmalayarak üzerimden atlayıp, halının ortasına kendini bıraktı. "Unutmuşlar." Dedi Meriç'te. Meriç ayağa kalkıp üzerindeki lacivert gömleğin düğmelerini açıp üzerinden çıkararak sandalyeye bıraktı. Üzerinde şimdi siyah vücudunu saran bir kısa kollu tişört vardı. Meriç'in sırtından başlayan omzunda biten dövmeleri açıktaydı. "Meriç belki de korkuttu gerçekten de." Sinirle kaşlarını çattı. "Adamlar önümüzü kesiyordu Pera! Eğer eve yaklaşmasaydık ve polisi görmeselerdi neler olacağını tahmin bile edemiyorum! Ayrıca korkutmaya çalışsa da fark etmez ki! Adam uğraşıyor!" Sesimi çıkaramadığımda, "Keşke onu bırakmasaydım." Dedim pişmanlığımı dile getirerek.
Hayatımda yaptığım en gerizekalıca şey ona inanmaktı. Şimdi bir evin içine tıkılı kaldıysak bu benim yüzümdendi. "Kendini suçlama. Ona bakılırsa ben o adamı hapis etmek yerine polisi aramalıydım." Meriç pencerenin önüne geçerek bir kaç dakika o şekilde dışarıyı izledi. Meriç telefonunu çıkararak, birine mesaj yazdı. "Kime yazıyorsun?" Diye sordum. "Batuhan'a. Gelirken polissiz gelmesin diye." Deyip telefonu cebine yerleştirdi. "Neyse.." dedi iç çekerek. Başını bana çevirip sol gözünü kırpıp, "Ne yapalım. Ev şartları içerisinde?Balkona çıkabiliriz. Kedilerimiz var. Kahvemiz de." Dediğinde ağlanacak halimize seslice gülmeden edemedim. Meriç'te sinirleri bozulmuş gibi gülmeye başladığında bir kaç dakika kendimizi tutamamıştık. Gözlerim yanımdaki tekli koltuğun arkasındaki poşete kaydığında, "Şu koltuğun arkasındaki ne?" Demem ile gülüşü yavaş yavaş sönüp, elini ensesine atıp, "Şey ya.." deyip koltuğun arkasındaki poşeti aldı. "Ne?" Dedim poşetin içini kendime çekip bakarak. İçerisinde bembeyaz kocaman bir Zambak ve Nilüfer çiçek buketi vardı.