Ben Meriç Kaya. O herkesin dilinde dönüp dolanan Şizofren. Şizofren değilim kafamdakileri açıklayamıyor, dilimin ucuna getiremiyorum. İnsanlar beni anlamıyor ya da anlamak istemiyor. İnsanlara güvenmezdim insanlar da bana güvenmezdi.nAma ben her ro...
Bölüm Şarkıları- Metro/ Mevsim Sonbahar SYML/ Where is my love Glimmer of blooms/ Can't get your you out of my hand
Bol Boll yorumlarınıızııı görmekk istiyorımm bölüüüm uppuuzunn şimdiden keyiflii okumalar!!✨
Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
60.Bölüm
Meriç beni korumak ister gibi önüme geçtiğinde, Ateş yanına gelmemi isteyen bir şekilde yanını işaret etti. Ateş'in yanına geçtiğimde konuşmaya başladı. "Meriç bir kenara, Onur abi, Pera'yı asla vermem. Bunun olasılığı yok." Onur Aksel sıkışmış bir şekilde koltuğa oturup eliyle sakallarını ovuşturdu. Onur,"Bu salonda bulunan herkes tehlikede." Ateş çözüm bulmuş gibi kaşlarını kaldırarak "Şöyle yapıyoruz o zaman ben Pera'yı alıp gidiyorum." Meriç, Ateş'in bulduğu çözüme sinir bozukluğu ile gülerek karşılık verdi. "Ne saçmalıyorsun? Direkt sokağın ortasına çık ben buradayım de! öyle daha çok güvende olursunuz." Ateş iki elini beline yerleştirdi. "Kimseyi yakmak gibi bir niyetim yok. Mete haklı." Meriç, gözlerini Ateş'in gözlerine kilitlemişti.
"Ateş. Ben de bu işin içindeyim. İstesen ne de istemesen de üçümüz herkesten daha çok tehlikedeyiz." Onur Aksel iki elini kargaşayı durdurmak istercesine kaldırdı. "Şöyle yapıyoruz. Beni lafımı bölmeden iyi dinleyin. Hiçkimse Engin bulunana kadar tek başına asla ama asla dışarı adımını atmayacak. Kızlar özellikle size söylüyorum." Deyip Onur bir Melis'e bir bana baktı. "Engin en çok zaaftan vurmak isteyecek. İkiniz de dışarı tek çıkmayacaksınız bu konuda anlaştık mı kızlar? Bu adamın şakası yok." Melis ile aynı anda başımızı sallarken Onur, tehlikede olduğumuzu idrak etmemizi istiyordu. "Erkeklere gelince. Meriç ve Mete kardeşler birbirlerinden şu an nefret ettiklerini sansalarda, ikinizde tek başınıza çıkmayacaksınız beni anlad.." Mete hemen karşı çıktı. "Ben Meriç ile hiçbir yere gitmem!" Diye sesini yükseltti. "Ben sana bayılıyorum zat.." Onur Aksel, Meriç'in lafını bağırarak kesti.
"Mete! Çocukluğu kes! Bir kişinin daha ölümünü görmeye niyetim yok! Özellikle oğullarımın! Asla tek çıkmayacaksınız. Duydun mu beni Mete?" Mete kollarını birbirine bağlayıp gözlerini tahammül seviyesinin zorlandığını belli ede ede devirdikten sonra Onur Aksel gözlerini Ateş, Orkun ve Batuhan'da dolaştırdı. "Size gelince. Batuhan'ı yalnız bırakmayacaksınız. Anladın mı Ateş?"
Ateş dehşetle Batuhan'a baktı. Kendisinin ne alaka olduğunu anlamaya çalışıyordu. Ateş'e zorla bir şey yaptırmak mı?
Neredeyse imkansız.
İki kolunu kaldırarak Batu'yu işaret etti. "Ben Batuhan'la konuşmaya tahammül bile edemiyorken, beni nasıl onunla aynı kefeye koyarsın! Orkun ile birlikte çıksınlar! Beni karıştırma! Ben sadece Pera'dan sorumluyum!"
Onur Aksel ayağa kalkıp tahammülsüzce, Ateş'in üzerine yürüdüğünde Meriç, babasının kolundan tutmuştu. Belki de Ateş'i döveceğini falan sanmıştı. Onur Aksel bugün çok sinirliydi. "Bana bak Ateş. Şaka yapmıyorum beni anlıyor musun? Batuhan'ı dışlamanın sırası değil. O çocuk sayesinde Hilal'in yaşadığını öğrenmiştik! Geçmiş de herkes bu odada hata yaptı! En başta benim oğullarım! Melis, Orkun ve sen de! Bu işin şakası yok neden hiçbiriniz anlamıyorsunuz beni!? Hepiniz birbirinizi koruyacaksınız. Zorundasınız! Batuhan'ın kaybolması demek, bizim içimizde neyin olup olmadığını bilmesi demek Engin'in! Nasıl işkencelerle konuşturur tahmin bile edemezsiniz şu çocuğu! Eğer Pera'yı vermek istemiyorsan katlanacaksın!" Ateş kendine gelmiş gibi yavaşça yutkunduğunda, Batuhan ile kısa bir bakışma yaşadı. Batuhan da korkmuştu.