Ben Meriç Kaya. O herkesin dilinde dönüp dolanan Şizofren. Şizofren değilim kafamdakileri açıklayamıyor, dilimin ucuna getiremiyorum. İnsanlar beni anlamıyor ya da anlamak istemiyor. İnsanlara güvenmezdim insanlar da bana güvenmezdi.nAma ben her ro...
Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
31.Bölüm
Kazadan 9 Gün Önce
Mete, Batuhan'ın kendisini astığının görüntüsünü görmesinin üzerinden, olduğu yerive gördüklerini algılaması çok uzun zamanını almamıştı.
Elindeki poşetleri yere fırlatmasıyla Batuhan'a koşarak her iki bacaklarının dizinin üzerinden sıkıca kollarını sararak, Batuhan'ın vücudunu havaya doğru kaldırdı.
"Batuhan!" Mete'nin korku dolu çığlığına şaşkınlıkta eklenmişti. Batuhan'ı havaya kaldırmasıyla Batuhan çok az da olsa daha derin bir nefes almıştı. "Ne yapıyorsun lan sen!? Ne yapıyorsun!?" Batuhan o anın verdiği gerginlikle fazlasıyla titreyen elleriyle ipi çözemiyordu. Mete bir kaç saniye ne yapacağını düşündü. Batuhan'ın bastığı ortası kırık sandalyenin içerisine giren ayağına baktı. "Batu" dedi Mete nefes nefese
"Seni tutabildiğim kadar tutacağım yukarıya doğru diğer ayağınla, ayağını sandalyenin içerisinden çıkart ben seni tutuyorum." Mete Batuhan'ın bacağına sarılmıştı Batuhan bir kaç saniye ne yapacağını düşünmeye çalıştı çünkü; vücudundaki alkol oldukça fazla ve bu durumdan ötürü çok çabuk düşünemiyor, cevaplayamıyordu.
Mete'nin dediğini yapmaya karar vererek hava da olan sağ ayağını kaldırıp, kırık olan taburenin biraz yanına ayağını yerleştirerek baskı uygulayıp, sol ayağını kırığın içerisinden biraz olsun canı acıyacak derecede çıkardı. "Beni dinle! Taburenin sağlam olan iki yanına bas, ben ipini çözeceğim beni anlıyorsun değil mi?" Batuhan Tepki vermediğinde Mete, Batuhan'ı sarstı
Batu Başını onaylayarak gözlerinden yaş akıtmaya devam ederek ayağını dikkatlice taburenin kırık olmayan her iki tarafın uç köşesine yerleştirdiğinde şimdi daha rahat nefes almaya başlamıştı. Mete'nin omuzlarından başlayarak kollarına kadar bir ağrı geçmişti çünkü; Batuhan'ın boynuna bağladığı ipin bir kaç santim yukarıda tutmak zorundaydı bu tüm Batu'nun bedenini tamamen omuzlarında ve kollarına taşımak demekti.
Mete, Batuhan'ın daha rahat bir nefes aldığının farkına varmasıyla sarıldığı bacaklarını yavaşça bırakıp, parmak uçlarında yükselip Batuhan'ın boynuna sarıp düğümlediği ipi çok dikkatli bir şekilde çözüp, boynundan çıkartmasıyla o anın siniriyle Batuhan'ı sandalyenin üzerinde gövdesinden ittirerek yere canı acıyacak derecede düşmesini sağladı. "Ne yapıyorsun lan sen!?" Batuhan üst üste öksürürken bir eli boynundaydı. "Deli misin sen? lan! deli misin! kafayı mı kırdın!"