Ben Meriç Kaya. O herkesin dilinde dönüp dolanan Şizofren. Şizofren değilim kafamdakileri açıklayamıyor, dilimin ucuna getiremiyorum. İnsanlar beni anlamıyor ya da anlamak istemiyor. İnsanlara güvenmezdim insanlar da bana güvenmezdi.nAma ben her ro...
Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
2.Bölüm. Kış mevsimi öyle keskin ve soğuktu ki; eserken derimi ezip geçtiğini hissediyordum. Ağacın dallarındaki yapraklar şiddetle sallanırken rahat bir tavırla elimdeki içi çikolata dolu poşeti taşıyordum. Yoldan birkaç araba hızlı şekilde geçerken, adımlarımı evime doğru kendimden emin bir şekilde atmaya devam ettim. Evime yaklaştığımı artık fark ettiğimde olduğum yerde durup, kırmızı montumun cep yerinden anahtarımı çıkararak yürüdüm. Diğer elimde olan telefonumun ekranını açıp saati kontrol ettim.
19.14
Akşam olmaya yakın olduğundan sokakta ışıklar çoktan yanmış, yağmur çiselemeye başlamıştı. Şapkamı kafama geçireceğim sırada ilerde boş sokakta yanan bir ışık gördüm, bu ışığın nedeni sokak lambalarından biri değildi. Müstakil bir evin kapısı açık ve orada ışık sızıyor olmalıydı. Boş sokakta ilerlemeye devam ettiğimde tahmin ettiğim gibi kapıdan ışık sızıyordu eğer evde birileri varsa kapının açık olması çok saçmaydı.
Kaşlarımı çatıp olduğum yerde durup kafamı kapının ardında ne olduğunu görmeye zorladım. Oldukça uzun koridor tamamen aydınlıktı. Lüks bir şekilde dizayn edildiği çok belliydi. Kapının hemen girişinde gümüş tablolar vardı. Duvarın rengi mat gri olduğundan duvardaki tablolar ile uyum içerisindeydi.
Acaba girmeli miydim? İçeride biri var mıydı? Tek bir çıt çıkmıyordu. Biri çıkarken arkasından kapıyı kapatmayı unutmuş olabilir miydi?
Girmek ve girmemek arasında kalırken merakıma yenilip yavaş bir şekilde ilk adımımı evin içerisine attım. Koridoru tamamen süzerek çok ağır ve tedirgin adımlarla ilerlemeye devam ettim. Çok şiddetli bir ses çıktığında tamamen buradan uçup gidecektim ama buradaki bana gelen güven, ortamın sessiz olmasıydı.
Biraz daha ilerleyip kafamı çevirdiğimde siyah bir ferforje olduğunu gördüm bir an duraksayıp çıkıp çıkmamak arasında kaldım. Ama zaten buraya kadar gelmemiş miydim? Yukarıya çıkıp ne olduğunu görsem bir şey değişmeyecekti.
Elimi korkuluklara koyarak merdivenleri çıkmaya başladım. Üst kat alt kata göre daha dizayn içerisindeydi.
İkinci kata tamamen siyah duvar kağıtlar uygulanmıştı bu garipsememe neden oldu. Tablolara dikkatlice baktığımda kara kalem olduklarını fark ettim. Bu evde yaşayan her kimse duvardaki tabloları çizen kişi o olmalıydı.
Koridorun sonunda altın renginde olan bir koltuk vardı ve kenarları bordo ile döşenmişti. Birkaç yere daha küçük çizim eşyaları eklenmişti..
Siyah bir kapı olduğunu gördüğümde elimi kapının kolunun üzerine koyup yavaşça kolu indirip, kapıyı araladığımda oda kapkaranlıktı. İçeriye girip kapıyı kapatmadan ışığı bulmaya çalıştığımda elim yuvarlak bir şeye dokundu. Düğmeyi yavaşça çevirip ışığı yaktığımda oda aydınlandı.