Ben Meriç Kaya. O herkesin dilinde dönüp dolanan Şizofren. Şizofren değilim kafamdakileri açıklayamıyor, dilimin ucuna getiremiyorum. İnsanlar beni anlamıyor ya da anlamak istemiyor. İnsanlara güvenmezdim insanlar da bana güvenmezdi.nAma ben her ro...
"Hiçbir şeyim." Başım ağrıyormuş gibi şakaklarımı ovuşturmaya başladım. "Biraz başım ağrıyor." Diye mırıldandım elime kalemimi alarak. "Salak mı görünüyorum?" Deyip gülümseyerek yeşil gözlerini üzerime dikti. "Hayır." Dedim ben de kıkırdayarak.
"Bizden sonra, Meriç mi bir şey dedi?" Diye sorduğunda, saçımdaki tokayı açıp en baştan toplamaya başladım.
"Saçmalıyor işte." Diye cevap verdim.
"Onun bu halleri normal artık. Boşver kafana takarsan manyak olursun bak."
"Takılmayacak gibi değil." Dedim.
"Bak ben az çok anlayabiliyorum. Meriç bir tek sana garip bakıyor yani bulaşıyor, ne İrem, ne ben, ne de bir başkasına sana baktığı gibi bakmıyor. Bunun farkındayım yani olur da bir şeye ihtiyacın olursa bil ki Meriç'e karşı çıkarım." Deyip yumruk yaptığı elini bana uzattı. Samimi bir şekilde gülümseyerek yumruğumu tokuşturdum.
"Teşekkür ederim Melis güven verici bir konuşma oldu. Kötü işlerimi seninle yapacağım artık." Dedim gülerek.
"Bu benim için onur, kaos severim." O sırada sınıfın kapısından gelen Batuhan'ı gördüm Meriç yanında değildi.
Bugün İrem gelmeyecekti ve Melis İrem'in yerine oturmuştu. Batu, Melis'in yanına kurulup çantasını fırlatarak yere attı.
"Omzum koptu!" Dedi iki elini beline koyarak.
"Sana da günaydın." Dedi Melis kaşlarını kaldırarak. "Günaysa sana da günaydın derdim çakma sarı." Melis saçlarını eline alıp Batu'ya gösterdi.
"Bak canım! Ben çakma değilim, ben sarışınım üzerine sadece kendi rengimi boyatıyorum beynin bastı mı?"
"Ya he, he" dedi umursuzca önüme dönüp kalemimi parmaklarımın arasında aldım. "Meriç nerede?" Diye sordum. "Meriç artık yok." Kafam ani bir şekilde Batu'ya döndü. "Ciddi misin?" Dedim. Kafasını salladı. "Evet." İki elimi birbirine çarptım. "Evet be!"