Ben Meriç Kaya. O herkesin dilinde dönüp dolanan Şizofren. Şizofren değilim kafamdakileri açıklayamıyor, dilimin ucuna getiremiyorum. İnsanlar beni anlamıyor ya da anlamak istemiyor. İnsanlara güvenmezdim insanlar da bana güvenmezdi.nAma ben her ro...
Sonn kezz bölümde yorumlarınızı tüm satır aralarında görmeyi çok istiyorum. Onlar için son kez okuyacağımm yorumlarınızı Bölüm azel tarihindeki en uzun bölüm. <3
Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
Final
Hayatımın on yedi yaşına kadar geldiğim kısmı oldukça şımarık, her şeyi elde eden sahte arkadaşlarla takılan çabasız biri olarak geçirmiştim. Bir babam vardı. Her şeyimi düşünen, olmayan annemin yokluğunu hissettirmeyen biriydi. Bunlar onun gerçek yüzüydü. On sekiz yaşımda ise hayatım tamamen değişti. Tek hayatım değildi. Ben Baştan aşağı değişmiştim ve benimle de değişen insanlar oldu.
Meriç Derin Kaya'yı; Aksel olmadan önce gördüğüm günü dün gibi hatırlıyordum. Benden nefret ediyordu. Şüphesiz ben de ondan. Onu ilk gördüğümde anlamıştım onun benim başıma bir bela açacağını. Onu uzun süre bela olarak gördüm. Ne zaman bana sahte iyi davranana kadar.
Ona aşık olmuştum. Zaten bunu istemişti. Başarmıştı da. Artık ona hissettiğim duygu nefret değildi. Ona öyle tutulmuştum ki; içimde tek bir nefret kırıntısı kalmamıştı. Gerçeği öğrendiğimde ise istediğim tek şey ise içimde bırakmadığı nefret kırıntısını aramaktı.
Ben de onun gibi sahte olmuştum o zamanlar. Dilimde ona hakaretler ediyordum. Ondan nefret ettiğimi, ölmesini diliyordum ama bir şey oluyordu ve yine ona çekilmek zorunda kalıyordum. Tam o sırada ben nefret ettiğim sandığım adama istemesem bile aşık olmaya devam ediyordum.
Ondan kurtulduğumda yapabileceğim şeyler vardı. Taşınabilirdim.
Taşınsam ondan kurtulmuş olacağımı biliyordum ama bunu yapamamıştım çünkü hastalıklı bir şekilde ona aşıktım. Her şeye rağmen.
Onu severken ondan vazgeçtiğim dönem ise; onun bana aşık olduğu ve kabul etmediği zamandı.
İşte o zaman aramızdaki bağ güçlenmiş ve istesek bile birbirimizden uzak duramamıştık.
Uzak durmam gereken kişi ise asıl Meriç değil benim babam sandığım adammış.
Çok ağlamıştım çok yalnız kalmıştım. Meriç çok ağlamıştı. Çok yalnız kalmıştı.
Onu kaybetmemek için yanında kalmaya devam ettim o ise artık kendisi gibi davranmıyordu. En başında Meriç'in gözlerinde sürekli alışık olduğum kin vardı. bu kin gittikçe öfkeye dönüştü. Öfke artık nötr oldu ardından ise bağa dönüştü. Bağ ise sevgiyi doğurmuştu.
Bizi tanıyan herkes benim ona tutulduğumu biliyordu ama Meriç'in bana beslediği sevgi kimsenin alışık olmadığı türdendi. Gözleri bana döndüğünde nefretle bakan adamda en son ne ne zaman öfkeyi görmüştüm hatırlamıyordum.