53.Bölüm

697 48 86
                                        


Bölüm şarkısı; Spotify- A'zel - denk gelen şarkıyı buraya bırakmayı unutmayın.

Herkese Merhaba. Uzun zamandır yokum senelerdir bu platformdayım ve sanırım hiç 2 ay boyunca bölüm atmadığım olmamıştı. Belki bileniniz vardır, ben tatilde Adıyaman'a gittim ve maalesef döneceğim gün hatta uçak biletime saatler kala depreme yakalandım. Çok şükür ki ailemde bir şey yok ama orada olduğum süreç boyunca psikolojik olarak ciddi anlamda iyi değildim ama merak etmeyin biraz daha iyiyim artık bir kaç saat de olsa evde tek kalabiliyorum belki size saçma gelebilir ama ben hayatımın sonuna kadar bir daha evde tek kalamam diye düşünmüştüm ama geçti şu anda dediğim gibi iyiyim.

Buraya yazmak beni çok iyi hissettirdi hem de sizin yorumlarınızı görmek beni daha da iyi hissettirecek.

Bu bölümde herhangi bir mantık hatası yakalarsanız benim kusuruma bakmayın dediğim gibi kafam dağınıkken yazdım hep. O yüzden umarım yoktur diyerek sizi çok ama çok uzun bir bölüm ile baş başa bırakıyorum.🤍🙏🏻

53.Bölüm

Meriç bana bakakalırken sertçe yutkunup, yere attığı tişörtünü ellerinin arasına alıp başından geçirerek giyindi. "Bunu sana kim söyledi?" Dedi bir anda. "Bunun bana kimin söylediği önemli mi sence?" Meriç sırtını koltuğa yasladığında, merdivenlerden çıkacakken olduğum yerde durup, Meriç'in yanına ilerlemeye başladım. "Sana seçenek sundum işte. Senin çektiğin vicdan azabından kurtarırım diyorum." Deyip tekli koltuğa oturdum.

Kucağına gelen kedisini sevmeye başladı. Bana cevap vermedi.

Cevap vermemesi beni daha da korkuttu. Ya aslında hiç umurunda değilsem ve söylediğim cümle onun için hiçbir şey ifade etmemişse?

Yanına doğru ilerleyip tekrar yanına oturduğumda içimden gelerek, vücudumu biraz daha kaydırıp başımı Meriç'in dizlerinin üzerine yerleştirdim. Gülümsemesini gördüm. Kedisine bakarak, "Biraz da bu kediyi sevelim değil mi?" Deyip beyaz kedisini yere bırakıp, elini benim saçlarımın arasına yerleştirdiğinde yüreğimde kaldıramadığım bir yoğunluk hissettim. Konuşmadım. Konuşamadım.

Konuşursam sesimin titreyeceğini biliyordum.

Bir elini de üzerime yerleştirdiğinde elini tutmuştum. "Meriç.." Dedim sesimin titremesine engel olamayarak, Başını eğip bana baktı. "Ölme tamam mı?" Bana öyle bir bakmıştı ki, bu benim daha da sesimin titremesine neden olmuştu.

"Sakın öleyim deme." Deyip ellerimin tersiyle gözyaşlarımı sildim. "Lütfen..ba..bana böyle bir acı yaşatma olur mu?" Başını yaklaştırıp, yanağını alnıma yaslayıp derin bir nefes aldı. "Kendimi böyle bir şeye hazırlayamam..hazırlamayacağım da" Elimi tuttuğunda gözlerimi kapatmıştım. Sakalları suratıma batıyordu ama beni rahatsız etmiyordu.

"Uyuyalım mı, beraber?" Deyip alnını geri çektiğinde, ben de başımı dizinden kaldırmıştım. ilk önce Meriç ayağa kalktı daha sonra ben. Salonun ışığını kapattığında elimden tutmuştu. "Dikkat et düşme." Etraf zifir karanlık olmuşken Meriç telefonunun flaşını açıp merdivenlerden beni çıkarmaya başlamıştı.

Merdivenleri çıktıktan sonra flaşını odasına doğru tutup ilk önce benim geçmemi bekledi. Odaya girdiğimde yatağa doğru ilerleyip, yatağın içine girerek üzerimi örttüm. Meriç flaşını kapatıp telefonunu bir kenara bırakarak, battaniyeyi kaldırıp içine girerek o da üzerini örtmüştü.

A'ZELBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin