2.Bölüm

6.3K 236 14
                                        

"Târık"
Hemşirenin kapıdan içeri girmesiyle Tarık yattığı yataktan doğruldu ve hemşire kız kur yaparak Tarık'ın başucuna geldi, Tarık gözlerini pencereye doğru çevirdi. Serumu kontrol eden hemşire, Erdem bey ve Saliha hanımın kantine gitmesinden yararlanıp Tarık'a: "adım Sanem, memnun oldum Tarık bey!"
Dedi sanki sorulmuş gibi. Tarık içinden: adın batsın diyordu hemşireye... Ve sonunda babası, üvey annesi ve doktoru gelmişti. Tarık burada kalmak istemiyordu. Doktor da Tarık gibi kibirli ve nazlı bir hasta istemiyordu. İstekler karşı tarafla da uyuşunca söz doktora düştü ve açık bir sözle:"sizi taburcu edip evinize yollamak benim için bir zevk."
Tarık bu sözün ona karşı bir atıf olduğunu anladı... Tarık'a laf atılır da Tarık karşılık vermeden durur mu? El bir söylese o on söyler... "sormayın doktor bey sizin gibi bir doktorun bakım şartları altında bende zevkle taburcu olup, evime giderim..." doktor iyice kızışmadan son tetkikleri yapıp Tarık'ı taburcu etti.

Ve Tarık ailesiyle Akşama doğru evine vardı. Doktor istirahat etmesini söylese de Tarık doktoru dinlemez. Yine de yarın işe gitmeyi kafasına koymuştur.

Akşam yemeği yeneceği için aile masaya toplanmıştır, tek biri yoktur: Tarık. O hiç bir zaman ailesiyle yemez, yemeğini odasına isterdi. Erdem bey ise Tarık'ın bu tavırlarına onu ve Tarık'ı terk eden annesini sorumlu tutardı. Çok sinirlenirdi eski eşi aklına gelince.

Tarık'a hem anne hem baba olmaya çalışan Erdem bey Tarık'ın odasına gitti ve kapıyı tıkladıktan sonra odaya girdi. Tarık çoktan yemeğini bitirmişti. Erdem Beyde oğlunun yatağına oturarak, halini hatırını sordu. Tarık soğuk cevaplar verirdi babasına, baba demez başkanım derdi... Erdem bey artık alışmıştı oğlunun bu hallerine. O yüzden konu değiştirdi:"bu gün senin için zor bir gündü. O kız için de öyle..."
Tarık 'o kız' denince babasına çevirdi kafasını ve: "bacağımda sarılı şalı ne yaptınız?" babası Tarık'ın o şalı istemesinin nedenini biliyordu. O şal Şermin'indi... Hemen gidip o şalı getirdi Tarık'a... Bilmemezlikten gelerek: "bu şal kimin ki?" Tarık ilgisizce sordu: "o kız hep öyle bir kız mı?"
"Yetiştirilişinden olsa gerek... Erkeklerden hep çekinir. Çok akıllı, çalışkan, işini yarım bırakmayan, dürüst, kendi halinde bir kızcağız. Niye sordun?" "ailesi kimlerden?" "o kadar o kadar sormadım... Yoksa kendine gelin adayımı buldun?" "evlenmekle ilgilenmediğimi bin kez söyledim!" "e niye kıza yemek yiyelim mi diye sordun?" "öyle bir kızın benimle yemek yiyeceğini nereden çıkarttın, reddedeceğini biliyordum! Sadece ümit vermek istedim" "çok acımasızsın Tarık!" "ben mi? Ben ha... Onların yani kadınların acımasızlığını bıraktın beni zalim yerine koydun. Aferin." "O kız diğerleri gibi değil! Çok kibar bir hanımefendi! Ondan eminim geldiğinden beri herkes onu çok seviyor." "annemden de çok emindin baba... Ama o bizi terk etti! Ama onu da herkes seviyordu. En Cok da sen... Ama o gitti. O yalancı ve düzenbazın teki!" "oğlum... Deme öyle... Benim artık sizden başka kimsem yok, Tarık... Tek oğlum sensin... Bende istiyorum bir torunum olsun, gelinim olsun" "sen zaten ikinci kez evlenerek bir evlat daha edindin baba... Nuray'ı ne çabuk unuttun? Çok torun istiyorsan o evlensin! Ha! Eğer şirkete bir varis arıyorsan benim oğlum senin karşılıklı sevgini hak edecek bir suç işlemedi." dedi Tarık. Tarık düşünüyordu ki, örnek alabileceği bir baba modeli dahi yoktu... Ve Tarık çok yorulmuştu. Yirmi altı yıldır ilk defa kendini bitkin hissediyordu.

Bir elindeki kanı kurumuş şala, birde arkasını dönüp giden babasına baktı... Şalı da alıp yatağından kalktı ve dışarıdaki ayaza rağmen Tarık çatı katına çıktı, dama ulaşan kapıya bir merdiven dayayıp çatıya çıktı ve soğuk kiremitlerin üzerine oturdu. Kafasını kaldırıp yıldızları tebessümle seyre daldı: "derdimi bir tek size anlatabiliyorum. Acıyın acıyın. Yüreğimin yanışına acıyın."

MünzeviBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin