3.Bölüm

4.9K 198 16
                                        

İstanbul'un yoğun sabah trafiği Tarık'ın canına tak etmişti. Arabayla bir kaç metre ilerleyip duruyorlardı. Çok canı sıkılmıştı. Derin bir nefes aldı ve yanaklarını şişirerek ofladı... Dışarıdaki karmaşadan sıkılan gözleri, radyoya denk geldi... Radyoyu açtı. Şimdiye dek değiştirdiği kanallarda haberler vardı. Tarık haberleri severdi yani en azından dünyadan haberdar olmak için... Ama şimdi şarkı dinlemek istiyordu. Bir daha ümitle kanal değiştirdi. Sonunda tıngırtılı bir kanal bulmuştu ama çalan şarkı değil, ağır makamlı bir tasavvuf müziğiydi. Tarık yine oflayarak kafasını cama yasladı... Derken ilahi bitmişti ve radyonun tanıtım ezgisi çalıyordu: anlaşıldığı üzere Tarık Diyanet Radyoyu dinliyordu. 'Diyanet Radyo! Bizde sizi dinliyoruz' Diye bitmişti... Ve tekrar ilahi çalmaya başlamıştı bu ilahi baya baya hareketliydi. Hatta Tarık bir an radyodan şüphe etti ama sözlerini duyunca bu ilahiyi sevmeye başlamıştı. Dertten dermandan bahsettiği için, kendine çok yakın hissetmişti sözlerini... Tarık oflayarak tekrar ışıkları görmeye çalıştı ama pekte mümkün değildi... Bu yüzden telefonunu iç cebinden çıkarttı ve düşündü, 'acaba dinim hakkında daha neler bilmiyorum?' dedi ve ana sayfadan çanta şeklini bulup bastı. ''Kur'an'' yazdı arama kutucuğuna. İlk çıkan uygulamaya bastı ve onu beğendiği için indirdi. Uygulamada meal, okunuş, Arapça okunuş ve Kur'an'ı güzel okuyanların listesi vardı. Oraya basıp istediğini okutabiliyordu. Ve bir korna sesiyle irkildi, baktı ki önü boşalmıştı, telefonunu yerine koydu ve hızla gaza basarak ilerledi.

Tarık arabasını şirketin önüne park etti ve şirketin dönen kapısını iterek içeri girdi. Onun içeri girmesiyle danışmadaki, genelde siyah etek üstü beyaz gömlek giyen personel kızlar ayağa kalkıp: ''Hoş geldiniz başkanım'' dediler. Tarık onlara başını sallayarak cevap verdi. Kızlar birbirlerine dönüp baktılar. Şaşırmışlardı Tarık Beyin onlara çapkın bakışlarla 'size de günaydın' demesini bekliyorlardı...

Tarık asansörle odasının olduğu kata çıktı, bu gün bir sürü işi vardı, Mesela ilk olarak, oyun konsolundan futbol maçı yapacaktı, 2. oyun olarak araba yarışı seçmişti. hademeyle iddiaya girmişlerdi: ''Yenilirsem sana zam yapacağım'' demişti... İnsanların duyguları onu zerre ilgilendirmez... A... Unutmadığı bir ayrıntı da vardı; bu gün yeni psikolog gelecekti. Tarık bu gün onu deli edecek... Bu gün çok eğleneceğim diye geçirmişti. Yeni gelen psikolog havalı bir tipse ona yerini bildirecekti... İlk günden ona abuk subuk bir sürü iş verecekti.. Yani ona bayağı ilk günü zehir edecekti. O 5 yaşında çocuk, çalışanları da onun oyuncağı...

Konsolu eline almıştı ki kapı çalındı, 'hayırdır işşallah' Diyerek kapıya baktı, hemen televizyonu kapattı ve masasına oturdu. Asistan kızlardan biri gelmişti. Elinde mavi bir dosya vardı, Tarık'ın masasına geldi ve ''Tarık Bey, Psikolog hanım geldi, bu da dosyası...'' diyerek koydu... Tarık, yeni psikoloğun dosyasını incelemenin sıkıcı olacağını düşünerek ''çabuk yanıma çağır, gelsin'' dedi asistan kıza, asistanı da ''Peki Başkanım'' diyerek çıktı.

Tarık böyle incikli cincikli işlerden çok sıkılırdı. Çünkü bunlar bir nevi teferruattı yani ayrıntıydı... Prosedür gereği de denebilir...

Yeni gelen psikolog, kapıyı tıklatarak içeri girmişti, Tarık oralı bile değildi... 'evet, hı hı, evet... Yeni işin hayırlı olsun! Gidebilirsin' deyip başından savmayı daha sonra bir güzel oynamayı düşünüyordu... Elindeki kalemi sallıyordu, diğer eliyle de kafasını yaslamıştı masaya... Psikoloğun girdiğini anlayınca: ''Hoş geldiniz psikolog hanım'' dedi kafasını masadan ayırmayarak. Kulağı okşayan bir ses ''Hoş bulduk Tarık Bey'' dedi... Bu kadınsı sesi kulağı bir yerden ısırıyordu Tarık'ın. 'Kimdi bu?' Diye kafasını masadan kaldırmıştı ki: ''Şermin!!'' Diye Şermin'in adı ağzından dökülüvermişti... İsim hafızası kötüdür. Ama bu kızı unutamaz Tarık... Kafasını salladı ve gözlerini kırpıştırarak ''Şermin Hanım!!'' diye şaşırdığını ifade etmişti... Şermin'in başı öne eğikti, kolundaki boncuğu bir sağa bir sola döndürüyordu. 'Şermin Hanım' denilince ister istemez kaldırmıştı kafasını ve Tarık'ın şaşkın yüzüyle karşılaşmıştı. Bunun üzerine Şermin başını yine yere eğerek: ''Neden şaşırdınız ki bu kadar? Haberiniz yok muydu?'' Diye naifçe sordu... Tarık sinirlenmişti. Nasıl haberi olmazdı! Ayrıca haberi olması mı gerekiyordu? Kendi kendine sorular soruyordu, Şermin, az da olsa, Tarık'ın şaşkınlığını anlamıştı ve: ''Herhalde, babanız söyledi de, siz unuttunuz Tarık Bey... Beni buraya babanız terfi etti.''.... Tarık kalakalmıştı. Kesin babası bir Alicengiz oyunu döndürüyordu. Bunu anlaması çok güç olmadı...

MünzeviBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin