Bu bölümü multideki şarkıyla okuyun. Biterse (ki bitmez gibi) başa sarın
O banyodan çıkıp uzun koridorda ilerlerken arkasından seslendim''Sen ne yaptığını sanıyorsun? Ver şu telefonu!'' Ona doğru bir kaç adım attığımda eliyle durmam için işaret yaptı. ''Bilinmeyen kim?''
''Eğer bilseydim onu kaydetmez miydim, aptal!'' Havadaki elini indirip diğer elinden telefonu almaya çalışırken az kalsın düşüyordum. Tam o sırada beni belimden tuttu ve gözlerimiz buluştu. Nefesi yüzüme çarptıkça büyük bir huzursuzluk kapladı içimi. Yavaşça ayağa kaldırdığında belimi kaçmamam için sıkıca kavradı. Az sonra kötü şeyler olabilirdi ve benim engel olmam lazımdı. Kaçmak için uğraştığımda kollarını daha çok belime doladı ve canımın yanmasına neden oldu.
''Bırak beni!!'' Acıdan inlerken dudaklarımdan dökülen bunlar olmuştu.
''Çok güzelsin,'' ağzından çıkan bu iğrenç kelimelerle yüzümü buluşturdum. Yüzüme yaklaşırken Cameron kenardan sadece izliyordu. Nick'i itmeye çalışırken buluştu gözlerimiz. Gözlerinin içinde acıdan kıvranan Cameron'ı gördükçe deliriyordum. O kırılmış yüzü nefretle kaplandığında hızlı adımlarla ben ne olduğunu anlamadan yanımıza ulaşır ulaşmaz Nick'e yumruğunu geçirdi ve yere düşmesini sağladı. Elimi kalbime koyup nefesimi düzene sokmaya çalışırken yerde Nick'i yumruklayan Cameron'ı buldu gözlerim. Her yumruktan sonra haykırarak tehditler savuruyordu.
''Bir daha...'' bir yumruk daha geçirdi ''...ona...'' bir yumruk daha geçirince son 2 kelimeyi de söyleyip cümleyi tamamladı ''sakın dokunma!!'' Aşağıdan hızla yukarı çıkan Sara beni kendime getirmişti. Telefonumu arka cebime sıkıştırıp Cameron'ın kolunu tuttum yumruklarını engelledim. Nick'in yüzü fena halde dağılmıştı.
Elini tuttuğumda gözlerime baktı. Yüzümdeki o yalvarır ifadeyi görmesiyle ayağa kalkıp son kez Nick'e baktı ve karnına tekmeyi geçirdiğinde ağzımdan bir çığlık çıktı. Onu kollarından hızla geriye çektim ve merdivenlere yöneldik. Elini o kadar çok sıkı tutuyordum ki şu an çok acıdığını hissetmiştim. Ancak buradan çıkana kadar işi sağlama almalıydık. Son basamakta o da elimi sıkıca tutmaya başladı ve son kez arkasına baktı. Nick'in pis suratını görünce tekrar sinirleneceğini bildiğim için daha büyük bir kuvvetle çekiştimeye devam ettim. Kendimizi dışarı attığımızda Cameron'a arabasına binmesini söyledim.
''Sen gelmiyorsan hiçbir yere gitmiyorum,'' dediğinde gaza gelip arabaya bindim. Burada daha fazla durursak başımıza bela alabilirdik. Arabaya binip camdan onun da binmesi için baktığımda gülümseyip önden dolaştı ve yan koltuğa oturdu. Araba çalıştığında ellerine baktım. Kim bilir nasıl acıyordur. Nick taş kafalıdır.
《》《》《》《》
Gidecek yer bulamayınca Cameron'lara gelmiştik. Ailesi evde olmadığı için sorun yoktu. Koltuğa oturup birbirimizi süzerken gözlerim ellerine ilişti.
''Ellerin, kanıyor'' ben deyince elini hafif kaldırdı ve bir süre baktı. Sonra tekrar bana döndü ''Bana acımı unutturuyorsun...'' gözlerimiz buluştuğunda devam etti ''...tıpkı bir merhem gibi.''
Bu sözlere karşı diyecek tek bir kelime dahi bulamıyordum. Diyeceklerim boğazıma tek tek dizilmişti. Tek yapabildiğim ayağa kalkıp pansuman aletlerinin yerini sormaktı. Oturmam için eliyle koltuğa iki kez vurup kendisi ayağa kalktı ve salondan ayrıldı. Pansuman aletlerini getirecekti herhalde.((Sen ne aleti bekliyordun Des? mwno8geth9jh3cgc8hurjh8u))
Yaklaşık 2 dakika sonra elinde ilkyardım kutusuyla gelip kutuyu yere bıraktı ve yanıma iyice sokuldu. Elini alıp bacağıma koydum. Kutudan aldığım tentürdiyotu pamuğa döktüm ve elini elimin üzerine alıp sürmeye başladım. Hissediyordum. Şu an beni izliyordu. Şu an eli kasılmıştı. Belli etmemeye çalışsa da canı acıyordu. Kıyamıyordum ki.
Sürüp yarayı temizledikten sonra sargı beziyle iyice sardım ve elini kendi dizinin üzerine bıraktıktan sonra malzemeleri kutuya geri yerleştirmeye başladım. O sırada kolumdan tutup kendisine çekti. Yine göz göze gelmiştik. Her fırsatta beni kendisine daha çok bağlıyordu. Ancak bunu platoniğe yapamazdım. O beni çok seviyordu ve onu kıramazdım.
Göğsümüz ayna anda inip kalkarken kendimi geri çektim. Bunu yapamazdım. Bu sefer kurtulmalıydım. Kutuyu kapatıp masaya koydum ve yerime geri oturdum. Biraz daha uzağa oturmuştum bu sefer. Çünkü anın büyüsüne kapılınca aklımdan her şey siliniyordu.
Kural 1: Sakın gözlerine bakma.
''Neden benden kaçıyorsun?'' sorduğu soruyla istemeden de olsa kural 1'i çiğnemiştim ve gözlerine bakmıştım.
''Çok erken kararlar vermemeliyiz. Belki şu an bir hata yapıyoruzdur ve eğer gelecekte birbirimizi bırakmak zorunda kalırsak zor olabilir.''
''Ben seni bırakmam ki. Dünyanın öbür ucuna gitsen bile seninle gelirim,'' söyledikleri çok güzeldi. Çok güzel seviyordu. Ancak bunları hak etmiyordum. Başka hak eden kızlar vardı ve bunları onlara söylemeliydi. ''Söylediklerin o kadar güzel ki. Ancak bunları söylemen gereken kişi ben değilim, Cam'' kaşlarını çatıp dudaklarını araladı.
''Bunları söylemem gereken kişi uzaktan görsem bile kalbimin hızlı atmasını sağlayan kişi. Bunları söylemem gereken kişi mesajlaşırken bile mutlu olduğum kişi. Bunları söylemem gereken kişi gülümsemesiyle beni o kuyudan çıkartan kişi. Bunları söylemem gereken kişi gözlerindeki ışıkla küçük dünyamı aydınlatan kişi. Bunları söylemem gereken kişi tam karşımda oturuyor. Ve kalbim onun bakışlarıyla 2 kat daha hızlı atıyor,'' bu güzel cümleler, kelimeler onun ağzından döküldükçe daha kıymetli geliyordu. Daha önce hiç böyle sözler duymamıştım. Platonik hariç. Beni delicesine seven 2 adam varken kimi seçecektim ki? Şu an evde ayıcıklı pijamalarımla oturup pelüş tavşanımla sünger bop izlemek isterdim. Daha dün yalnızlıktan oyuncaklar arasında izdivaç yaparken ne ara bu hale gelmiştim.
Bu güzel sevgiyi, sözleri hak etmiyordum.
BÖLÜM SONU
Bir dahaki bölümü sevgililer günü üzerine yapabilirim
Görüş belirtin
Yarına 3 bölüm gelebilir
Vote & yorum eksik etmeyin
Sizi seviyorum<3

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Excellent | Cameron Dallas
Teen Fiction"Sen benim gökkuşağımsın. Ve eğer gökkuşağını seviyorsan, yağmura katlanmak zorundasın."