Sadece Destiny

739 64 31
                                    

Bilibmeyen Numara: Uzun zamandır konuşmuyoruz

Destiny: Evet, farkındayım

Bilinmeyen Numara: Bana kırgın mısın

Destiny: Kırgın olmamam için bir şey söyle

Bilinmeyen Numara: Lanet olsun Des, mesaj atamadım çünkü bilmediğin şeyler var

Destiny: Mesajı siktir et

Destiny: Sana ihtiyacım olduğunda o lanet olası kıçını kaldırmadan siktiğimin mesajlarıyla avuttun beni

Destiny: Artık o saf, masum Destiny yok!

Destiny: Onu kendi ellerinle öldürdün

Bilinmeyen Numara: Öyle söyleme

Bilinmeyen Numara: Şimdi karşına çıksam benden kaçarsın

Bilinmeyen Numara: Bunu ikimiz de biliyoruz

Destiny: Ben o önyargılı sürtüklerden değilim

Destiny: Hakkımda her şeyi bildiğini sanıp kendini kandırmışsın

Destiny: Şimdi o aklından benimle ilgili olan her şeyi sil

Destiny: Artık platoniğin Destiny'si değil

Destiny: Sadece Destiny olacağım

Destiny: Çünkü yoruldum anlıyor musun?

Destiny: Hayatım boyunca bir şeyleri bekledim ve

Destiny: Görmediğim halde aşık olduğum kişiyi beklemeye hazır değilim

Destiny: Bir daha bana yazna

Bu son cümleyi yazarken boğazım düğümlenmişti. Her şeyi bitirmiştim. Her şeyi...

Çantamı tek omzuma takıp odadan çıktım ve merdivenlere yöneldim. Cameron ortalıkta yoktu. Belki de arabaya binmiştir bile.

Telefonum elimde durmadan titrerken kalbimin ağrısı ikiye katlanıyordu. Bunun verdiği hisle ellerimi duvara yaslayıp kendimi dikleştirdim.

Her şey daha güzel olacak, Destiny.

Hayatım boyunca kendimi bu şekilde teselli etmiştim. Ne kadar işe yarayacağını bilmiyorum. Ama deneyeceğim.

Kapıyı açıp siyah spor ayakkabılarımı ayağıma geçirdim ve uyuşuk bir biçimde bağcıklarını bağladım. Tahmin ettiğim gibi Cameron da arabaya yaslanmış beni bekliyordu. Ancak biraz dalgındı. Bunu yere diktiği bakışlardan anlamıştım.

Yerden kalkıp arkamı silkeledim. Ve siyah deri ceketiyle fazla havalı görünen Cameron'ın önünde durdum. "Bir sorun mu var?" Başını yerden kaldırıp gözlerimle buluşturunca zorla gülümsedi.

"Hiç... Sadece çocuklarla tartıştık," sertçe yutkundu "o kadar," başımı sallayıp kolunu destek verircesine sıvazladım.

"Olur böyle şeyler. Canını sıkma olur mu?" dediğimde bir süre duraksayıp yüzümü süzdü. Sanki başka bir şey varmış gibi hissediyordum. Başını nihayet aşağı yukarı sallarken bir yandan da kapımı açıp girmemi bekledi.

Arabaya yerleştiğimde artık titremeyen telefonumu önlem olarak sessize aldım ve çantama attım. Cameron da çoktan arabayı çalıştırmaya başlamıştı bile.

Excellent | Cameron DallasHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin