"Șu an yaptığın şey beni alıkoymak ve bu bir suç, farkındasın değil mi?" Araba sürekli söylendiğim, kızdığım ve bazende çığlıklar attığım uzun bir yolculuktan sonra durduğunda gözlerimi devirdim. "Ah doğru, bu umrunda bile değil çünkü ilk defa yapmıyorsun." Arabadan inip kapıma hızla ulaştığında yüzüne dalga mı geçiyorsun der gibi baktım. Hareketlerimi görmüyor gibi hala mutluydu ve benimle oynamaya devam ediyordu.
"Oh, yoksa yeni sevgilinle mi tanıştıracaksın!" Hevesli ve mutlu görünmeye çalışarak arabadan indim ve el çırptım. "Aman ne harika! Baksana, belki de en iyi arkadaş oluruz ha?" Huzursuzca havaya üflediğinde etrafı ağaçlarla çevrili bir yolda olduğumuzu yeni fark etmiştim. "Bekle, o nerede?" Omuzlarını bıkkınlıkla düşürdü ve "Beni takip et." dediğinde ikiletmeden peşine takıldım. Hey, ben kız arkadaşı hakkında ciddi değildim. Ama o... Hayır!
Yutkundum. Onu ağaçlarla ve çalılarla baş ederek takip ederken ormanın geceleri ne kadar korkunç ama bir o kadarda güzel göründüğünü fark ettim. Aklıma 13. Cuma geldiğinde ne kadar ürpersem de umursamayarak onu sıkan konuşmalarıma burda da devam etmeye karar vermiştim.
"Sara sevgilinin çok güzel olduğundan bahsetmişti." Yalancı Destiny. "Şaşırmadım. Hep kaparsın değil mi? Güzel bir zevkin var." Dudaklarımı birbirine bastırıp hiçbir şey söylememesine sinirlenirken bir ev görüş açımıza girince duraksadık. Yanına varıp koluna uğraşma amacıyla elimin tersiyle vurup "Küçük kaçamaklarınızı burada yapıyorsunuz demek?" Konuşmasına izin vermeden önünden yürüdüm ve ittirmemle açılan kapıyı aralayıp içeri girdim.
"Şey, sevgilinin adı neydi? Seslenecektim de. Grup buluşmasını kaçırmamalı değil mi? Ah, yoksa sürt- yani Sidney miydi? Ya da-"
"Destiny yeter!" Işığı açmasıyla daha güzel bir hal alan evi umursamayarak ciddileștim. Sesi yükselmiști ve bu beni kırmıştı. Kalbim hızlanırken arkamı döndüm ve kendimi toparlamaya çalıştım. "Ben... Üzgünüm, böyle olsun istememiştim." Sesini yeniden duymamla yine ona döndüm ve bașımı salladım. "Ya, istemezdin." imalıca söylenip kendimi koltuğa bıraktığımda o da yanıma oturdu.
Aramızda neredeyse mesafe olmaması beni germişti. Hafif kenara kayıp mesafeyi açtığımda üzgün görünüyordu. "Beni neden anlamak istemiyorsun? Giden sendin." Yüzümü ona çevirdim ve alayla güldüm. "Beni kuklan ettin Cameron. Ne yani bunu öğrendikten sonra sana tapmamı falan mı bekliyordun?"
"Seni kaybetmekten korktum. Anlamıyor musun?"
"Kaybetmedin mi zaten?" Sesim titremiș, gözlerim dolmuştu. Yüzüne bakamıyordum. Acı çekiyordu. Onu bu halde görmek beni yeterince yıkarken hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağını bilmek kalbimi paramparça etmişti. "Ben herkesi, her şeyimi kaybettim. Bir tek sana güveniyordum. Sen beni yıktın. Kandırdın, güvenimi seninle birlikte kaybettim." Gözyaşlarım yanaklarımdan aşağıya bir yol çizerken elini silmek üzere yanağıma uzattı.
İzin vermedim, elini yakaladım ve uzaklaştırdım. "Bana sakın dokunma."
"Destiny nolur affet beni. Söz daha iyi bir insan olacağım, seni asla üzmeyeceğim yemin ederim." Koluma yapışıp ağlamaya başladığında nefesim ve kalbim hızlandı. Ona karşı koymak ne zordu benim için. Sustum. Sustum ve bitmesini bekledim. Bitmeyecekti. Kalbimi susturup aklımla hareket etmeliydim. Hızla kalkıp ayrıldım ondan. Yüzüme merakla ve pişmanlıkla bakarken gözlerimi ondan çekip sesimi katılaștırdım.
"Artık imkansız. Senin bir sevgilin var, onu bırakmana izin veremem."
"Hata yaptım ben- Onu sevmiyorum bile. Sadece kendine zarar vereceğinden korktum. O çok kötüydü Des, onunla tanıştığımda perişandı. Kollarımda iyileşti." Söylediklerinin bana iyi geleceğini mi umuyordu? Bir teselli olarak mı söylüyordu bunları?
"İnsanlara umut vermek ne kolay senin için." Ağzını açacakken elimi havaya kaldırdım ve onu susturdum.
"Bir daha asla bana yaklaşayım deme. Senden nefret ediyorum." Tam gidecekken duraksayıp son cümlemi söyledim. "Keşke hiç tanışmasaydık." Gözlerimin önünde ikinci defa yıkılışını görmüştüm. Sustu, peşimden bile gelmedi. Telefonumu çıkarttım, taksiyi tuşladım. Buradan siktirip gitmek istiyordum.
Ormanda yalnız başıma, ruhum üşürken titreyen adımlarla ilerliyordum. Burası sadece bir orman değildi artık, kalbimi gömmüştüm bu topraklara zira. Bir daha hayata döner miydim belirsizdi. Hiçliğe doğru yürüyordum yeniden. Bir daha geri dönmemek üzere.
Bölüm sonu
Finale doğru yaklaşıyoruz ve tek ihtiyacım destekleriniz.
Kısa bölümler gelebilir belki, finale bağlamak için yapmak zorundayım.
Uzun zamandır buraya uğrayamadım. Üzgünüm ama çok şey oldu ve üzgünüm işte. Çok mesaj aldım. Ben yazmayı seviyorum arkadaşlar. Aksini söylemeniz beni kırar gerçekten. Sizleri seviyorum<3
Sınır 30 vote 25 yorum
Fazla falan değil, karşılık istiyorum sadece o kadar. Her bölümü okuyupta tepki vermemeniz üzücü. Paragraf yorumlarınızı seviyorum devam edin iyi günler ve mutlu olun.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Excellent | Cameron Dallas
Teen Fiction"Sen benim gökkuşağımsın. Ve eğer gökkuşağını seviyorsan, yağmura katlanmak zorundasın."