♤3♤

3.3K 333 47
                                        


Yumurta kokusu.. Peynir de var.. Peynirli yumurta mı?  Ve bitki çayı.  Adaçayı.  Hayır.  Daha yumuşak bir koku. Melisa. Evet melisa çayı.  Kızarmış ekmek. Ve kapı tıklanması. Ama bu kahvaltılık değil. Yine kapı tıklanması. Kapısı çalınıyordu. Gözlerini açtı.

" Gelebilirsin."

" Uyandıysan gerek yok. Kahvaltı hazır. Yumurtayı sıcak seviyorsan acele etmelisin."

" Geliyorum. Hemen. "

Apar topar kalktı yatağından. Yüzünü yıkayıp mutfağa koşturdu. Mutfaktaki horoz figürlü saat altıyı beş geçiyordu. Teknik olarak KyungSoo söylediği saatte kahvaltıyı hazırlamıştı. Peynirli yumurta ve melisa çayı. Kızarmış ekmekler. Demekki rüya değildi. Ekmeğinden bir parça alıp yumurtanın tadına baktı.

" Lanet olsun."

" Neden?"

" Bunun yumurta olduğuna inanamıyorum."

" Kabukları tezgahta. "

" Ciddi olamazsın. "

" Buzdolabından aldım. Gayet ciddi görünüyordu. "

" Dostum bu harikaaaaaaaa. "

" Yani iyi mi?"

" İyi de bir şey mi? Kelimenin tam anlamıyla süper. "

" Yani çok iyi. "

" Öyle de denebilir. Evde melisa çayı yoktu. "

" Evet yoktu. "

" Bu da mı yoldan ?"

" İngiltere'den.  İngilizler çayı seviyor."

" Doğru. Meşhur çay seramonileri. İngiltere'den Amerika'ya gemi ile geldiğine inanamıyorum. "

" Neden? Christoph Coloumb da gelmişti ."

"Öyle de. Yani uçak varken gemi.."

"Uçaklardan. . "

" Biliyorum nefret ediyorsun.  Deniz tutmuyor mu seni? "

" Hayır.  Deniz iyidir. Yorum attığın fotoğraf var ya. "

" Evet ?! Gün batımı olan mı? "

" Evet. Onu geminin güvertesinden çektim. "

" Vay canına o süperdi. "

" Evet."

" Sonra?"

"  New York'ta demir attı gemi. New York'tan nefret ediyorum. "

" Çünkü kalabalık."

" Evet ve binalar çok yüksek. "

" Sonra?"

" Oradan trenle Toronto'ya. Toronto'dan trenle Detroit'te. "

" Ve sonra Chicago. "

" Evet."

" Neden Chicago? "

" Anna yüzünden. "

" O kim? "

"Anna Chlumsky. Tanımıyor musun? "

" Hayır. "

" Kız Arkadaşım 1 ve 2 hiç izlemedin mi?"

" Hayır.  Güzelse birlikte izleyelim. "

" Çocukken izlemiştim. Anna'nın ilk aşkı öldürülünce çok ağlamıştım. "

" Öldürüldü mü? "

" Evet. Arılar öldürdü onu. Alerjisi varmış."

" Üzüldüm. İlk aşkı hüsran olmuş o zaman. "

" Evet."

" Peki seninki nasıldı?"

" Ne nasıldı ?"

"İlk aşkın? "

" Hiç olmadı."

" Neden?"

" Kader gibi olsun istiyorum
ilk aşkımın. "

" O nasıl ?"

" Beklenmedik bir anda .. Doyamayacağım kadar güzel. Vazgeçemeyeceğim kadar doğru. Gün batımı kadar tutkulu. Papatya kadar sade. Kader gibi işte. "

Jongin, KyungSoo'nun gözlerinde tanımlayamadığı bir ifade görmüştü.  İlk defa. Tıpkı gökyüzünde sayamayacağı çoklukta yıldızın arasında kayan yıldız görmek gibi.

~•~•~•~•~•~•~•~•~•~•~•~•~•~•~•~•~

Yessı minnadesu ¤•¤

Bu hikayeyi stres atmak için yazıyorum
°~°
O yüzden Soo'nun saçmalamasına izin veriyorum
•~•

Yeni bölümlerde görüşmek üzere Jane minna  ^^

Başkent ChicagoBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin