♤8♤

3K 325 54
                                        

Jongin geceye yaklaşan saate rağmen tembellik yaptığı televizyonun karşısındaki rahat deri koltuktan kalkamıyordu.
KyungSoo geleli iki hafta olmuştu.
Ama KyungSoo iki haftadır bir kez bile televizyon izlerken ona eşlik etmemişti.
Mutfaktan elinde fazladan bir bardak su ile dönen gence baktı.
Uzattığı suyu aldı.

"Teşekkür ederim. Çok susamıştım."

" Tahmin ettim."

" Nasıl? "

" Akşam yemeğinden beri bunun karşısındasın.
Ve hala ağustos ayındayız. "

" Doğru. Sen hiç izlemiyorsun."

" Evet. Televizyondan nefret ediyorum."

" Neden?"

" Başımı ağrıtıyor."

" Benim de. Ama film izlemeyi seviyorsun değil  mi?"

" Evet. Film iyidir. "

" İzleyelim mi?"

" Şimdi mi?"

" Geç mi oldu?"

" Senin yarın işin yok mu ?"

" Haftasonu. "

" Unutmuşum. "

" O zaman izleyebiliriz."

" Olur."

"Aklında bir film var mı?"

" Taare Zameen Par "

" O ne çeşit film öyle? "

" Hint filmi. Çok severim."

"Yani daha önce izledin?!"

" Evet. "

" Daha önce izlediğin bir filmi izlerken sıkılmaz mısın? "

" Bu filmde sıkılmam."

" Peki o zaman. "

" Ben filmi getireyim."

KyungSoo, odasından elinde film ile döndü.
Jongin oynatıcıya taktı.
Koltuğa birlikte kuruldular.

Filmin ilerleyen sahneleri ile KyungSoo'nun başı Jongin'in omzuna kayıyordu.
Uykusu gelmiş gibi görünmüyordu.
Aksine kimi sahnelerde iç çekişlerini duyuyordu.
Filmdeki küçük çocuğun babası tarafından zorla yatılı okula verilmesi ile Jongin'e sokulmuştu.

" Koluna tutunabilir miyim?"

" Tabi."

Jongin, kolunu sıkıca tutan gence baktı.
Defalarca izlediği bir filmden bu kadar etkilendiğine göre sahnelerle anıları olabileceğini düşündü Jongin.
Diğer kolunu ona sardı.
Sanki koluna tutunan beden küçülmüştü ve titriyordu.

" Üşüyor musun?"

KyungSoo, Jongin'e daha çok sokuldu.
Artık ona sarılmış durumdaydı.
Jongin filmi durdurdu.
Diğerinin başını okşadı.
Saçlarını gelişi güzel bir dağıttı, bir topladı.

" Anlatmak istersen dinleyebilirim."

Diğerinden hala ses yoktu.
Ama göğsüne sokulan başın tişörtünü ıslattığını hissediyordu.
Bir eliyle sırtını sıvazladı.
Eli dar omuzlardan aşağı yavaşça kayıyor ve çıkıyordu.

"Buraya psikoloji okumak için geldim."

" Neden psikoloji okumak istiyorsun?"

"Kendimi tanımak istiyorum. "

" Neden kendini tanımadığını düşünüyorsun?"

" Uzun süre tedavi gördüm.
Disleksi gibi bir şey yüzünden.  Kelimelerle aram iyi değilmiş."

" Onlardan nefret ediyor musun?"

" Hayır. Onlarla iyi olmak istiyorum. "

" Bence iyisin. Sadece fazla değilsin. "

" Nasıl? "

" Yani biriyle dost olmak ya da basitçe arkadaş olmak gibi.
Kelimelerle basitçe  arkadaşsın.
Dost olmak zorunda değilsin.
Ama dost olmak istiyorsan, bu sana kalmış. "

" Bu iyiydi. "

" Seni anlıyorum. Yani sözlerini,  söylemek istediklerini.
Benimleyken rahat ol.
Rahat olursan onlarla kolayca dost olabilirsin."

KyungSoo, Jongin'e daha çok sarıldı.

"Böyle de olabilir miyim?"

Jongin, KyungSoo'nun sözlerden fazlasını veren dokunuşlarına karşılık verdi.

" Nasıl istersen!"

Başkent ChicagoBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin