♤20♤

3.1K 284 7
                                        

Alışmıştı artık , belki o alıştırmıştı.
Anahtarını kullanmaya gerek duymadan açılan kapıda onun güler yüzü karşılıyordu kendisini.
Üzerinde de her zamanki gibi annesinin çiçekli önlüğü.
Yanaklarına küçük bir öpücük kondurup odasına gidiyordu akşam yemeğine hazırlanmak için.
Bu da bir başka alışkanlıktı.
Basit cümleler ile birinin işinden gücünden, diğerinin derslerinden, gündelik sıradanlıklardan konuşuyorlardı yemekte.
Sebepsizce birbirlerine bakıp bakıp gülümsüyorlardı.

İzlemedikleri televizyon programının salondaki gürültüsünde birbirlerinin sıcaklığında uzanıyorlardı.
Jongin üzerinde uzanmış olanın göğsündeki saçlarıyla oynuyor, uzayan saçlara küçük örgüler yapıyordu. KyungSoo saçlarında gezinen parmaklarla mayışmış gözlerini açık tutmakta zorlanıyordu. Kucağındaki bilgisayarında hala bitmemiş olan araştırması için uykuya direniyordu.

" Uykum geliyor. "

" Uyu o zaman. "

" Ama henüz bitmedi. "

" Biraz uyu seni uyandırırım. "

" Uyanamazsam? ! "

Jongin, KyungSoo'nun kucağındaki bilgisayarı aldı. Çalışmaları kaydedip sehpaya bıraktı. Yere düşmüş olan örtüyü üzerlerine çekti. Kollarını KyungSoo'ya sardı.

" Uyu hadi. Seni mutlaka uyandıracağım. "

" Üzerimizi örtmeyelim sıcak."

" Olmaz. Sonbaharın son günlerindeyiz. Hastalanmanı istemem. "

" Ama zaten ev sıcak ve sen de çok sıcaksın. "

" Olsun. Uyuyanın üzerine kar yağarmış. "

" Ama. ."

Jongin, bir eli ile KyungSoo'nun ağzını, biri ile de gözlerini kapattı.

"Şşşş. .Seni geceden önce uyandırıracağım. "

Jongin, çoktan uyumuş olan KyungSoo'nun saçlarına öpücükler kondurdu.
Günden güne alıştığı küçüğüne her şeyi ile bağımlısı olmuştu.
Onsuz uyumakta zorlanıyor, ondan ayrı geçen iş saatleri işkenceye dönüşüyordu.
Bir an önce eve gitmek için saniyeleri dahi ihmal etmeden sayıyordu. KyungSoo'nun elinin değmediği bir şeyi yemek istemiyordu.
Basit şeyleri bile onunla konuşmak için bahane olarak ceplerinde saklıyordu.
Böylece sesini biraz daha duyabiliyordu.

Salondaki duvar saati KyungSoo uyuyalı çoktan üç saat olduğunu haber veriyordu.
KyungSoo'yu kendisine döndürerek yüzüne öpücükler kondurdu. KyungSoo'nun alnında uyanmaya çalıştığına dair kırışıklıklar oluşuyordu. Göz kapakları titriyor açılmak için zorlanıyordu. Jongin onu titreyen göz kapaklarından da öptü. KyungSoo nihayet gözlerini açabilmişti. Jongin'in boynuna gömdü yüzünü.

" Hala uykum var. "

Jongin, KyungSoo'nun konuşurken tenine değen dudakları yüzünden huylanarak onu kendinden uzaklaştırmaya çalıştı.

" Kalkmalısın."

KyungSoo, Jongin'in onu uzaklaştırmaya çalışması ile daha çok sokuldu boynuna.
Teninde esen KyungSoo'nun sıcak nefesi ile sularının ısındığını hissediyordu Jongin.
KyungSoo'yu belinden tutup bir anda pozisyonlarını değiştirdi.
Ellerini KyungSoo'nun başının iki yanına koydu.
KyungSoo dizlerinin ve kollarının arasında hapsolmuştu.
Ani değişiklikle nefesi düzensizleşmiş şaşkın gözlerle Jongin'i izliyordu.
Jongin, KyungSoo'nun yanaklarını okşayarak onu sakinleştirdi.

" Hadi yarım kalan araştırmanı bitir."

KyungSoo'yu salonda yalnız bırakıp odasına yöneldi Jongin.
Elini kalbinin üzerine koydu.
Ondan bir kaç oda uzaklaştığı için mi sert çarpıyordu kalbi yoksa hala boynunda hissettiği nefesi yüzünden mi bilemese de yüzündeki gülümseme ile kendini soğuk yatağa bıraktı.

Başkent ChicagoBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin