Uzun yıllar ailesi ile Amerika'da yaşayan Kim Jongin ailesinin Kore'ye dönmek istemesiyle kendisine yemek yapabilecek ev arkadaşı aramaktadır.
Do KyungSoo üniversite öğrenimi için gittiği Amerika'da kalacak yer arar.
Taleplerin getirdiği birliktelik...
Jongin elindeki çiçekli tepsiyi dikkatle yatağın yanı başındaki komidinin üzerine yerleştirdi. Odadaki banyoda kesilen su sesine göre KyungSoo çıkmak üzereydi. Dakikalar sonra KyungSoo banyodan çıktığında kızarmış yanaklarını çevreleyen ıslak saçlarına örttüğü beyaz havlu ile odadaydı. Jongin onun bu basit görüntü ile dahi aynı zamanda hem sevimli hem de çekici olmasına şaşırıyordu.
" Sen benden önce gelmişsin."
" Evet uyuşuk baykuş."
Jongin oturduğu geniş yatakta ellerini gerisine dayayarak kendisine destek yapmışken başını eğip, saçlarını kurulamaya çalışan KyungSoo'yu süzdü. Gri eşofman ve beyaz tişörtü ile alabildiğine sade olmasına rağmen Jongin bu görüntü ile kalbinin çıldırdığını hissediyordu.
Oturduğu yerden kalkarak aynanın önünde kurulanan KyungSoo'nun arkasında durdu. İnce parmakların kavradığı havluyu devraldı.
" Ben kurulardım."
"Bunu ben yapmak istiyorum."
Havluyu nemli saçlarda gezdirirken beyaz boyun onu davetkâr selamlıyordu. Jongin bu selamı karşılıksız bırakamayarak eğilip öptü. Boynuna kadar yayılmış şampuanın kokusu ile burnunu öptüğü yerde gezdirdi.
" Huylanıyorum yapma!"
Jongin gülerek fısıldadı.
" Çok güzelsin. Sanırım bu güzellikle aklımı kaybedebilirim."
KyungSoo gülerek dirseği ile hafifçe Jongin'in karnına vurdu.
" Adam sen de."
" Sana karşı koyamıyorum. Çıldırmak üzereyim."
" Ben acıktım. "
" Ahh benim küçük yavru baykuşum."
KyungSoo Jongin'i ittirerek yatağa koşup battaniyeyi üzerine kadar çekip oturdu.
"Hadi kahvaltı yapalım."
Jongin gülerek KyungSoo'nun ayak ucundan yatağa girdi. Tepsideki küçük pembe begonyayı nemli saçlarını aralayarak kulağının arkasına iliştirdi.
" Her şeyinle çok güzelsin kalbimde. Arasam bulamazdım senin gibisini."
KyungSoo begonya kadar pembeleşen yanakları ile aralarındaki tepsiye rağmen uzanıp Jongin'i yanağından öptü.
Ortalarındaki tepsiden çatallarına taktıklarını birbirlerine kahkahalarla yedirdiler.
KyungSoo Jongin'in yanağına bulaşan portakal marmelatını işaret parmağı ile silip dudaklarına götürünce Jongin derince yutkundu. Evdeki istenmedik misafiri umursamayıp çılgınca zevklere atılmamak için iradesini son sınırına kadar zorluyordu.
~•~•~•~•~•~•~•~•~•~•~•~•~•~•~•~•~•~•~•~
Yessı minnadesu 😊
Sağ köşenin orta yerinden kucak dolusu Jagiya'lar efenim 😊
Bu hikayenin tarzı böyle. . Kimi bölüm uzun, kimi bölüm kısa. . Çünkü slice of life tarzında. . Mevzuya göre bölüm uzunluk kazanıyor..
Bugün en sevdiğim hikayelerden birini okurken kafayı buldum.. İşte o cümlelerden biri..
Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
Bana bu cümlelerle gelin.. Bu seriyi çok ama çok seviyorum. . KaDi kadar güzel. . Bence yetenek bu.. Duyguları ifade ederken kelimeleri dize getirip hükmedebilmek.. Bu yetenek olsa gerek..
Yine de aradığım türde bir KaDi henüz bulamadım. . Çehov tarzında bir KaDi istiyorum. . Betimsel öyküler. . Durum öyküleri fazlasıyla mevcut.. Ben betimsel istiyorum. . Yani yazar KyungSoo'nun elindeki çayı öyle bir tarif etsin ki ben o çayın kokusunu okurken alabileyim. Ya da KaDi'nin birbirine bakarken esen rüzgâr saçlarını havalandırırken benim saçlarımda da gezinsin.. Böylesi bir betimleme istiyorum. . Çok mu şey istiyorum. . Pamuk eller klavyelere yazarlar..
Yeni bölümlerde görüşmek üzere 😉 Jane minna 😊 Jagiya kalınız efem 😈