Uzun yıllar ailesi ile Amerika'da yaşayan Kim Jongin ailesinin Kore'ye dönmek istemesiyle kendisine yemek yapabilecek ev arkadaşı aramaktadır.
Do KyungSoo üniversite öğrenimi için gittiği Amerika'da kalacak yer arar.
Taleplerin getirdiği birliktelik...
" Hayır. Ellerin yaralı iken yemek yapmanı istemiyorum. "
" Ama sen dışarda yiyemiyorsun."
" Pizza yiyebilirim. Hatta şuan harika bir fikir geldi aklıma."
Jongin diğerinin giyinmesi bittiğinde yanağına hızlıca öpücük kondurup elinden sıkıca tutarak onu odalarından çıkardı. Salondan geçerken televizyon izleyen Nancy'nin bakışları onların eline kayınca Jongin tutuşunu sıkılaştırdı. Evden hızla çıktıklarında KyungSoo'nun diğerinin evdeki varlığından duyduğu rahatsızlıktan kaçmak için dışarıda yemeyi teklif etmesi konusunda ihtimaller zihnini yoklasa da çoktan çıktıkları yolda vites kolundaki eli okşadı. Jongin heyecanla dudaklarını ısırmıştı. KyungSoo bu görüntüye genişçe gülerken Jongin onu tehdit etti.
" Beni mi deniyorsun? Bundan sen zararlı çıkarsın. "
KyungSoo elini çekip küçük bir kahkaha attı.
" Adam sen de."
" Ciddiyim.. Gülüşün dahi beni baştan çıkarıyor."
KyungSoo kızaran yüzünü kapatırken gülmesini bastırmaya çalıştı.
" Yüzünü kapatman işe yaramaz. Kıkırtıların ve kızaran sevimli kulakların da beni çıldırtıyor."
" Ama. "
" Geldik. Buradan pizza ve içecek alalım. Sonra seni bir yere götüreceğim. "
Birlikte yiyecek ve içeceklerini alıp tekrar yola koyulduktan sonra fazla uzamayan yolculuğun sonunda Jongin uyuklayan gencin şişmiş dudaklarından uzunca öptü. Kıpırdayan dudaklar kendisine eşlik edince eli diğerinin beline kaydı. Ensesine dolanan parmaklar ile durdu.
" Bence durmalıyız."
KyungSoo nefes nefese gülümserken sordu.
" Neredeyiz?"
" Michigan Gölünün kıyısındayız. Pizzalar daha fazla soğumadan yiyelim."
Jongin KyungSoo'nun gözlerinden ayrılamazken KyungSoo elini onun göğsüne koyup ittirdi.
" Üzerimden çekil de inelim."
Jongin KyungSoo'yu bir kere daha öpüp hızla arabadan indi. Arka koltuktan poşetlerini alarak hala şaşkınlıkla yerinde oturan gencin kapısını açıp elini ona uzattı.
" Hadi gidelim."
KyungSoo üzerindeki şaşkınlığı atıp kendisine uzatılan eli tuttu. Birlikte ağır adımlarla kış güneşinin solgun ışıklarına doğru göle ilerlediler.
" Deniz gibi."
" Evet çok büyük. Üzerinde feribot seferleri oluyor. İstersen bir gün buradan Michigan'a da gidebiliriz."
" Baharda olabilir."
"Kış soğuk ve soğuktan nefret ediyorsun."
" Soğukta yolculuk yapmaktan da nefret ediyorum."
Birlikte kahkahalarla gülerken pizzalarını atıştırdılar. Gölü son kez aydınlatan güneşin son ışıkları ile dalgalı sular kızıla boyanmıştı. KyungSoo yemekten sonra aralarında oluşan sessizlikte başını Jongin'in omzuna yasladı.
Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
" Teşekkür ederim. "
" Ben teşekkür ederim."
" Sanırım sana fena âşık oldum."
" Ben de sana abayı yakmışım."
Jongin kollarını diğerinin üşüyen omuzlarına sararken KyungSoo'nun başı omzundan göğsüne kaymıştı. KyungSoo kollarını diğerinin beline sardığında kulağına dolan yaslandığı göğüsteki gürültülü kalp atışları ile gülümsedi.
~•~•~•~•~•~•~•~•~•~•~•~•~•~•~•~•~•~•~•~
Yessı minnadesu 😊
Sağ köşenin orta yerinden kucak dolusu Jagiya'lar efenim 😊
Gördüğüm her şeyi KaDi'ye yazmak istiyorum. Dün gece ay karanlık geceyi soldururken aklımda mistik bir KaDi kurgusu oluşu verdi. Ama önce bekleyenleri tamamlamam lazım. . Ulusal kaynanamız Semra Hanım ne demiş Daldan dala daldan dala dal dal dal dal Böyle olmaz yani 😅
Yeni bölümlerde görüşmek üzere 😉 Jane minna 😊 Jagiya kalınız efem 😈