♔ Bölüm 4 ♔

1.3K 54 3
                                    

(Multimedia : Öykü Özden)
(Playlist : Rousseau - Nerina Pilot)

Görkem kapıda bana sırıtarak bakarken babamın sesiyle kendime geldim.

"Kimmiş kızım?"

Bir an ne yapacağımı şaşırdım. En sonunda ağzımı açmayı akıl etsem de ne diyeceğimi bilmiyordum.

"Şey.. Iı.."

Yutkunarak Görkem'e baktığımda beni itip içeriye doğru bir adım attı.

"Merhaba efendim. Ben Görkem Köksal. Babamla tanıştığınızı sanıyorum. Şehre yeni taşındığınızdan bahsetmişti. Sizi iyi bir dost olarak gördüğü için kızınızın şehre ve okula alışmasını sağlamanın benim vazifem olduğunu söyledi. İzniniz olursa Öykü'nün şehre alışmasına yardımcı olmak istiyorum." dediğinde ağzımın açılmasını engellemek için fazlasıyla çaba sarf etmiştim. Bu çocuk benim okulda tanıştığım Görkem olamazdı.

Babam kararsızca bana baktığında ben de bakışlarımı o ve Görkem arasında gezdirdim.

"Tabi oğlum. Babana selam söyle. Çok geç kalmayın. Ayrıca en kısa zamanda sizi ailecek evimize bekliyorum. Babana iletirsin." dediğinde kaşlarımı kaldırdım. Tanıdık birinin oğlu olması onlar için bir endişe yaratmazken benim beynimde tehlike çanları çalıyordu. Onlar belki de bir arkadaşım olacağı için benim adıma sevinirken benim için bu durumun tersi söz konusuydu.

"İletirim, iyi günler efendim." dedikten sonra kapıya yönelen Görkem'i takip ettim.

Kapıyı kapattığında gözlerimi yeniden ona diktim.

"Ne?" diye sorduğunda ellerimi belime koydum.

"Sen kimsin ve Görkem'e ne yaptın?" dediğimde gülümsedi.

"Umrunda olmadığımı sanıyordum şımarık kız." dedikten sonra yürümeye başladı.

"Gerçekten inanamıyorum. Ailemin yanında süt sökmüş kedi gibi davranmanın bilimsel bir açıklaması falan var mı?" dediğimde sırıtarak bana döndü.

"Hadi ama bana mı diyorsun? Bana karşı bu kadar şımarık ve sert davranırken ailesinin yanında ses çıkarmayan cici kız mı söylüyor bunları?" dediğinde kaşlarımı çattım.

"Ben şımarık değilim!"

"Tabi, sen öyle diyorsan.." dedikten sonra yürümeye başladı.

Ben yerimden kımıldamazken bir iki adım sonra arkasını sönüp bana baktı.

"Yürümeyi biliyor musun? Hani şu ayaklarını sırayla öne atıp ilerlediğin hareket? Hadi ama yapabilirsin, daha önce başardığını görmüştüm." diyerek alayla gülümsedi.

"Çok komiksin."

"Ciddiyim. Şu Kraliyet Ailesi'ne alınma olayı sende hava mı yaptı? Kucağımda taşımamı falan mı bekliyorsun?"

Gözlerimi devirip cevapladım.

"Saçmalama ben sen miyim? Ayrıca sana tişört falan alacağımı sanıyorsan yanılıyorsun. Bu kadar yolu boşuna gelmişsin. Ben eve dönüyorum." diyerek yaklaşık 10 adım ileride olan eve yöneldim.

"Güzel. Ben de geliyorum. Babana bana olan kahve borcunu, tişört borcunu ve öpücük borcunu nedenleriyle açıkladıktan sonra giderim." dediğinde olduğum yere çivilendim. Ailem kararlarıma saygılı olabilirlerdi. Dediğim birçok şeyi yapıyor da olabilirlerdi ama bütün okulun önünde bir çocukla öpüştüğümü ve bu çocuğun hala ona borçlu olduğumu söyleyerek yanımda gezmesini hoş karşılayacaklarını hiç sanmıyordum.

Kraliyet AilesiHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin