Gündüzün geceyi aydınlattığı gibi birbirlerine karışıp gün batımını oluşturacak iki insan...
Kayra Eroğlu kendini büyük bir bilmecenin içinde bulduğunda hiçbir şeyin farkında değildi ve Karen'in bu bilmecenin cevabını büyük ölçüde tamamladığını...
Kesinlikle öneririm. Mutlaka okumalısınız 😄 Bu bölümü Siyah Yağmurlar'ın yazarına ithaf ediyorum.
Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
Imagine Dragons - Radioactive
Ruhsuzluk içime işlemişti.Kanımda gezinen o rengin sadece kırmızı olmadığını biliyordum.Belki siyah,mavi,biraz gri...Beynimdeki uyuşukluk hissini giderecek bir şey arama girişiminde bile bulunmamıştım.Zihnim bulanık,görüntüler anlıktı.Belki acı,umutsuzluk,hayal kırıklığı...Sanki bu andan 1 saniye önce her şey çok kötüydü ama şimdi o kötü ana dönmek için yalvaracağımı biliyordum.Gırtlağımda bir el yoktu,öyleyse neden bir el oraya dayanmış gibi hissediyordum?İçimi kasıp kavuran ve beynimi ele geçirmiş bu şey de neyin nesiydi? Taaruza geçmeli miydim?Şimdi mi yoksa biraz bekleyeyim mi? Siyah odada ki ahşap masadan siyah duvarın bir köşesine geçip soyunduktan sonra cenin pozisyonunu alıp öylece duran Karen gibi mi yapmalıydım yoksa?Belki de abartıyordum...Olağandı ve herkesin başına gelebilirdi.Beyin fonksiyonlarımı yoruyordum.Evet,evet işte bu yüzden aklımı yitirebileceğimden endişeleniyordum.Deli değildim!Kendi kendime konuşmam bunun kanıtı değildi.Herkes yapardı...
''Kes sesini''
''Asıl sen kes sesini.Ağlamak bir işe yaramayacak.Hadi gelip bedenimi kavrayıp ruhumu oluştursana.Ne yapıyorsun orada?Gel ve yürümemi sağla.Cansız bedenim hiçbir işime yaramıyor.''
''Seni gerizekalı.Benimle konuşan kim?O da sensin.Kendi kendine konuşmayı bırak artık!Ben de senim.''
Beynim...O bulanmıştı.
Kayra'yı sinirlerimi zıplattıktan sonra okulda görmemiştim.Şimdi Ömer ile motoruna yürüyorduk.Ondan hoşlanmadığım her halükarda belliydi.Annem onun babasıylaydı.Peki o buna nasıl katlanıyordu.
''Sevgilinin motoruna binmemden hoşlanacağını sanmıyorum.Aslında benden de hoşlandığını sanmıyorum.''kesinlikle bir şeyler ima ediyordum.
''Bunu da nereden çıkardın.Sare kıskanç biri değildir.''
Ona şaka mı yapıyorsun der gibi baktım.Tamam artık gülmemi engelleyemeyecektim. Kahkahamı patlattığımda onunda dudakları kıvrılmıştı.
Kaşlarını çatıp elini ensesine götürdü aynı zamanda da yüzünde kaçamak bir gülümseme vardı.
''Tamam biraz abartmış olabilirim ama babam seni eve bırakmam gerektiğini söyledi o yüzden bu motora bineceksin.''
Onu ağabeyim olarak göremiyordum.Belki de hiç göremeyecektim.Okula ilk geldiğimde herkesten önce onu fark etmiştim.Hafif dalgalı saçlarını yukarı dikmiş oldukça mütevazi bir gülümsemeyle arkadaşlarıyla konuşuyordu.Okulda motoru olan ilk kişi değildi fakat okulda motorun en çok yakıştığı kişiydi.En azından benim için.Belki de Sare ile aramızdaki düşmanlığın bir sebebi de Ömer'di. Benim için ideal erkek tanımına uygundu.Kim bilir kaç gece bu motora onunla binmenin hayalini kurmuştum ve kaç gece Sare'den ayrılması için dua etmiştim.