Yoongi'nin söylediği şey gözlerimin dolmasına sebep olmuştu. Onun önünde yeterince ağlamıştım zaten. Artık güçlü bir Jimin görmesini istiyordum.
''Biraz yaramazlık yapmak ister misin?'' dedi elini belimden aşağıya doğru kaydırırken.
''Y-Yoongi!''
Herkes bizi bekliyordu yola çıkmak için ve Yoongi benimle sevişmek mi istiyordu?
''Beni kırmayacaksın, değil mi?''
Dudaklarını büzdüğünde karşımdaki ufak çocuğa karşı koymam imkansız hale gelmişti. Kafamı olumlu anlamda salladım. Hafifçe beni kendine çektikten sonra saman yığınlarının üzerine doğru ittirdi.
Sertleşmiş uzvunu ağzıma aldığımda birinin duymasını umursamadan inlemişti.
''Sessiz ol, Yoongi-ah. Birilerinin duymasını istemeyiz, değil mi?'' dedim kıkırdayarak.
Penisini emmeye başladığımda belli belirsiz kelimeler mırıldanıyordu. Ne dediğini anlamıyordum ve onun da bilinçli yaptığını sanmıyordum.
Saçlarımdaki parmakları sıklaştığında boşalacağını anlamıştım. Ellerimle sertliğini kavradım emmeye devam ederken. Birkaç dakika sonra boşalmıştı.
''T-Tanrım, Jimin.'' dedi soluk soluğa.
''Lezzetlisin.''
Uzanıp onu öptüm.
İki parmağımı ıslatması için ona uzattığımda parmaklarını parmaklarıma kenetledi.
''Hazırlamana gerek yok.''
Net çıkan sesiyle üstelemedim. Doğrulup Yoongi'nin emekler pozisyonda durmasını sağladım. Fazla itaatkar olması tuhaftı ama şu an işime geliyordu bu hali. Daha sonra kafa yorabilirdim bu konu üzerinde.
''Bana iyi davran, Jimin-ah.''
Yüzünü göremesem de dudaklarının kenara kıvrıldığına emindim.
''Kendini kasma.'' deyince vücudu daha da kasılmıştı.
Korkuyor olamazdı, değil mi? Bunu daha önce yapmıştık ve başta acısa da zevk alacaktı.
Ensesine ve omzuna öpücükler kondurdum. Biraz da olsa rahatlamış gibiydi. Bunu fırsat bilerek kendimi içine ittim. Tiz bir çığlık çıkmıştı dudaklarından. Aklım bana oyun mu oynuyordu yoksa Yoongi çığlık mı atmıştı? Min Yoongi çığlık mı atmıştı?
''H-Hare-Ahg!''
Belinden destek alarak hızlıca hareket etmeye başladım. Kendini kastığı için benim de canım acıyordu ve hareket etmem zorlaşıyordu. Pes etmiş gibi dirseklerinin üzerine çöktüğünde penisimin tamamını içine yolladım.
''Y-Yoongi-Ah! Çok... Mmgh sıkısın.''
''Si-Sikeyim seni, Jimin.''
Bacaklarım yorgunluktan titremeye başlayana kadar içinde hareket etmiştim. Nasıl bu kadar dayandığını ben de bilmiyordum. Ve bildiğim tek şey, Yoongi'nin yolculuğunun fazla eziyetli geçeceğiydi.
Sona yaklaştığımda omzuna ısırıklar bırakmaya başladım. O vücudun benim olduğu anlaşılsın istiyordum. Bacaklarım titremeye başladı, içinden çıktım. Sırtına boşalmıştım. Kenara çekilip kafasını kendime doğru çevirdim. Yüzü kızarmış, dudakları aralanmıştı.
''İyi misin?''
Çenemi kavrayıp sert bir öpücük verdi bana.
''Şimdi iyiyim.''
Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
Yorumlarınızdan sonra böyle bir şey çıktı ortaya. ㅋㅋ Yazarken yerin dibine girdim. Ve umarım çok batırmadığım ve beğendiğiniz giden bir bölüm olmuştur!