Bölüm 7

43 9 5
                                        

                                                        Kang Soo-in

Yorucu ve action'lı bir 'ilk gün'ün ardından, kabuslarla bölünen bu uzun gecenin sabahı da varmış demek...Zaman hiç geçmeyecek sandım!! Ve harika, güne sıfırın altında -10'lardaki korkunç bir moral seviyesiyle başlıyorum.Dün Yi-an yanında uyumama izin verseydi gecem bu kadar kötü geçmezdi.Normalde birileriyle birlikte uyumayı sevmem ama bu normal bir durum değil.Yanımda biri olunca bu kadar çok korkmuyorum.

Şu anda herşey o kadar karmaşık durumda ki..Kahvaltıya oturduğumdan beri beynimin içini önümdeki çorba kasesine boşalttım, sadece bakıyorum ve karıştırıyorum.İki hafta öncesine kadar sadece babamla ilgili meseleler üzerinde çözümler üretmeye çalışıyorduk polis memuru Im Seung-woo'yla.Sonra o mayyak katil beni kaçırdı ve zihin dünyamı mahfetti.O gece gerçekten herşeyden vazgeçmiştim.İntihar etmek üzereyken, 10 yıl önceki üst mahalleden arkadaşım Oh Sehun nerden çıktıysa(!) bana engel olup hayatımı kurtardı kendince.Sonraaa...Onu bir daha görmem diye düşünürken şimdi aynı okulun aynı sınıfındayız ve o benim Kang Soo-in değil de Oh Hana olduğumu sanıyor.Öte yandan katil herif beni çok ciddi bir şekilde yakınlarımla tehdit etti.Yani kısacası iyice çuvallıyo-

Yi-an:"Yaa Nunaa!" Aniden bağırınca korkuyla kendime geldim.

"Yaah! Ödümü kopardın çocuk!"

Yi-an:"Sen sabahları kurt gibi aç olursun.Şimdi ne oldu da böyle sallanıyorsun?Haa?Kafandan neler geçiyor?"

Yi-an'a şimdilik Oh Sehun'dan bahsetmesem daha iyi olur galiba.

"Hiç..Önemli bir şey değil....Okulu düşünüyorum okulu!..cidden kalabalık olcak gibi" 'ooooff offff' diye sızlanarak kafamı masaya vurup omuzlarımı silkeledim.

Yi-an kızarak:"Onca derdin arasından bunu düşündüğün için mi çorbanı blendırla çekilmiş hale getirdin!!"

                                                              **

Okulun ikinci günü...Dün ne olacağını bilmediğim için okuldan korkuyordum.Bugünse olacakları tahmin ettiğim için...Umarım Sehun'la o sevimli arkadaşı yine bana bulaşmazlar.Ayrıca Sehun'a yalan söylemiş bulunuyorum ve şimdi bunu düzeltmenin hiç de sırası değil.Belki Bong-soo gelince...

Yi-an'la ayrılır ayrılmaz yine kaldığım yerden düşünmeye devam ettim.Ta ki okul binasına girinceye kadar.

Dersin başlamasına 5-6 dakika var ama derse geç kalmanın hissettirdiği dehşetten uzak kalmak adına sınıfa erken giriyorum.Tam kapıya geldim ki ne göreyim!Ama cidden sıkıyor bu kızlar da !! İkinci sırada kendi halinde oturan şu sessiz kıza bu sefer ne yapıyorlar diye baktım.Kısa olan, sınıfın arka tarafından öne doğru elindeki meyve suyu kutusunu attı ve kutu öndekinin başına isabet etti.Çıkan tok sesten kutunun dolu ve ağır olduğu anlaşılıyor..Sınıfta önceden bulunan Sehun, takımı ve yerlerinde oturan birkaç kişi daha..herkes olanları izliyor.Sonra yine o yapmacık ifadelerini takınarak kızın yanına geldi.(sözde) Endişeyle:"Aaaahhh, çok üzgünüm, iyi misin?Ben onu çöpe atacaktım Min ok-aa.Bak gördün mü yanlışlıkla sana geldi yaa,tüh!!"

Olduğum yerde şaşkın şaşkın birkaç saniye durduktan sonra sinirden yumruklarımı sıkarak o serseriye doğru ilerledim.Sınıf geniş ve sıralar arasında 3 koridor var ama ben o koridordan geçmekte kararlıyım.Duygularımı gizleyemediğimi biliyorum.Muhtemelen şu anda suratım..hayır sadece suratım değil, bütün vücudum öfke ateşleri saçıyor.Yumruğumu gevşetmeye çalışarak gidip kızın karşısına dikildim. 'Hayırdır?!' bakışlarıyla soruyor.Suratımdaki ifadeden anladı tabi niyetimi.Sesimi sakinleştirmeye çalışarak:

ONE WAY : IS YOU ?!Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin