36: Final

10K 812 1.7K
                                        

Özel bölümü umarım beğenmişsinizdir! Bilgisayarımın şarj kablsu gelince hemen yeni bölümü yazdım! İyi okumalar.

Not: Media'da ki Videoyu dinleyerek yazdım bu bölümü. Tam gaza geldim. Sizde dinleyin. 

Yatakta sırt üstü yatıp sessizliğin ardından duyulan sesleri dinlemeye başladım. Birkaç dakika önce uykumdan istemsizce uyanmıştım ve geri uyuyamamıştım çünkü sürekli Fergus'un onu durdurmayı başarmış olsam da nasıl etkimden kurtulduğu beynimi yeyip bitiriyordu. 

Bir süre yatakta kımıldandıktan sonra üstümde ki ince yorganı tekmeleyerek üstümden attım ve ellerimi karnımın üstüne koyup tavanda ki, dışarıdan gelen ayın ışığıyla aydınlanıp garip şekiller oluşturan gölgeleri izlemeye başladım. Herkes erkenden uyumayı seçerek yataklarına yatmışlardı ve bu çok rahatsız ediciydi. Tavuk gibiler! Saat henüz kaçtı ki, gece üç ya da dört mü?

Başımı sağa çevirip Lena'ya bakmak için başımı çevirdiğim esna da baş ucumda duran kağıt dikkatimi çekmişti. Elimi kağıda uzatıp elime aldım ve üstünde ki yazıları okuyabilmek için yüzüme yaklaştırdım. Üstünde çok özenli bir şekilde ''Bahçeye gel.'' yazan bir kağıt vardı.

Yatakta doğruldum ve kağıdı daha dikkatli inceledim. Yazanın ismi yoktu. Pijamamı çekip üstümde düzelttikten sonra merdivenlerin kapısını açtım ve sessizce aşağı inmeye başladım. Merdivenlerin ucuna geldiğimde erkeklerin yataklarını izledim.  Ayın ışığından sadece üç kişiyi görebiliyordum. Acwel yastığına sarılmış, Luke bir bebek gibi, Near kıvrılarak uyukluyordu. 

Bunu yazanın Near olacağından şüphelenmiştim fakat Near buradaysa bahçede ki kimdi?

Kenarda duran ayağıma haylice büyük olan sünger terliği ayağıma geçirdim ve kapıyı sessizce açıp dışarı çıktım. Kapıyı arkamdan kapatırken etrafa bakındım fakat kimse yoktu. İlerleyerek ''Kimse var mı?'' dediğimde  birisinin ''Göle gel.'' dediğini duymuştum ama görünürde kimse yoktu ve tuhaf olan etrafımda hiçbir titreşim hissetmiyordum.

Göle doğru ilerlerken birisini görme umuduyla etrafa bakınsamda kimse yoktu. Sonunda göle geldiğimde birisinin ağaç dibinde oturduğunu gördüm. Yerde oturmuş etrafına bakınarak bekliyordu. O tarafa doğru yaklaştığımda orada duran kişi bir anda hareketlendi ve kalın ağacın arkasına saklanarak bekledi. O yöne yaklaştım ve ağacın arkasında duran kişiye ''Beni mi bekliyorsun başka birisini mi?'' dedim. 

Ağacın arkasında gizlenen kişi sonunda ''Hey Kelly gelsene.'' dediğinde bu kişinin Alex olduğunu fark etmiştim. ''Alex, sen miydin?'' diyerek onun olduğu tarafa geldiğimde Alex neşeyle bana bakıyordu ve önünde yere koyduğu parıldayan bir şeyi elleriyle işaret ediyordu. 

Parıldayan şeye baktığımda küçük bir pasta olduğunu fark etmiştim ama eskiden pastanede gördüklerimden çok beş yaşında ki bir çocuğun annesinin yardımını almadan yaptığı türden bir pastaydı. Alex'e yeniden baktığımda gülümseyerek ''Doğum günün kutlu olsun!'' dediğinde şaşkınlıkla ona bakmaya devam ediyordum. 

Alex yere oturarak pasta için bir bıçak bulmuş ve pastayı ikiye bölerek ''Biliyorum, sana gücümü kullanmamı istemiyorsun ama sana dokunduğumda bir anda doğum gününün bugün olduğunu gördüm ve bende sana sürpriz hazırlamak istedim.'' dediğinde bende yere oturdum ve ona bakıp ''Teşekkürler.'' dedim. Yanıma doğru zıplayarak geldi ve oturup bekledi. 

Ona bakarak ''Bunları nereden buldun?'' dediğimde gülümseyerek ''Kasaları yüklerken içinde ki meyvelerin çok güzel göründüğünü düşünerek senin için birkaç tanesini cebime soktum. Pasta yapımını da televizyonda izlemiştim ama istediğim gibi olmadı.'' dediğinde gülerek ''Bunu düşünmen bile çok güzel bir davranış Alex.'' dedim ve pastaya döndüm.

K.A.O.S ProjesiHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin