Gray

540 81 189
                                        

Zaman atlaması yapacağım...

Bir ay cezalandırma, korku ve endişeyle geçmişti.

Lucy nin parmağı dikilebilmişti ama psikolojisi gün geçtikçe kötüleşiyordu.
Lucy den sonra sırasıyla levi ve Lissanna da ceza almıştı ama Lucynin ki kadar ağır değildi onların cezası.

Levyi tehtid edip jilet yutması istenmişti. Levy yaptığı an hastaneye koşmuştu. (İlk kez etkilendim amk. Jilet yutmak ne? Nasıl bir sadist bu amk!)

Lissanna ise kalın iğnelerden koluna batırıp çıkarmak zorunda kalmıştı.

Sınıf bu cezaları gördükten sonra derin bir sessizliğe gömülmüş, hiç bir şeye itiraz etmeyip ölümlerini bekliyordular.

Öğretmenler en tuhafıydı. Hiç bir şeyden haberi olmamalarını geçtip hala ders işliyordular. Yani bu sınıfta son bir ayda biri ölmüştü, birinin parmağı kopmuştu biri jilet yutmuştu.
Ama hocalar tutturmuş üniversite sınavını... Bir kaç aya ölecektim belki cennette güzel bir üniye yerleşirdim.

Hayaller aleminden çıkmamı sağlayan, hocamın başımda dikiliyor olmasıydı.

Kollarını göğsünde birleştirmiş sinirli bir şekilde bana bakıyordu. Kaşları çatık yüzü de kasılmıştı.

"Bir şey mi vardı?" diye sordum. Hoca gözlerini ayakalarıma çevirdiğinde bende baktım.

Sıranın üzerine ayaklarımı uzatmıştım. Ellerimi de cebime sokmuştum.

"İndir o ayağını." dedi sinirle. Omuz silktim.

"Zaten iki aya öleceğim, bana en kötü ne yapabilirsin ki?" diye sordum hocaya tehditkar bir şekilde.

Hocanın gözleri şaşkınlıkla açılırken Erza atladı.

"Hocam Gray saçma bir şaka yapıyor umursamayın." dedi en sakinleştirici haliyle.

Hoca iç çekip gözlüğünü gözlerine yerleştirdi.

Arkasını dönüp giderken tüm sınıfın bana bakmakta olduğunu fark ettim.

Gözlerim istemsizce Juviaya kaydı. Madem iki aya kadar ölecektim o zaman istediğimi yapabilirdim.

En azından duygularımı saklamam saçmalık olurdu.

Ama juviaya duygularımı söylesem ve sonrasında ölürsem Juvia ne yapacaktı?

Daha çok üzülmez miydi? Yoksa son iki ayımı onu sevdiğimi bilerek geçirirse mutlu mu olurdu?

Daha kötüsü aklıma gelince donup kaldım.

Bu demektir ki Juvia da ölecekti! Liseteye hiç bakmamış ve kendi ölümüm dışında pek bir şeyle ilgilenmemiştim.

Juvia da ölecekti ama benden çok sonra... Peki o zamana kadar ne yapacaktı? Benim ölümümün acısıyla yaşadığı bir kaç ay nasıl geçecekti?

Aslında ölsem bile tek düşündüğüm Juvianın asla ölmemesiydi. Saçma aşk filmlerinde ölüpte birleşelim saçmalığı değildi bu...

Ölsemde onun ölmesini istemiyordum. En kötüsü aklıma gelince iyice duruldum.

Max'in ölümünü Lucy görmüştü. Kanlar içinde ki halini...

Ya juvia da beni o şekilde görürse? Ya ben juviaya o halde görmüş olsaydım...

"Gray sama!" diye bağıran Juvia ile kendime geldim. O zamana kadar ağlamakta olduğumu fark etmemiştim.

Anında sıramı geri itip ayağa kalktım. Kimseye -hocayı umursayan yok amk shsj- bir açılma yapmadan tuvalete gittim.

Yüzüme bir iki kez su vurduktan sonra aynada yorgun yüzüme baktım.
Bir kaç gündür doğru dürüst uyuyamıyordum. Stres ve korkuyu aynı anda yaşıyordum...

Düşüncelerden sıyrılamıyordum bir türlü...

"İyi misin?" diye bir ses duyunca aynadaki yansımamdan kapının önündeki Natsuya baktım.

Başımı olumsuz anlamda salladım. Yanıma gelip iç çekti. Omuzlarımdan sarılırken karşılık olarak başımı omzuna koydum.

"Juvia ne yapacak Natsu? Ben ölünce..." dedim kısık sesle.

"Piç, sen ölünce asıl biz ne yapacağız? Tek Juvia mı üzülecek sanıyorsun?" dedi sahte bir sinirle.

"Bu yüzden yaşamaya bak! Oldu mu?" dedi. Başımı salladım.

Yarın Jet ve Droyun doğum günüydü. Yani tüm gün onları koruyacaktık. Bunu başarırsak bir umudumuz olacaktı en azından.

Sınıfa geri dönüp kapıyı açınca Natsuyla aynı anda şaşırdık.

Müdür yardımcısı bay fernandes ayakta dikiliyordu. Özür dileyip yerimize geçerken bizi bekledi.

Bay Fernandes elini öğretmen masasına dayayıp hepimizin yüzüne tek tek baktı.

"Şimdi çocuklar tek bir sorum var size. Dürüstçe cevaplayın lütfen." dedi.

Bazıları başını sallarken adamı dinlemeye devam ettik.

"Tune kim? Ortaya çıkmazsa tüm sınıfı okuldan kovmaktan başka bir çarem yok demektir." dedi.

Hepimiz şaşkınca bakıyorduk. Birincisi; kimsenin haberi olmayan listeyi ve Tuneyi müdür nereden biliyordu?

İkincisi ve en önemlisi; katil yani Tune içimizden biri miydi?

Sacma bir bolum oldu ama idare edin dhdjkd

°TUNE°Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin