Lucy'nin araması üzerine hemen okula koşmuştum.
Gördüğüm manzara düşündüklerim arasından en iyi ihtimaldi sanırım...
Lucy'ye bir şey oldu korkusuyla ne yapacağımı şaşırmıştım. Hatta öyle ki eve gelir gelmez giymiş olduğum pijamalarımla okula tekrar gelmiştim.
Lucy'yi bir polisin yanında bir şeyler anlatırken bulmuştum. Sınıftan çıkan siyah örtü sarılı sedyeyi, Lucy'yi görmeden önce görseydim sanırım kalp krizi geçirebilirdim.
"İyi misin?" diye sordum aceleyle Lucy'ye. Başıyla onayladı. Gözleri ağlamaktan kıpkırmızı olmuştu.
"Neler oldu?" diye sordum. Lucy elimi tutup göğsüme yaslanınca heyecandan ve mutluluktan ölebileceğimi düşündüm.
Kalbim o kadar hızlı atıyordu ki... Ya kalp atışı mı duyarsa?
"B-ben... S-sınıfa girdim ve... Max'i o h-halde..." diyecekken durdu ve ağlamaya başladı.
Olayları yavaş yavaş anlayamaya başlamıştım.
Ne kadar inanamasamda şuanda göğsüme yaslanmış ağlayan lucy'ye iyice sarıldım.
Fırsattan istifade etmek her erkek adamın görevidir...(elfmanla çok takılan Natsu snsnns)
Polisler yanımıza gelince şaşkınca yüzlerine baktık.
"Polis merkezine gelip ifade vermeniz gerekmekte." dedi uzun boylu olan polis.
İkimizde şok yüzünden monoton bir şekilde başımızı salladık.
Polis arabasına binerken, Lucy'nin annesini arayıp durumu bildirdikten sonra abimi arayıp polis merkezine gelmesini istedim.
Yolda giderken Lucy biraz kendine gelmişti ve gördüklerini bana anlatmıştı.
Polislerin duyamayacağı şekilde sınav sorularını da söyledikten sonra polisleri kolladım.
Önlerine bakıyordular.
Eğilip lucy nin kulağına fısıldadım.
"Sınav soruları olayını söyleme." diye uyardım. Bu garip olaylardan sonra bir de okuldan atılmayı riske atamazdık.
Arabadan inerken Lucy koluma girmekte ısrar etti.
Polis merkezine girerken etrafa baktım ama abim henüz gelmemişti belli ki.
Başımıza bir polis memuru gelince olduğumuz yerde durduk.
"Çocuklar şimdi sizi sorguya almamız lazım." dedi pek de nazik olmayan bir şekilde.
Kaşlarımı çattım.
"Biz reşit değiliz ve ailemiz gelmeden bizi sorguya alamazsın." diye çıkıştım.
Adam kaşlarını çatınca hafif ürküp lucy'nin koluna yapıştım.
"Luce koru beni." dedim sessizce. Lucy omzuma vurdu.
"Erkek ol biraz." dedi alayla.
"Bana bak velet, şuan cinayet şüphelisisin bebek bile olsan o sorguya gireceksin." dedi ve adamlarına işaret verdi.
Biri lucy yi kolundan tutup koridora sokarken arkasından bakmakla yetindim.
"Sen benimle gel velet." dedi ukala polis. Of layıp peşine düştüm. Ne de olsa benim olayla bir alakam yoktu. Sadece ambulansı aramıştım...
Ama ya Lucy? Max'i bulan oydu. Hele de cesede dokunduysa parmak izi kalmış olabilirdi ve iyice suçlu ilan edilebilirdi.
Hayır, sonuçta onu Lucy öldürmedi... Elbet masum olduğu ortaya çıkardı değil mi?
ŞİMDİ OKUDUĞUN
°TUNE°
FanfikceTune adı verilen bir listenin önlerine koyulmasıyla ne olduğunu anlamayan sınıf daha da tuhafıyla karşılaşır; Bu listedeki tarihlerin ölüm tarihleri olduğunu fark ederler. Peki bu listeyi kim hazırladı?
