Sanırım yine yenilmiştim. Yine kaybedendim ben. Yağmur yine kaybetmişti. Sanırım doğanın kanunu buydu; hep kaybeden, üzülen, parçalanan taraf ben olacaktım. Belki Kuzey benim kurtuluşum olabilirdi, olmadı.
''Ne yazık ki..''
Batu elini yumruk yaptı ve duvara vurmaya başladı, ben olduğum yerde ağlamaya başladım, eteksiz göt kendini parçalıyordu.
''Ona bir şey olduysa, yemin ederim ne seni ne de bu hastanedeki diğer doktorlar yaşar!'' diye bağırıyordu Batu.
''Sakin olun Batuhan Bey.''
''Ne sakin olması lan? Ne yazık ki ne demek? Öldü deme, yemin ederim kafanı koparırım.''
''Ne yazık ki biz yine yanılan taraf olduk. Kuzey Bey yine kazandı, yine en güçlü olmayı başardı. Yaşaması imkansızdı ama başardı. Kuzey Öztürk yine kazandı.''
Oturduğum yerden kalktım ve şaşkınca Batu'ya baktım. Bana sıkı sıkı sarıldı ve kulağıma fısıldadı;
''Siz bütün olacaksınız. O seni seviyor ve yine kazandı, güçlü olan o!''
''Bu arada uyandığında ilk söylediği şey ''Yağmur'' oldu, Yağmur kimse yoğun bakımdan odaya aldığımız zaman onu görebilir.''
Beni galiba seviyordu. Neden benim ismimi sayıklasın ki? Batu var, eteksiz göt var. Onu galiba seviyorum.
''Sağdaki odaya aldık, görebilirsiniz, yalnızca bir kişi.''
Koşarak odaya girdim. Gözleri kapalıydı. İçimden geleni söyleyebilirdim.
''Kuzey, ben geldim. Bak inatçı keçin geldi. Kalk da gidelim buradan, sen güçlüsün, başardın. Sen masum değilim diyorsun ama, en masumu sensin. Sen 'aşk' kavramını tamamen yaşayansın. Hadi kalk da beni sevdiğini söyle.''
Ses yoktu, iyileşecekti ama, inanıyordum ben.
Tam odadan çıkıyordum ki bir el beni durdurdu.
''Seni seviyorum inatçı keçi''
''Kuzey? Uyandın!'' diyerek kollarına atladım.
''Şey, uyandım da, hani yeni yoğun bakımdan çıktım ya, üzerimden kalkarsan daha çabuk iyileşirim gibime geliyor.'' söylediği sözlerin arkasında ufak bir tebessüm vardı.
''Doktor ile konuştum da bugün burada kalacakmışsın.''
''Saçmalama, kusura bakma gidiyoruz.'' diyerek aniden kalktı. Ne kadar durdurmaya kalksam da beni dinlemedi. Hem ben ona evde daha iyi bakardım.
''Batu hastane işlemlerini tamamladı, gidebiliriz.''
Arka koltuğa oturdu, yanına geçtim ve ön koltuklara da Batu ve eteksiz göt oturdu. Kuzey eteksiz göte çok kötü bakıyordu. Batu'ya aynadan kaş göz işareti yaptı ve Batu orman yoluna doğru sürdü. Bu yolu hatırlıyordum. Kuzey ile geldiğimiz dağ eviydi burası!
''Batu sen Nehir'i eve götür. Amcam ve yengeme de Yağmur'la sizde parti vereceğimiz gibi şeyler uydur işte.''
''Tamam kolay iş o. Ne zaman almaya geleyim sizi?''
''Yarın.''
''Tamam, hadi dikkat edin.''
Kuzey sanki bir trafik kazası geçirmemiş gibi davranıyordu. Eve girdik ve bir koltuğa uzandı.
''Yok öyle beyefendi, kalk yatağa yat, daha yeni hastaneden çıktın.''
''Yatağa yatarsam, sen de yanımda yatar mısın?'' adeta ufacık bebek gibi konuşuyordu. Hayır demem imkansızdı.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
KARANLIĞIN ÖTESİNDE
RomanceKaranlığın ötesindeki, karanlık insanlar. Karanlığın içinde kaybolmuş, hapsolmuş, tükenmiş, her şeyi elde edebilecek karanlık bir oğlan; ve masum, hayatındaki herkesi kaybetmiş, sevgi yokluğu çeken bir kız. Ve karanlık hayatları...