23- Bir öpücük?

274 1 0
                                    

Yuvadan alındığım günden beri Kuzey ile vakit geçirdiğimi, anne ve babayla vakit geçiremediğimi anımsadım.

Evet çoğu zaman onlara 'annem, babam' diyemiyordum. Kendi anneme acı çektiriyor gibi hissettiriyordu bu. Ama gerçekten deniyordum; onu öz annem gibi görmeyi. Görmüyor da değildim.

Yataktan kalktım. Beyaz mini şort, buz mavisi askılı badiyi giydim. Ayağıma da beyaz converseleri geçirdim ve aşağıya indim.

"Günaydın"

"Günaydın meleğim."

Annemin hoş bakışları yine üzerimdeydi, ve benden gerçekten kızı gibi davranmamı bekliyordu.

"Bugün daha fazla hoş duruyorsunuz Bayan Öztürk."

Söylediğim şey onu mutlu etmiş olacak ki kahkaha attı. Gözlerinin içi parlıyordu adetâ.

"Sen her zaman öylesin prensesim."

"Şey anne, seninle çok vakit geçiremiyoruz. Birlikte alışverişe çıkmaya ne dersin?"

"Evet tatlım, çok hoş bir fikir."

Başımı salladım ve kendimi yemek yemeye bıraktım. Masa sessizdi, sessizliği Kuzey bozdu.

"Yağmur'u birkaç günlüğüne dağ evine götürmek istiyorum, ne dersin baba?"

Gözlerimi kocaman açtım. 'Baba' mı?

"Ah şey, amca."

"Tabii gidebilirsiniz."

"O zaman alışverişten sonra yola çıkalım."

Başımı onaylar derecesinde salladım.

~

Annemle alışverişten dönmüştüm, bir sürü şey almıştık.

''Yağmur çıkmamız lazım, acele et.''

''Off Kuzey, niye elimi ayağımı birbirine doluyosun? Ne acelemiz var?'' Kuzey'e laf yetiştirirken bir yandan da odama çıkıyordum. 

Elini attığı gibi nefesimi kesmeyi başardı, duvara yasladı. Aramızda 3 cm yoktu bile.

''Çünkü seni özledim, dudaklarının tadını özledim. Anlarsın ya.'' sırıtıyordu, aptal.

''Of hazırım hadi çıkalım.''

Elimi sıkı sıkı tuttu, aşağıya indik. Anne ve babamın yanında da elimi tutuyordu, utanmaz edepsiz. Elimi çekmeye kalksam da bırakmıyordu.

''Biz çıkıyoruz.''

''Tamam dikkat edin çocuklar.''

Koşar adımlarla evden çıktık. Arabaya bindim, Kuzey de valizleri arkaya koydu ve şoför koltuğuna oturdu.

Yaklaşık bir saattir yoldaydık, bebek gibi mızmızlanıyordum.

''Yaaa kaç saattir yoldayız, ne kadar kaldı?''

''Mızmızlanma, az kaldı.''

''Hof.'' başımı cama yasladım ve yolu izlemeye koyuldum.

''Uyumak yok şu an. Uyursan ceza alacaksın hanımefendi.''

''Ne cezasıymış?''

''O kadarını bilemem, istersen uyu.''

Uyumamak için gözlerimi diretsem de uyku beni en tatlı yerine kendine doğru çekti.

Gözlerimi açtığımda yataktaydım. Bu eve daha önceden de geldiğimiz için rahattım. Üstümü değiştirmek için yataktan kalktım.

Ama. bir saniye? Üzerimdeki tişört, altımdaki eşofman altı? Evet, evet. Kuzey benim üzerimi değiştirmişti. Olanları düşününce utandım ve yanaklarım kızardı, başımı öne eydim. O sırada odanın kapısı açıldı.

KARANLIĞIN ÖTESİNDEHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin