30. BÖLÜM

1.4K 157 10
                                    

Öptüğümde hissedemediğim kirpiklerine,

O gecenin üstünden saatler, günler, haftalar geçmişti, yine de ne ben, ne de Elem etkisinden kurtulamamıştık. Elem o geceden sonra gözlerim içine derin bakışlarıyla bakmamıştı, tensel temastan özellikle kaçınmıştı. Benimle aynı yatağa girse de aramıza buzdan duvarlar örmüş, saydam buzların ardından onun narin bedenini görsem de elimi uzatamamış yalnızca izleyebilmiştim.

Bazen bu tavrından dolayı ona kızdığım oldu ama hepsi içimdeydi. Ona bir şey belli etmesem de onu buna zorlayan ben değildim kendi isteğiyle almıştı beni okyanuslarına. Onu zorlamamış, ona baskı yapmamıştım. Hatta ben böyle bir şey beklemezken kendiliğinden olmuştu bir şeyler.

Silkelenip kendime gelmeye çalışarak arabadan indim. Ben anahtarıma yönelmeden Elem kapıyı açmıştı ama yüzünde bir neşe kırıntısı yoktu. İlk günler bu soğuk tavırlarına alınsam da aradan geçen iki ay alışmamı sağlamıştı. Öyle ki gece yatarken kuru sesiyle bir iyi geceler dileyip sırtını dönüşüne bile içerlememeye başladım ama yine de ona yaklaşmak istiyordum. Cinsel olarak değil, yalnızca onu kollarıma alıp huzur bulmak istiyordum bazı geceler. Tabi bu isteğim Elem'in benden daha çok kaçıp içine kapanacağı düşüncesiyle solup kurumasına rağmen sırf hatırası var diye saklanan bir çiçek demeti gibiydi. Vardı somut olarak ama içinde soyut bir renk kalmamıştı.

"Yemek hazır," O bunu söylemese de olduğunu biliyordum çünkü fark etmiştim ki Elem benimle olabildiğince az iletişim kurmak için sorun teşkil edeceğine inandığı her şeyi hallediyordu.

Usulca kapıyı kapatıp yanımdan geçip gitti. Arkasından salınan saçlarını izlerken bugünlerde vücudunda değişiklikler olduğunu fark ettim. Sanki kalçasını iyice meydana çıkaran beli biraz kalınlaşmıştı.

Elimdeki evrak çantasını portmantoya bırakıp Elem'in peşinden mutfağa gittim. Masaya oturur oturmaz önüme nefis kokusuyla normalde beni mest edebilecek bir kase çorba koydu ama ne kaşığım kaseye ilişti, ne de parmaklarım kaşığı kavramak arzusuyla doldu. Öylece otururken Elem'in de benden farksız olduğunu gördüm. Yemiyordu doğru dürüst, bense beli kalınlaşmış diyordum. Aksine incelmiş olmalıydı.

Başka şeylere odaklanmaya çalışarak isteksizliğime rağmen kaşığı parmaklarımın arasına alıp kaseye daldırdım. Niyetim Elem arzusuyla kurumuş dilimi damağımı çorbayla buluşturmak değildi, usul usul oynayarak zaman geçiriyordum.

Daldığımı fark etmediğim bir anda masaya çarpan kaşık sesiyle kendime geldim. Ardından masadan fırlayıp koşan Elem beni şaşırtarak olduğum yere mıhlamıştı. Alt kattaki lavabonun kapısının sesini duyduğumda kendime gelip ayağa kalktım, mutfaktan fırladığım gibi lavabonun kapısına dayandım. Neyse ki kapı kapalı değildi de ne olduğunu gözlerimle görüyordum. Pervaza dayanıp lavaboya eğilip midesine girmemiş bir lokmayı çıkarmak için öğüren Elem'in etrafına dağılan saçlarını topladım. Elimle ensesine hapsettiğim saçlarının ardından suyu açıp lavaboyu yıkamaya çalıştı. Ardından ağzını çalkalayıp yüzünü yıkadı. Doğruldu, yüzünü temiz bir havluya sildikten sonra gözlerime baktı.

"Boran," Ne olduğunu biliyordum, o geceden beri bundan korkuyordum. Yine de güçlü görünmeye çalışarak onu kollarıma aldım. İç çekişleri büyüyüp hıçkırıklara dönerken ona onun istemediği bir hatıra bıraktığımı düşünerek kahrolurken bir yanımda şenlikler vardı. İnsan böyleydi işte. Bir şeye sevinirken başka bir şeye üzülebiliyordu ve ne olursa olsun kendi çıkarı ön plandaydı, bunu da kesinlikle yargılamıyorum çünkü bence insan kendi benliği üzere yaratılmış.

Bir çocuğumuz olacaktı. Benim açımdan her şey güzeldi. Sevdiğim kadından bir çocuğum olacaktı, daha ne mutlu edebilirdi beni ama Elem için durum aynı değildi. Beni seviyor mu sevmiyor mu onu bile bilmiyordum. Bilsem bile böyle bir şeyi isteyip istemediğini bilmeden o gece sorumsuzca davranarak onu incittiğim için vicdan mahkemem beni en ağır şekilde yargılarken yangınımı içime hapsettim, karımın şu an ihtiyacı olan şeyle meşgul oldum. Onu kollarımdan bir saniye bile uzaklaştırmadan saatlerce oturup sarıldım. Ne kadar zaman geçtiğini vücudumuzun şeklini alan koltuktan anladım, uykuya kurban giden güzelimi odaya götürmek için kalktığımda.

*

Ne kadar kısa olduğunu biliyorum ama uzatmak istemiyorum. Çünkü uzatılmayacak bir bölüm olmalıydı. Sizi daha yoğun bölümler bekliyor.

Mavi Vurgun | TAMAMLANDIHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin