Arabayı kenara çekiyorsun, ufak bir tepeye çıkmışız, gün ağardıkça fark ediyorum. Keskin bir ayaz var dışarıda.
Arabadan iniyoruz, seni takip ediyorum ve en tepeye çıkıyoruz. Bana kısa bir bakış atıp kurumuş ve sararmış çimenlerin üzerine oturuyorsun. Ben de tam yanına, sağına oturup bağdaş kuruyorum, bacaklarımız birbirine değiyor. Kalbim tekliyor.
Soğuk rüzgârla saçlarım uçuşuyor, sana bakıyorum. Sense tam karşıya, iki katlı evlerin dizili olduğu mahalleye bakıyorsun gözünü kırpmadan. Arkandaki bulutsuz gökyüzü giderek mavileşiyor.
"Artık en yakın arkadaş değiliz." Mırıldanıyorsun ve bana dönüyorsun. Yüzündeki ifadeden belirli bir anlam çıkaramıyorum o yüzden başımı sallıyorum.
Kahverengi gözlerin o kadar derin bakıyor ki gözlerime hyung, bakışlarımı kaçırıp yan yana duran ellerimize bakıyorum.
İçimde, derinde bir kıvılcım tutuşuyor ve alev oluyor. Beni yakıyor. O alev elini tutmamı istiyor. Seni öpmemi istiyor sertçe, sana tutunup bırakmaktan korkuyor.
"Benden nefret mi ediyorsun?"
Sorduğun soru komiğime gidiyor, o yüzden alayla gülüyorum. "Evet, hyung, senden çok nefret ediyorum."
Belli belirsiz gülüyorsun. "Yalancı, beni seviyorsun."
"Evet, seviyorum."
Bana dönüyorsun, kahverengi gözlerin gözlerimin önünde, doğan güneşle bal rengine dönerken sol elimi kaldırıp yüzünün bana göre solda kalan yanına koyuyorum. Doğrudan bana bakmaya devam ederken baş parmağımla gözünün altını okşuyorum.
"Güneş doğuyor," diyorsun.
"Biliyorum," diyorum.
Ve o an, büyüleniyorum. Tam güneş karşımızda bize parlayarak benliğini sunarken bana hızla yaklaşıyorsun ve dudaklarıma kapatıyorsun dudaklarını, sertçe.
Beni öpüyorsun hyung.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
sleep
Fanficgözlerimi yumuyorum, burnumda vanilya kokusu. elimi uzatıyorum, ipek gibi saçlar parmaklarımda. ve öpüyorum dudaklarını, yumuşacık dudaklarını. © dububaoziㅣmarkhyuck all rights reserved start: 6.8.18 end: 16.8.18
