Hayat bazen kırar insanı en olmadık yerinden, bi savaş vardır ama sen rakibinin zaaflarını öğrenene kadar o seni çoktan yok eder. Mağlup olursun bitersin .Her karanlığın sonu aydınlık mıdır ki.Elleri kirli olan birine temiz denir mi hiç! Peki ben ne zaman karanlığımı zaptedecektim ellerimin kirini birine bulaştırmadan yaşayacaktım . Çevremdekiler demi benim gibi olacaktı. Kapı tekrar çalındığında ne zaman akmaya başladığını bilmediğim göz yaşlarımı sildim bir çırpıda sesim hafif titrek çıksada çağırdım "Gel " kapının açılmasıyla şoklardan şoklara girdim ve malığı mı kanıtlarcasına konuştum " Nasıl ve neden " gözlerini gözlerime dikip konuştu yüzünde gene o yaramaz gülüş vardı " beni beklemiyor muydun tatlım "
" Senin ne isin var burda s-sen öldün seni ben ben öldürüm hatta parçalara ayırdım sen öldün hayır hayır sen öldün " deli gibi başımı salıyordum onun varlığını kabullenemiyordum kabul etmiyordum o ölmüştü onu ben öldürmüştüm hatta parçalara ayırmıştım o benin kara lekemdi hayatımın maf olmasına sebepti ben onun yüzünden bu haldeydim benin herseyimi almıştı elimden çocukluğumu, gençliğimi ,hayallerimi her şeyi maf etmişti beni yok etmişti." Uzun zaman oldu demi sevgilim özlemedin mi beni yoksa" gülümsemesi yüzüne o kadar yayılmıştı ki yumruk atmak istiyordum " Defol d-defol git burdan " titremeye başlamıştım öyle bir titriyordum ki ellerimle bisey tutmakta zorluk çekiyordum zorlada olsa kavradığım silâhımı ona doğrultum ya "şimdi git yada seni öldürüm " ellerini havaya kaldırıp korkmuş gibi yaptı "sakin ol sakin ol ilk karşılamada olmek istemiyorum daha çok görüşücez sarı paptyam " son dediğin kelimeden sonra kitlenmiştim sarı papatyam kelimesi beynimde bozuk plak gibi tekrar ederken benim yaptığım tek şey ellerimi başımın iki yanına koyup sesimin yettiği kadar çığlık atmaktı çünkü ancak bunu yapabilirdim yavaş yavaş gözlerim kararırken birinin adımı tekrar ettiğini duydum ses sanki bir melekten çıkar gibiydi tınısı beni uykuya itiyordu ama o beni uyanık kalmam için uyarıyordu sesin etkisi geçirdiğim kriz her şeyin kararmasına beni bitmek bilmeyen kabuslarla başbaşa bıraktı......Flas back
"Yapma lütfen istemiyorum yeter dur artık" kahkahası tüm odayı doldururken kalktı üstümden tiksinmem neden olan suratını yüzüme yaklaştırıp öpmeye çalıştı ellerimi zincirlemiş olsada başımı hareket ettirebiliyordum kafamı çektiğimde sinirlendi ve bir tokat daha attı suratıma hem sonra yataktan kalktı giyinip gitti tam 5 gündür aynı şeyleri tekrar edip duruyordu öldürmüyordu eziyet ediyordu daha 5 gün önce her şey yerli yerindeyken şimdi çırılçıplak bir yatakta ayaklarımdan ve ellerimden zincirlenmiş bir manyak tarafından sürekli tecavüze uğruyorum gözyaşlarım akmaya başladığında 5 gündür beni yanlız bırakmayan tek şeyin onlar olduğunu anladım kaldığım ev 2 katlıydı ve ben bu zamana kadar tam 8 kere kaçmaya çalışmıştım 3 kere bana yemek getiren teyzeye yalvarmış beni reddedince yemek yemek için ellerimi çözmesini isteyip kaçmıştım zaten kalan 5 seferde de 4 kere tuvalete gidicem diyip 2 koruma öldürmüş ve sonunda gene bu yatağa bağlanmıştım. Aşağıdan gelen kırılma sesiyle irkildim irkilmemele kafamı duvara vurmuştum ağzımdan ufak bir inleme kaçtı kafamı sallayıp kendime gelmeye çalışırken kapı kırılırcasına açıldı içeri o girdiğinde bir şeylerin ters gittiğini anlamıştım çünkü yüzünde her zamanki haz yoktu telas ve endişenin izi vardı yatağa çıktığında kabusun gene başladığını düşünmüştüm ama o sadece başımı ellerinin arasına alarak şu kelimeleri söyledi " Şimdi gitmem gerek ama senin için geri gelicem sarı papatyam" sözleri bittiğinde zorla dudaklarımdan öptü kendimi zorla çektiğimde o coktan benim üzerimi örtmüş ve camdan atlamıştı kapıdan gelen sesle oraya döndüğümde karşımda babamı görmeyi beklemiyordum koşarak yanıma geldi ellerini sımsıkı tutup sarıldı "kızım iyi misin prenses beni duyuyor musun "
SIMDIKI ZAMAN
"Asrın beni duyuyor musun asrın "dürtülmemle yavaşça açtım gözlerimi önce bulanık görsemde sonradan netleşti bakışlarım kafamı kaldırdığımda bir ağrı saplandı başıma etrafa baktığımda evde odamda olduğumu anlayınca kendimi uykuya geri telsim ettim.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
KARANLIK KIZ
Teen FictionHer cümlenin bir sonu her acının bir merhemi vardır peki Asrın onun yarasının merhemi neydi kimdi. Kalbinde sakladığı acılarını ne zaman dışa vursa en çok zararı kendi görüyordu kimi sevse doyamadan toprak alıyordu elinden acımasız olması gerekti am...