Eğer biri bana "Jimin senin için ne anlama geliyor?" diye sorarsa cevabım belliydi. Jimin benim için huzurdu, mutluluktu. Jimin benim gülen gözlerimdi. O gülünce dünyam aydınlanıyordu. Jimin o küçücük elleriyle elimi tuttuğunda nefesim kesiliyordu. O küçük eli cebime koyup saklamak istiyordum. Sarı saçlarını geriye attığında açılan alnını bir ömür izleyebilirdim. O yumuşacık saçlarıyla oynamak hoşuma gidiyordu.
İmkansızdı. Benim bir erkeği sevme ihtimalim bile yoktu. Bu imkansızdı. Jimin imkansızı başarmıştı. Bizi birleştirmişti ve biz sonsuz olmuştuk.
"Bugün okula gitmeyeceğimize göre..." dedi Jimin gülümseyerek. "Ne yapmalıyız?"
"Düşüncelerimi bölen ses, sadece bu ses olmalı." dedim içimden. "Sadece bu tatlı ses..."
Jimin ellerini gözümün önünde salladı. "Hey, dünyadan Jungkook'a!"
Gülümsedim. "Dalmışım." Jimin de gözlerini kısıp "Fark ettim. Ne düşünüyordun?" dediğinde dudaklarımı yaladım. Onu bu kısacık zaman diliminde bu kadar sevmem normal miydi? Süreli onu düşünüp durmam normal miydi?
"Nereye gideceğimizi düşünüyordum." dediğimde Jimin de düşünmeye başladı. Dudaklarını büzüp çenesiyle oynarken gülümsedim. En son bana bakıp "Sevdiğin kişiyle nereye gidersin?" diye sordu. Bir süre durduktan sonra sırıttım. Jimin de sırıttığında aklımıza aynı şeyin geldiğini anlamıştım.
"Karaoke!" dedik ikimiz aynı anda.
Aklıma gelen anılarla gülümsedim. Sanırım her şey kampta yerli yerine oturmuştu.
"Kampta bunu bana sorduğunda 'Karaoke' derken aslında senden bahsediyordum."
Gülümsedim.
"Aklıma birlikte şarkı söylediğimiz gelmişti fakat direk benden bahsettiğini anlamamıştım." dediğimde Jimin gözlerini devirdi. "Aptalmışsın."
Gülerek konuştum. "Aptalmışım."
Ayağa kalktık ve ayakkabılarımızı giydik. Evden çıktık ve geçen sefer gittiğimiz karaoke odasına gittik. Geçen sefer şarkı söylediğimiz yere girerken gülümsedim. İlk kez buraya geldiğimizde Jimin'den haz etmiyordum. Şimdi ise durum farklıydı. Şimdi birbirimizi sevdiğimizi anlamıştık. Geçen seferki gibi meyve sipariş verdik ama bu sefer ilk meyveyi yedik.
"Ne söyleyelim?" dediğinde alt dudağımı büktüm. İkimiz de ne söyleyeceğimizi düşünüyorduk. Alıma gelen fikirle gülümsedim.
"We Don't Talk Anymore'a ne dersin?"
Jimin sırıttı. "Tekrar?"
Sırıttım. "Tekrar."
Şarkıyı açtık ve söylemeye başladık. Bu sefer daha uyumluyduk. Seslerimiz daha uyumluydu fakat en uyumlu şey gözlerimizdi. Birbirimize bakmadan duramıyorduk ve dudaklarımızda bir gülümseme vardı. İkimiz... İyiydik. Birbirimizindik.
Şarkıyı bitirdikten sonra hareketli bir şarkı açıp söyledik. İkimizde aptalca oynuyorduk. Jimin koltukların üstünde şarkı söylemeye başladığında kendi kısmımı gülmekten söyleyememiştim. Şarkının ortası geldiğinde ikimizde içmiş gibiydik.
Jimin'in söylemesi gereken kısım geldiğinde aptalca oynamaya devam ettim. En son twerk yaptığımda Jimin gülmekten yere düştü. Yerde yuvarlanarak gülmesine devam ettiğinde kahkaha attım. Domates gibi kızarmış suratı ve her yerde gülmeye devam etmesi çok şirindi. Şarkı bittiğinde Jimin yerde göz yaşlarını sildi. Gülmekten ağlamıştı. Elini tutup kaldırdım ve koltuklara oturduk. Tabi, Jimin bastığı için ayakkabısının izi çıkmıştı her yere.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
İMKANSIZ -JİKOOK-
Romansa~ "Ben... Ben aşkın her şeyin üstesinden geldiğini gördüm. Cinsiyetlerin bile..." ~ [TAMAMLANDI] Shipper sıralamasında birinci 💜 JM sıralamasında birinci 💜 사랑 (aşk) sıralamasında birinci 💜
