Ağaçları sık olan bir ormanda ilerlerken önümde yürüyen Jimin'i inceliyordum. Beyaz giymişti ve ona yakışmıştı.
Başımı iki yana sallayıp Jimin hakkında düşünmeyi bıraktım. Ormanı geçip bir açıklık arıyorduk çünkü ağaçlar gerçekten çok sıktı. Çadır kurmak imkansızdı.
"Varmak üzereyiz!"
Hoca bağırdığında herkes sızlanmayı bir kenara bıraktı. Bir süre sonra kamp yapacağımız yere varmıştık.
"Buradan ayı çıkar!"
Bong Cha'nın yanağını sıktım ve kolumu omzuna attım. "Ben seni korurum." Bong Cha gülümseyip bana uçan öpücük attı ve ben ölüyormuş taklidi yaptım.
"Burada tek ayı Min Joon. Korkmayın gençlik, ısırmaz."
"Tam üstüne bastın Cho Hee."
Üçümüz gülerken Min Joon suratını ekşitmişti. Hoca herkesi azarlayıp bizi yer seçmemiz için eşlerimize göndermişti. Jimin'in yanına giderken Jimin yine biriyle konuşuyordu. Jimin ellerini saçlarının arasından geçirirken gergin görünüyordu. Konuştuğu kişinin sırtı bana dönüktü ve tanıyamamıştım. Jimin karşısındaki çocuğa sessizce bir şey söylediğinde çocuk elini Jimin'in boynuna koydu. Bunu görür görmez refleks olarak ileriye doğru bir adım attım. Jimin beni gördü ve göz göze geldik. Çocuğun elini boynundan çekti ve yine bir şey söyledi. Çocukla konuşsa da gözlerini üzerimden ayırmamıştı. Dudaklarımı yaladım ve arkamı dönüp çadırı aldım. Kalbim çarpıyordu ve nedenini anlayamamıştım.
Çadırı kurmaya başladığımda Jimin koşarak yanıma geldi.
"Ne oldu?"
Jimin'in sorusuna kaşlarımı çattım. "Ne ne oldu?"
"Bakışların..." dedi yüzümü inceleyerek. "Az önce bana bakarken yüz ifaden değişikti. Sinirli gibi görünüyordun."
"Yoo," dedim zorla gülerken. "Sinirli değilim."
"Öyle olsun."
Beraber çadırı yapmaya başladık. İkimizde oldukça beceriksizdik. Herkes çoktan bitirmişti ama biz hala yapamamıştık.
Terlemiştim ve saçlarımı geriye attım. Alnımı açıkta bıraktıktan sonra alnımdaki yerleri sildim. Siyah tişörtüm terden üstüme yapışmıştı.
"Çadırı kurmayı beceremeyen tek bizim kalmamış normal mi?"
Jimin'e gülerek döndüm. Döndüğümde gözlerime ilk başta terden ıslanmış beyaz tişörtü çarptı. Vücuduna yapmışmıştı ve tişörtü beyaz olduğu için içini görebiliyordum. Baklavaları ortaya çıkmıştı ve ben hala Jimin'i inceliyordum.
"Hey."
Ae Sook'un bana seslenmesiyle gözlerimi Jimin'den çekip ona döndüm.
"Çadırı kuramamışsınız."
Ae Sook'a gülümsedim. "Evet, öyle oldu."
Ae Sook bize bakıp
"Terden vücuduna yapışan tişörtlerinizle çok seksisiniz, beyler." dedikten sonra bana yaklaştı. "Kırmızı saçların olay, Bay Jeon."
Sırıttım. O da sırıttı. "Çadırı kurduktan sonra yanıma gel Jungkook. Eğleniriz biraz."
"Okey!"
Ae Sook kıvırta kıvırta yanımızdan uzaklaşırken Jimin'e dönüp sırıttım. "Böyle soğuk olma da kızlar sana da gelsin. Beni örnek al." dedim sırıtarak. Jimin gözlerini devirdi. "Herkese sıcak olacağına çadırı kursan daha çok işe yararsın."
ŞİMDİ OKUDUĞUN
İMKANSIZ -JİKOOK-
Romantiek~ "Ben... Ben aşkın her şeyin üstesinden geldiğini gördüm. Cinsiyetlerin bile..." ~ [TAMAMLANDI] Shipper sıralamasında birinci 💜 JM sıralamasında birinci 💜 사랑 (aşk) sıralamasında birinci 💜
