Başımın ağrısıyla kaşlarımı çattım. Ellerimi oynattım. Yavaşça bir nefes aldım ve burnuma hastane kokusu geldi. Konuşmaya çalıştım fakat boğazım o kadar kuruydu ki sadece sızlanmıştım.
"Jungkook, iyi misin?"
Kalın erkek sesinin kim olduğunu anlayamadım. Gözlerimi yavaşça araladığımda siyah saçları olan bir adam üzerime eğilmiş bana bakıyordu. Yüzünü net göremedim ilk başta. Bulanıktı her taraf. Birkaç kere gözümü kırptım. Görüntü netleşince babamı gördüm. Endişeli yüzü bana dikkatle bakıyordu.
"Su..." diyebildim sadece. Babam hemen başucumdan su doldurdu ve bardağı bana uzattı. Bardağı alıp kafamı hafifçe kaldırdım. Suyu içtikten sonra derin bir nefes alıp babama döndüm.
"İyiyim." dedim gülümsemeye çalışarak. Babamın endişesi yüzünden okunuyordu. Bu yüzden onu güldürmek için doğruldum ve yatakta oturdum.
"Ah..." dedim ve kollarımı gerdim. "Yatmaktan her yerim uyuşmuş. Ne kadardır böyleyim?"
Babam yanıma geldi ve elimi tuttu. "Birkaç saattir. İyi misin gerçekten, oğlum?"
Otuz iki diş sırıtıp babama baktım. Sonra gözlerimi kıyafetlerime indirdim. Hastane kıyafetini görünce suratımı buruşturdum. "Bu yakışıklı insana nasıl bu giydirilir?" Babam güldü ve dizime vurdu.
"Gayet iyisin, iyisin."
Kıkırdadım. "Ben söylemiştim."
Babam da güldü. Gülmemiz bitince babam ciddileşti ve bana baktı.
"Jimin'le aranızda ne oldu?"
Dudaklarımı yaladım. Birkaç yudum su içmek için bardağı tekrar elime aldım. Suyumu içtikten sonra babama döndüm. "Hiçbir şey."
"Pekala," dedi babam ve kollarını göğsünde birleştirdi. "Şöyle anlatayım, Jimin benden seni buraya kadar sırtında taşıdığını söylemememi istedi."
Tek kaşımı kaldırdım. "Ama söyledin?"
Babam dudaklarını büzdü. "Kısmen." Sonra devam etti. "Fakat önemli olan bu değil. Önemli olan Jimin. Beni aramış çünkü annenin çok endişeleneceğini düşünmüş. Sen açıklama yapma , yorulma diye beni çağırmış."
Ah... Benim düşünceli Jimin'im.
Hala ilk aşkına karşı koyamayan düşünceli Jimin'im.
Bu cümle karnıma bir ağrı girmesine neden oldu. Bu cümle o kadar acıtıyordu ki canımı...
Gözlerimi kapattım. "Ondan bahsetme."
Sessiz kaldı babam bir süre. İkimiz de sustuk. Bir gün içinde iki kişi... İki önemli insan. Kalbimden iki parça... İkisini de kaybetmiştim işte. İkisi de beni parçalamıştı.
"Beni aradığında ağlıyordu, Jungkook. Sana gerçekten bir şey oldu sandım. Araba çarptı ya da biri tarafından bıçaklandın sandım."
Derin bir nefes aldık ikimizde. "Bir erkek çok nadir böyle ağlar, Jungkook-ah. Sadece tansiyonun düşmüş fakat Jimin öyle kötüydü ki, senin hiçbir şeyin olduğunu öğrendiğimde Jimin için endişelendim. Bir şey mi oldu aranızda?"
Yutkundum. Ağladığını duymak kalbimi acıtmıştı. Zaten bir sürü şeyden dolayı acıyan kalbim nasıl oluyor da bir daha acıyabiliyordu?
"Muhtemelen ağladığını söylemeni de istememiştir." dedim sessizce. Babama her şeyi anlatmak istiyordum. Erkeklerden hoşlandığımı ve Jimin'in hala ilk aşkını sevdiğini... Jimin'in ilk aşkı olmak istediğimi söylemek istiyordum. Onu sarıp sarmalamak ve tekrar tekrar ilk aşkı olmak istiyordum.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
İMKANSIZ -JİKOOK-
Romance~ "Ben... Ben aşkın her şeyin üstesinden geldiğini gördüm. Cinsiyetlerin bile..." ~ [TAMAMLANDI] Shipper sıralamasında birinci 💜 JM sıralamasında birinci 💜 사랑 (aşk) sıralamasında birinci 💜
