"Anne."
Derinlerden gelen ses çok tanıdıktı.
"Ben senin oğlunum. Bırakma beni."
Jimin'in sesi kulaklarımı doldursa da açamadım gözlerimi. Sesi duyuyordum fakat uyanamıyordum.
"Anne!"
Jimin çığlık atınca tam olarak uyanabilmiştim. Hızla doğruldum ve yanımdaki Jimin'e baktım. Bana öyle sıkı sarılmıştı ki, kollarımı onun ellerinden kurtarmam zaman almıştı. Terden sırılsıklam olmuştu. Jimin'i dürttüm.
"Jimin!"
Elimi alnına götürdüm. Ah... Ateşi mi artmıştı ne?
"Jimin, uyan. Hastaneye gidiyoruz ateşin artmış."
Hala kabus gören Jimin bir şeyler sayıklıyordu. Jimin'i dürtmeye devam ediyordum ki söylediği şeyle durdum.
"Beni oğlun olarak hiç mi sevmedin?"
Aldığım nefesi titrekçe geri verdim. Benim Jimin'im... Benim sevdiğim adam neler yaşamıştı öyle?
"Keşke..." dedim içimden. "Keşke onu daha önce tanıyıp daha önce sevseydim."
Gözlerim doldu. Jimin titremeye başladığında kalbim göğüs kafesimi delecek kadar hızlı atıyordu. Ateşine tekrar baktım. Çok yüksekti.
"Jimin, uyan!"
Daha da sert dürttüm fakat tepki vermedi. Hala uyuyordu. Gözlerinden yaşlar aktığını gördüğümde dudaklarımı ısırdım.
"Uyan, Jimin lütfen uyan."
Dürtebildiğim kadar hızlı dürttüm.
"Seni seviyorum, ne olur uyan!"
Titremesi kesildi ve yavaşça gözlerini araladı. Gözleri anında gözlerimi bulduğunda derin bir nefes verdim. Hala ateşi çok yüksekti fakat en azından bilinci açıktı. Benimleydi.
"Jungkook-ah." deyip gülümsemeye çalıştı fakat başaramadı. Yüzünü ellerimle sildim.
"Efendim aşkım?"
Jimin'in gözlerinden birkaç yaş aktı ve güldü. "Yanımdasın."
Benim de gözlerimden yaşlar aktı. "Her zaman yanındayım."
Jimin kıkırdadı. "Az önce aşkım mı dedin?"
Göz yaşlarımı silip yataktan kalktım. Ateş gibi olan Jimin'ime yaklaştım ve onu doğrulttum.
"Evet, dedim. Şimdi hastaneye gidiyoruz. İtiraz istemiyorum, aşkım."
Jimin o haliyle ne kadar gülebilirse o kadar güldü.
"Sen böyle dersen nasıl itoraz edebilirim ki, aşkım?"
Aşkım... Ah, gerçekten güzel hissettiriyor.
Dudaklarımda kocaman bir gülümsemeyle Jimin'i ayağa kaldırdım ve kucağıma aldım. Biraz ağır olsa da dayandım ve Jimin'imi düşürmemek için bütün gücümü kullandım.
Taksi çağırdıktan sonra Jimin'imi dış kapıya götürdüm. Taksi geldiğinde Jimin'i arka koltuğa yatırdım ve ben de ön koltuğa geçtim. Hastaneye giderken arkaya bakıp duruyordum. Jimin gülümsese de, iyi değildi. Ona bir şey olacak diye ödüm kopuyordu. Saat gecenin körüydü ve benim elimden gelen tek şey dua etmekti.
Hastaneye vardığımızda Jimin'i kucağıma aldım. Jimin'in elleri boynumda kenetlenmiş, başını göğsüme koymuş ; ben de onun belini ve bacaklarını sıkıca tutmuş bir halde koşarak acile girdim. Yanımıza birkaç hemşire koşarken Jimin'imi sedyeye koydum.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
İMKANSIZ -JİKOOK-
Romance~ "Ben... Ben aşkın her şeyin üstesinden geldiğini gördüm. Cinsiyetlerin bile..." ~ [TAMAMLANDI] Shipper sıralamasında birinci 💜 JM sıralamasında birinci 💜 사랑 (aşk) sıralamasında birinci 💜
