1)"Şato"

535 24 3
                                    

17 yaşıma girdiğim için çok mutluydum, büyüdüğümü hissediyordum. 18'e bir yıl kalmıştı.

Neden olduğunu anlamadım ama doğum günü partimi çok zengin bir ailenin evinde kutluyorduk. Kendilerini hiç tanımadığım bir aile..

Her şey istediğim gibiydi mükemmel..

En sevdiğim müzik muhtemelen sitenin her yerinden duyuluyordu...

"Adele-Set Fire To Rain"

Salon muhteşem bir görkeme sahipti..

Şöminenin önünde 2 tane siyah deri kocaman koltuklar, arkasında kocaman yemek odası tarzı bir şeyler..

Krem rengi kocaman bir masa ve 8 tane sandalye, masanın bacakları ve sandalyenin yaslanılacak kısmı altın varaklıydı.

Altın varaklı oval şeklinde kocaman bir ayna, bir duvar boyu dolap..

Etrafı izlemeye o kadar dalmıştım ki..

Emre'nin bana kaç kez seslendiğini duymamıştım bile.

"-Deniz sana sesleniyorum duymuyor musun? "

"-Af edersin,duymadım emre."

"-Neyin var deniz?"

Aslında maddi durumumuz gayet iyiydi annem özel bir bankanın müdürüydü.

Babamında bir spor giyim mağazası vardı.Kendi evimiz, kendi odam,bilgisayarım,son model bir akıllı telefonum falan filan..

Ama burada oturanların en az bir kaç tane fabrikaları olduğu da kesindi.

Beni etkileyen bu zengin gösteriş miydi?

Hayır. Ama neydi? Bilmiyorum.

Burada beni çeken bir şey vardı.

Babama bu evin kime ait olduğunu sorduğumda bana annemin çalıştığı bankanın sahibinin olduğunu söyledi. Sözde annemin çalışmasını hep taktir ediyor ve onun için bir şeyler yapmak istiyordu.Ve annemde benim için bir parti yapmasını istemişti.

Emre'nin beni dinlemekten sıkıldığını,havuzun yanında bir çocukla konuşmasından anlamıştım.

Oldukça kaslı sporcu olduğu anlaşılan kumral bir tene sahip olan, yakışıklı çocuk bana doğru geliyordu.

Hemen toparlandım ve gülümsemesine karşılık verdim.

"Doğum günün kutlu olsun,adım Bora."

"Sağol."

Aptal sanki adını sordum böyle tiplerden hiç hoşlanmam bir de sırıtıyor. Ama ben de saçmalamadım. Sağol nedir ya of.

"Yanlış bir şey mi söyledim? Senin de bir adın var değil mi? Ben hemen yanda ki villa da oturuyorum."

Tamam bir sus sorduk sanki...

Hep böyle çok konuşurmuydu bu acaba?

"Adım Deniz memnun oldum, biraz işim var görüşürüz."

Arkamı döndüm ve uzaklaştım.Sıra hediyeleri açmaya gelmişti.İlk kutuyu aldım ve açtım içinden en çok istediğim mp4 çıktı.Şaşırdım ve gülümsedim.

Diğer kutuları da açtım ama umrumda bile olmadı ayakkabı,kolye,küpe,saat falan filan işte..

Gece yatağıma başımı koydum aklıma mp4 geldi.

Bilgisayarımı kucağıma aldım mp4 ün bağlantı kablosunu taktım. İçerisine en sevdiğim müzikleri atacaktım ki içinde yer olmadığını gördüm.Ama..

Nasıl yani? dedim.İçinde en sevdiğim müzikler.

Adele-Set Fire To Rain

Emre Aydın-Duymak İstiyorum

Justin Timberlake-Mirrors

Adele-Don't You Remember

Şebnem Ferah-İstiklal Caddesi

Ve daha bir sürüsü.Ama ilgimi çeken başka birşey vardı.Track 1 - "Merhaba, senin için en sevdiğim müzikleri yükledim mp4 e umarım seversin.Kısa keseyim. Sandığın kadar gibi aptal ya da ukala değilim, benden hiç hoşlanmadığını da biliyorum, evet adımı da sormadın.Ben abinin basketboll dan arkadaşıyım.Abini bizim yan bahçe de görünce bir merhaba demek istemiştim.Yeni yaşın sana mutluluk getirsin ufaklık."

Hey Allah'ım ya! Düşüncelerimi mi okuyurdu bu çoçuk? Ya da aptal olan bendim dışımdan konuşuyordum.Ayrıca bana ufaklık diyen de çok büyük olsa en fazla 19 yaşındadır.Çünkü abimin takımındaki en büyük kişi Cenk o da 20 yaşında ve tek 20 yaşında olan da o diye biliyorum. Neyse anlaşılan ayıp etmiştim sanırım düşüncelerimi dışa vurmuşum.

Her neyse sabah annem, dün parti yaptığımız evde kahvaltı yapacağımızı söyledi.

Ama hiçte mutlu görünmüyordu.

Beyaz bilekte biten ve dizleri yırtık olan kotumu giydim.Üzerime, siyah tam ortasında gri pullarla peace yazan ve uçları kesik kesik olan tşörtümü giydim.Ayağıma parmak arası siyah sandaletlerimi giydim.Belime kadar gelen sarı saçlarımı taradım ve aşağıya indim.

Babam arabayı çalıştırmıştı.

Şato diye tanımladığım eve geldiğimiz de mükemmel bir kahvaltı sofrası bizi bekliyordu.

Sap sarı saçlı tahminen en fazla 40 yaşında olan güler yüzlü bayan bana sarıldı ve "Hoşgeldin tatlım "dedi.

Sebepsizcd ağlamak istedim o kadar tatlı bir bayandı ki.Ama onca zenginlik umrunda değilmiş sanki omuzlarında yılların yorgunluğunu taşıyormuş gbi.. Ne kadar saçma duygu karmaşalarına girdim böyle..

"Günaydın."

"Allah'ım ya sanki sabaha kadar sesini dinlediğim çocuk. Sesini her yerde mi duyuyorum acaba?" dediğimde bir kahkaha sesiyle arkama döndüm.

"Demek sabaha kadar sesimi dinledin.Bilseydim senin için bir beste yapardım.O kadar mı etkiledim seni." Bunları söylerken kahkaha atması da bir türlü bitmiyordu.

"Ha ha ha. Çok komik.Dinledim evet çünkü sana haksızlık ettiğimi düşünmüştüm ama yanılmışım ukala."

Beni çeken bir şeyler vardı bora da bu evde.Masa da bizi ilk başta karşılayan kadının adının Sarah olduğunu eşininde yani annemin çalıştığı bankanın sahibinin de adının Harun olduğunu öğrendim.H ve S tıpkı annem ve babam gibi Sevil ve Hakan.Adının neden Sara olduğunu sorduğumda bana anlattı.

"Adım Sarah çünkü ben bir ingilizim. Eşim Harunla tanıştığımda 19 yaşındaydım tam 18 sene önce.Babamı yeni kaybetmiştim.Annemi de çok küçükken.Haruna aşık oldum o da bana aşık oldu beni aldı Türkiye'ye getirdi.Evlendik ve burada yaşamaya başladım ama ingilterede halam var daha bir sürü akrabam var.Evim var dükkanlarım var.Sık sık İngiltereye gidiyorum."

37 yaşında olduğunu öğrendiğim bu bayanın hikayesi beni etkiliyordu neden bilmiyorum..

"Bir Kez Olsun Gülümse "Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin