Medya; Jennie
Lalisa Manoban
Hastaneye geldiğimizde şaşkınca indim arabadan. Buraya mı gelecektik? Taehyung ve diğerleri kızların yanından yürürken Jungkook da benim yanıma geldi.
"Niye buraya geldik?" dedim. Bileğimden tutup yürümeye başladığında "Jimin ve Hoseok'u görüp gideceğiz." dedi.
Dördüncü odaya girince Hoseok bize bakıp gülümsedi. "Selam." İçeri sadece ben,kızlar, Yoongi ve Jungkook girmişti. Hoseok bana baktı ve "Sen Lisa olmalısın." dedi. "Tanıştığımıza sevindim."
"Bende." diye mırıldandım. Gözlerime Jimin takılınca ona baktım. Öylece yatıyordu ve boş boş tavanı izliyordu.
Yoongi "Biz bugün Japonya'ya dönüyoruz." dediğinde Hoseok'un yüzünde hayal kırıklığı belirdi. "Ama daha yeni geldiniz."
"Gitmemiz gerek." dedi Jungkook. "Burada fazla kalırsak yakalanabiliriz."
"R..." Mırıltı sesiyle hepimizin başı Jimin'e döndü. Jimin Rosé'ye bakıyor,bir şeyler demeye çalışıyordu.
"Jimin?" dedi Yoongi ve yanına gitti. "Jimin iyi misin?"
"R..." Sadece bir harf söyleyebilmişti. Jisoo "Rosé mi demeye çalışıyor?" dediğinde Rosé şaşkınca ona baktı. "Benim adımı niye desin ki?"
"Baksana, Sana doğru bakıyor." dedi Jennie. Tam o anda Jimin "Ro..." dedi. "Ros-e..."
"Aman Tanrım..." dedi Jungkook ve Jinin'in yanına oturdu. "Rosé'yi nereden tanıyorsun?" Jimin daha fazla bir şey diyemedi. Sadece Rosé'ye bakıyordu.
Yoongi Rosé'ye baktı ve "Min Ji diye birini tanıyor muydun?" diye sordu. Of.. Neler dönüyordu burada?
"Evet... Eski bir arkadaşımdı. Neden ki?" Jungkook yüzünde anladığını belirten bir ifadeyle Rosé'ye baktı.
"Jimin Min Ji'ye aşıktı." dedi. "Onu hastaneye görmeye gelmiş miydin?"
"Evet... Ama sizi hiç görmedim. O beni nasıl gördü?"
"Bilmem."
Rosé Jimin'e kısa bir bakış attı ve sonra gözlerini zemine çevirdi. Birkaç dakika sonra çıktık odadan. Jungkook Taehyung ve diğerlerine içeride olanları anlattıktan sonra yine arabaya bindik.
"Japonya'ya gitmek zorunda mıyız?" dedim. Jungkook aynadan bana kısa bir bakış attı. "Hayır. Ama işlerimi oradan devam ettirmem lazım."
"Tayvan'a gitmeye ne dersin?" dedi Taehyung sırıtıp. Jungkook da sırıttı. "Neden?"
"Malum... Benim için önemli biri orada. Kookie, lütfen Tayvan'a gidelim."
"Bana şöyle seslenmeyi kes Taehyung, karizmamı çiziyorsun." Kıkırdadım. Taehyung bana sırıttıktan sonra Jungkook'a baktı. "Senin bir karizman yok."
"Araba kullanıyorum beni sinirlendirme."
"Küçük Kookie sinirleniyor muymuş..." Hepimiz gülünce Jungkook ani bir frenle durup Taehyung'u kafasına vurdu.
Oysa yine güldü. Bende güldüm. Bir an her şey gözümde normal gibiydi. Bu arada, Tayvan'daki önemli kişi de kimdi?
Taehyung'a baktım ama ben sormadan Jennie sordu. "Tayvan'daki önemli kişi kim?"
"Chou Tzuyu." dedi Jungkook sırıtıp. "Taehyung'un aşkı." Taehyung şapşalca gülümsedi. "Of... Onu öyle özledim ki."
"Pekala. Tayvan'a gideceğiz."
ŞİMDİ OKUDUĞUN
believer || liskook
FanfictionLisa yapmaması gereken bir şeyi yapınca arkadaşlarının ve onun başına milyonda bir görülecek şey gelir; seri bir katil onlara sarar... "Senden nefret ediyorum." "Biliyorum." 𝐛𝐭𝐬 & 𝐛𝐩 𝐟𝐚𝐧𝐟𝐢𝐜
