1.Bölüm

14.7K 452 392
                                        

Shipler; Lisa & Jungkook
Jennie & Yoongi
Taehyung & Tzuyu (Twice)
Namjoon & Jisoo
Chaeyoung & Jimin

❗⚠ Not: Eğer herhangi bir shipiniz uymuyorsa veya sevmiyorsanız yorum yapmayın.  ❗❗⚠

İyi okumalar. ♡

LALİSA MANOBAN

Müziği kapattım ve nefes nefese yere çöktüm. Saatlerdir dans pratiği yapıyordum ve artık dayanacak gücüm kalmamıştı. Suyumdan birkaç kez içtikten sonra Jennie'ye mesaj attım.

Liz: Benim işim bitti. Gidebiliriz.

Jen: Geliyorum.

Üzerimi değiştirdiğimde Jennie gelmişti. Sohbet ederek kulüpten çıktık. Ben bir dans hocası olmak istiyordum. Jennie ise silahlarla uğraşıyordu. Jisoo ve Rosé ise sadece yemek yerdi... Eve geldiğimizde kendimi odama attım. Dansla ilgilendiğim kadar fotoğrafçılıkla da ilgileniyordum. Bu yüzden odamda birden fazla kamera vardı. Yatağıma girdim. Gerçekten çok yorgundum.

Ertesi sabah Jisoo yine haberleri izliyordu. "Dün gece saat on bir sularında genç bir kadın daha ölü bulundu. Etrafta katile dair hiçbir iz bulunamadı. Ceset otopsi için bugün hastaneye taşındı. Katilin Jeon Jungkook olduğundan herkes emin." Umarım düşündüğüm Jeon Jungkook değildir... Masanın üzerindeki fotoğrafa baktım. 👇 (fotoğraf bu)

Jungkook benim çocukluktan beri en yakın arkadaşım ve aşkımdı

Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.

Jungkook benim çocukluktan beri en yakın arkadaşım ve aşkımdı... Ona her zaman hayran olmuştum ama ilişkimiz dostluktan fazlası olmamıştı. Maalesef ben Tayland'a döndüğümde,aramızdaki tüm bağlar kopmuştu. Kore'ye döndüğümde de,ortadan kaybolmuştu ve onu ne kadar arasam da bulamamıştım...

"Bu Jungkook denen şahsiyet,kadınlardan ne istiyor?" dedi Jisoo sinirle. Yanına oturdum ve televizyona baktım. Kadının ailesi perişandı... O katili bulmayı o kadar çok istiyordum ki...

Kahvltıdan sonra fotoğraf makinemi hazırladım. Bugün Rosé'yle biraz çekim yapacaktık. Siyah pantolonumu,beyaz tişörtümü ve siyah deri ceketimi giydim. Saçlarımı da düzelttikten sonra siyah şapkamı taktım.

"Rosé! Hadi!" Aslında ona Chaeyoung demek istiyordum ama o hepimizden Rosé dememizi istiyordu. Her zamanki hali işte... Odasından hızla çıktı ve çantasını düzeltti. Yine pembe giyinmişti. Pembe bir pantolon, beyaz bir tişört ve pembe ince bir hırka... Evden çıktık ve Han Nehri'ne ilerlemeye başladık. Yolda birkaç kare çekmiştim. Ve daha fazlasını istiyordum.

***

"Ah hayır yapma! (gülüşmeler) Ya-Lalisa!" Rosé'yle eğlenirken zaman akıp gitmişti ve saat çoktan sekize gelmişti. Bir sürü güzel fotoğraf çekmiştim. Rosé kolunu omzuma attı ve gökyüzüne baktı. "Annemler bizi unutmuş mudur?" Bende gökyüzüne baktım. Ailelerimiz bizi Seul'de bırakıp sırra kadem basmıştı.

"Emin değilim." dedim. "Onlara olan inancım bitiyor."

"Onlara çok öfkeliyim." dedi sertçe.

"Bende." Seul'ün canlı ve hareketli sokaklarına girdiğimizde aklıma grafitili sokak geldi. "Rosé,hadi grafitili sokağa gidelim."

"Neden?"

"Çok daha güzel fotoğraflar çekeceğim." Başını sallayıp onayladı. Gülüşerek dar sokağa girdik. Burada akşamları kimse olmazdı. Bu yüzden rahatça poz verebilirdik. Birkaç dakika fotoğraf çekindikten sonra ileride bir ses duydum. Duraksadım. Birileri tartışıyordu. "Rosé, sesi duyuyor musun?"

"E-evet."dedi ve kolumu sıkıca tuttu. "Hadi gidelim burdan."

"Bekle,ya birinin başı dertteyse? Sen burada bekle,ben birazdan geleceğim."

"Lisa-" Onu dinlemedim ve sesin geldiği yere ilerledim. İçimde tuhaf bir his vardı... Çalılıkların arasından baktım. İki tane erkek konuşuyordu. Ya da tartışıyordu. "Zaman kaybı mı?"dedi biraz uzun olan çocuk. Yüzü bana gözükmüyordu. Biraz daha yaklaştım. "Onu da öldüreceğim." dedi yine aynı kişi. Şaşkınlıkla ve korkuyla elimle ağzımı kapattım. O... Bir katil miydi? "Onu bulacağım ve kesinlikle öldüreceğim."

"Bu sadece zaman kaybı! Diğerlerine odaklan!"

"O adamda masum sayılmaz! Ölüm ona en yakışan şey."

Korkuyla yutkunamadım. Arkamı dönecekken çocuk bana doğru döndü ve o an,hayatımdaki en büyük şoklardan birini yaşadım. O Jungkook'tu!

Emin olmak için sessizce daha dikkatli baktım. Evet,oydu! Korkuyla geri geri gittim ve koşarak Rosé'nin yanına geldim. Kolundan tuttum ve onu sürüklemeye başladım. "Ne oldu?" dedi korkuyla. O sokaktan uzaklaştığımızda nefes nefese "O Jungkook'tu."dedim. "Ve birini öldürmekten bahsediyordu."

***
Olanları diğerlerine anlattığımda Jisoo ayağa kalktı. "Polise gitmeliyiz. Öldürmese bile,planını yapıyordu. Bu bile suç!" Kimse bir şey demedi. Benim,çocukluk kahramanım katil miydi? Yoksa o seri katil miydi? Başımı ellerimin arasına aldım. Buna inanmak istemiyordum.

"Biraz sakin olun."dedi Jennie ve bana baktı. "Doğru duyduğuna emin misin?" Başımı salladım. "Eminim." Jisoo ofladı. "Polise gidelim."

"Biri şaka yapmıyordur değil mi?"dedi Rosé. "Çünkü komik değil. "

"Hangi ruh hastası böyle bir şey yapar ki?"dedi Jennie. "Her neyse. Saat geç oldu. Uyuyalım,yarın karar veririz." Yatağıma girdim ve Jungkook'u düşünmeye başladım. O masum ve tavşan kılıklı çocuk katil olabilir miydi? Aklımın ucundan geçmezdi...

Ertesi sabah kapı sesiyle araladım gözlerimi. Yavaşça kalktım ve odamın kapısını açtım. Jisoo,Jennie ve Rosé ellerindeki kağıdı okuyordu. "Ne oldu?"dedim yanlarına oturup. Jisoo elleri titreyerek kağıdı bana uzattı. Elime aldım ve okudum.

Günaydın kızlar... Gündüz keyfinizi çıkarın,gece sizin için pek iyi olmayacak. Bu arada Lisa,beni duyduğunu biliyorum. Bundan kolay kurtulamazsınız.
Sevgiler
Jk

Gözlerim şokla büyüdü. Bizi apaçık tehdit ediyordu!

"Biz bittik."dedi Rosé parmaklarını saçlarına geçirip. Yutkundum. Galiba haklıydı.

Bölüm Sonu.

believer || liskook Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin