Medya; Taehyung ve Yeontan
LALİSA MANOBAN
Esnedim ve duvardaki saate baktım. Sekize geliyordu. Jennie "Tüm gün hiçbir şey yapmadık." dedi. "Kaslarım eriyecek!"
"Açım." dedi Rosé ve Jisoo aynı anda. Kıkırdadım. "Birazdan gelirler herhalde. Bizi böyle bırakacak hali yok-"
"Var," dedi Jennie yatakta doğrulup. "O bir katil Lisa, ne bekliyorsun?"
"Bir an eski Jungkook sandım." dedim. "Ama onun bu hali eskisinin yanından bile geçemez. Ne oldu da o bu hale geldi?"
"Bilemiyorum." dedi Rosé. "Keşke artık biri yemek getirse."
Kapı açıldı ve tanımadığımız siyah takım elbiseli bir adam içeri elinde tepsiyle girdi. "Akşam yemeğiniz."
"Tanrı'ya şükür!" dedi Rosé ve tepsiyi elinden kaşığı masaya koydu. Adam bize bakmadan çıkıp kapıyı kilitledi.
Hepimiz yemeği sessizce yedik. Yarım saat kadar sonra Jungkook ve Taehyung yanımıza geldi. "Eee, biz yokken neler yaptınız?" dedi Jungkook alayla gülümseyip. Odadan dışarı çıkamayacağımızı biliyordu.
"Kookie, Yeontan nerede?" dedi Taehyung birden ayağa kalkıp. Bende ona eskiden Kook diye seslenirdim...
Jungkook "Bana şöyle seslenmeti kes." dedi. "Benim odamdadır."
"Yeontan kim?" dedim merakla. Taehyung bana bakıp gülümsedi. "Benim köpeğim. Durun da getireyim." Koşarak odadan çıktı. Jungkook bize döndü.
"Birkaç gün çalıştıktan sonra işe başlayacağız."
Jennie alayla güldü. "Asla."
"Göreceğiz Jen," dedi Jungkook ve odadan çıktı. O çıkar çıkmaz Taehyung elinde köpekle içeri girdi.
Hayatımda gördüğüm en tatlı köpekti. Ayağa kalktım ve Yeontan'ın başını okşadı. Taehyung "Adı Yeontan ama biz kısaca Tan da diyoruz." dedi.
Kızlar da benimle birlikte Tan'ı sevmeye başlayınca Taehyung onu bize bıraktı. "Ben odama gidiyorum. Bu gece burada kalsın."
"Tamam." dedim. Adamlardan biri o çıkınca Yeontan için mama getirdi. Sonra da kapıyı kapatıp kilitledi.
"En azından bir süre onunla eğleniriz." dedi Rosé ve gülümseyerek Yeontan'ın sevmeye devam etti.
***
Ertesi sabah Namjoon bizi yine çalışmak için aşağıdaki bir odaya götürdü. Saatlerce bizi yordu... Sonunda bittiğinde ise yemek yemek için odamıza çıktık. Burada kalmalı neredeyse iki hafta olacaktı.
Bense iki haftadır rüyalarımda öldürdüğüm adamı görüyordum... Bir türlü aklımdan çıkmıyordu. Ben nasıl onu öldürebilmiştim? Aklım hâlâ almıyordu.
Yemek yedikten sonra Yeontan ile biraz daha vakit geçirdik. Köpekleri kedilere tercih etmezdim ama Yeontan gerçekten çok enerjik ve tatlıydı.
"Lisa," dedi Jennie. Ona baktım. "Hı?" Rosé ve Jisoo da yanıma gelince kısık sesle konuştu. "Kaçış planını bu gece uygulayacağız." Kaşlarımı çattım.
"Ne planı?"
"Sen bizi hiç dinlemedin mi?" dedi Rosé. Benim aklım hep o gecedeydi... "Şey... Biliyorsunuz..."
"Neyse tamam." dedi Jisoo. "Ben anlatayım. Tekrar." Boğazını temizledi ve fısıldayarak anlatmaya başladı.
"O banka işine giremeyiz Lisa. Suçlu olamayız. Bu yüzden de kaçacağız. Bu gece. Taehyung Yeontan'ı almaya geldiğinde bir bahaneyle odadan çıkacaksın. Şey dersin... Tuvalete gitmem lazım. Bizim tuvalet doluydu. Tamam?"
ŞİMDİ OKUDUĞUN
believer || liskook
FanfictionLisa yapmaması gereken bir şeyi yapınca arkadaşlarının ve onun başına milyonda bir görülecek şey gelir; seri bir katil onlara sarar... "Senden nefret ediyorum." "Biliyorum." 𝐛𝐭𝐬 & 𝐛𝐩 𝐟𝐚𝐧𝐟𝐢𝐜
