1.5

1.5K 12 0
                                        

ani dürtülmeyle kendime geldim. Ashton beni yarın yokmuşçasına sallıyordu. "Tanrım, ödümü patlattın." masum gözlerle bana baktı. "sürpriz yapmak istemiştim." dudaklarını büzdü. yanıma baktığımda bir tepside bana kahvaltı getirdiğini gördüm. soran gözlerle baktım. "dün benimle çok ilgilendin, teşekkür gibi." tepsiyi kucağıma alıp yemeye başladım. tabağımı silip süpürdükten sonra Ashton'a teşekkür ettim. tepsiyi alıp gitti.
kişisel işlerimi hallettikten sonra mutfağa Ashton'un yanına gittim. bulaşıkları yıkıyordu. masaya yaslandım. "dün dediklerini konuşmayacak mıyız?" işini yapmaya devam etti. "sarhoştum, ne dediğimi bile hatırlamıyorum ki." böyle diyeceğini tahmin etmiştim. "kısaca özetleyeyim, benden başka biriyle nasıl sevişebileceğini soruyordun. sanırım?" ellerini havluya kurulayıp tezgaha yaslandı. karşılıklı birbirimize bakıyorduk. "evet dün Naomi'yle öyle bir şey denemek istedim. ama hormonlarım veya sarhoşluğum buna izin vermedi. vücuduna alışmış olabilirim, başka birisi tuhaf geliyor." Naomi demek, devam etti. "ama bu gece tekrar plan yaptık, buluşacağız." kafamı salladım. Ashton ile bu işe başladığımızdan beri kimseyle görüşmüyordum. "beceremeyip de bana gelmezsin umarım yine. bu gece ben de olmayacağım çünkü." sorar gibi baktı. "nereye?" daha belli değildi kızlarla dışarıya çıkmayı düşünüyorduk. "bilmiyorum kızlarla çıkacağız, ne olacağını göreceğiz." endişeyle baktı. "dikkatli ol tamam mı? başa çıkabileceğini çok iyi biliyorum ama eğer bir şeye ihtiyacın olursa beni ara. telefonumu hep açık tutacağım. 10 dakika içinde yanında olurum." kafamı salladım. "iyi eğlenceler sana." diyerek odama gittim.

üstümü giyerken Ashton içeriye daldı.

siyah tişörtü, siyah pantolonu ve siyah deri cekediyle hiç olmadığı kadar iyi görünüyordu belki de

Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.

siyah tişörtü, siyah pantolonu ve siyah deri cekediyle hiç olmadığı kadar iyi görünüyordu belki de. böyle sade şeylerde bile iyi görünmeyi beceriyordu. bugün için gerçekten özen göstermiş gibiydi.
"vay, güzel görünüyorsun Lena." gülümsedim. "teşekkürler, keşke kapıyı da çalsaydın." dudak büzdü. "hala mı utanıyorsun?" kollarını kavuşturup kapının kenarına dayandı. "hayır. yine de nezaket, görgü kuralları, kibarlık..tanıdık geliyor mu?" rimelimi sürerken konuştum. "böylesi daha zevkli, seni ne halde göreceğimi bilmeden dalmak." gözlerimi devirdim. "neyse, çıkacağımı haber vermek için geldim." cevabımı beklemeden odamdan çıktı. kısa süre sonra kapı sesi duydum. çantamı hazırlayıp ben de evden çıktım.

 çantamı hazırlayıp ben de evden çıktım

Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.

llenaxx: girls night✨

buluşacağımız yere vardığımda Liv ile kapıda karşılaştık. Aubrey ise çoktan gelmişti. birbirimize sarıldıktan sonra laflayarak Camila'yı beklemeye karar verdik. çok geçmeden Camila da gelince tamamlanmış olduk. uzun süredir birbirimizi görmediğimiz için konuşurken zamanın nasıl geçtiğini anlayamadık. acıkmaya başladığımı hissediyordum. "kızlar ben acıktım ya." Aubrey'den gelen bu isyana katıldım. "ben de acıktım yemek yiyelim mi artık?" Liv kafasını salladı. "burada mı yiyelim başka yere mi gidelim?" Camila konuştu bu sefer de. "burada yiyelim bence." saatine baktı ve ekledi. "zaten birkaç saate diğer yere geçeceğiz." Aubrey menü istedi ve yemeklerimizi söyledik. Liv sinsi sinsi bakarak konuştu. "Ashton'u evde bırakmak zor olmalı Lena.." lafı buraya getireceğini biliyordum, gözlerimi devirdim. "ailem buradaydı biliyorsunuz. Ashton ile alakası yok." Liv ellerini salladı. "senin yaptığın her şeyin Ashton ile alakası var." Camila her zamanki düşünceli kişiliğiyle sordu. "aranız nasıl peki? gereksiz gerginlik falan var mı?" suyumu yudumladım. laf nasıl da sürekli dönüp dolaşıp Ash ve bana geliyordu asla anlayamıyordum. "hayır, aramız çok iyi. sıkıntı yok. ya siz Liv? Luke ile nasıl gidiyor?" Liv elleriyle oynarken konuştu. "bilmiyorum, aynı evde yaşamak beklediğimden daha zormuş." Camila aynı sakinliğini koruyordu. "ne anlamda? noldu ki?" Liv omuz silkti. "bir şeyden değil, yani Luke yardımcı oluyor, her işi beraber yapıyoruz doğru. kavga falan da etmiyoruz aramız da çok iyi. ama sanırım sürekli dip dibe olmak biraz yoruyor." Aubrey beni işaret etti. "ama baksana Ashton ve Lena bir buçuk yıldan fazladır aynı evde kalıyorlar ve hala birbirlerinden sıkılmadılar." elimi kaldırdım. "aynı şey değil ama. biz Ashton'la sevgili değiliz." omuz silkti. Liv lafa girdi. "bilmiyorum, Luke'u seviyorum ve şu an tek önemli olan o." gülümsedim. ardından sakince sohbet ederek yemeklerimizi yedik.

yemekleri yedikten sonra eğleneceğimiz yere gittik. bir yere oturup kendimize birkaç içecek istedikten sonra içkilerin de kanımıza karışmasıyla Aubrey ile kendimizi piste attık. ikimiz dans ederken Liv ve Camila sohbet ediyorlardı. Aubrey bana parmağıyla birini gösterdi. "bu Tyler Davis değil mi?" kafamı salladım. "o sanırım, üzerinden çok zaman geçti." beni itti. "git konuş hadi." lisedeki Tyler Davis... o zamanlar sırılsıklam aşıktım. renkli gözleri hala aynı bakıyor ve o zamankinden daha da iyi görünüyordu. "hayır ya, konuşmayacağım." Aubrey omuzlarını silkti. "iyi sen bilirsin." hazır dans pistinden uzaklaşmışken Liv ve Camila'nın yanına gidip oturdum. Aubrey yabancının birisiyle dans ediyordu her zamanki gibi. "Liv, Camila.. siz böyle bütün gece oturacak mısınız?" Liv içkisinden bir yudum aldı. "hayır." Camila da kafasını 'hayır' anlamında salladı. bir süre daha oturduktan sonra Liv'in elinden tutarak onu piste sürükledim. Camila da peşimizden geldi. Aubrey yabancıyla dansına devam ediyordu. Camila ile dans ederken az önceki noktaya kilitlendiğini fark ettim. "evet evet. Tyler Davis..evet gördüm." dudaklarını büzdü. "sanırım o da seni gördü." içimden 'eyvah' diye geçirdim. çok umursamamaya çalışarak kızlarla dans etmeyi sürdürdüm.

bir süre geçtikten ve yorulduktan sonra kendimizi oturduğumuz masaya attık. Liv ve Camila tuvalete gideceklerini söyleyerek masadan ayrıldı. kızlar kalktıktan birkaç dakika sonra bir sesle irkildim. tahmin ettiğim gibi gelen Tyler'dı. "aaa Tyler!" diye bağırarak ayağa zıpladım. birbirimize sarıldıktan sonra ikimiz de masaya oturduk. "Lena nasılsın? çok uzun zaman oldu görüşmeyeli." tanıdık gülümsemesi beni memnun etti. "seni görmek çok güzel Tyler. çok bir şey değişmedi liseden beri. Haywood Üniversitesi'nde okuyoru. sen neler yapıyorsun?" liseden sonra iletişimimiz kesilmiş, bir daha denk gelmemiştik. "ben bir yandan okuyorum, bir yandan da babamın işlerine yardım ediyorum." babasının iyi bir iş insanı olduğunu hatırlıyordum. gülümsedim. "ben gideyim artık, kızlar gecenizi bölmek istemem. ama buradan sonra eve gitmek ister misin?" sorar gözlerle baktım. "yanlış anlama, kötü bir şey için değil. sadece çok uzun zaman oldu ve hazır denk gelmişken belki de konuşmalıyız?" kafamı salladım. "ben gitmeden önce sana haber vereyim mi?" kafasını salladı. "umarım görüşürüz, Lena." gülümsedim ve el salladım. Tyler gittikten çok kısa süre sonra kızlar geldi. "çok uzun sürdü işiniz kızlar." Liv bana baktı. "çok sıra vardı, biz de bekledik." kafamı salladım. "ha, az önce Tyler geldi." Aubrey geldi kendini nefes nefese bir şekilde koltuğa atarken konuştu. "gördüm, ne diyordı?" omuz silktim. "buradan ayrıldıktan sonra onun evine gitmemi.." Camila gözlerini kıstı. "kötü bir amacı yokmuş, sadece aradan geçen zamanı kapatmak istiyormuş..öyle söyledi yani." Liv konuştu bu sefer de. "ne yapacaksın? gidecek misin?" gözlerine baktım. "gitmeli miyim?" Liv dikeldi. "gitmek istiyor musun?" ağzımla 'bilmiyorum' işareti yaptım. Aubrey içkisinden bir yudum aldıktan sonra bana baktı. "bence bir şey olmaz, git yani. şansını denemiş olursun. Tyler'dan bahsediyoruz. en büyük aşkın ya da her neyse.." dudaklarımı büzdüm. "gideceğim galiba. size adresi yazarım, eğer bir şey olursa gelirsiniz? çantamda gaz da var.." Liv isyan etti. "Tanrım, kadın olmak ne zor iş! umarım Tyler farklıdır." hepimiz ona katılıyorduk. bir süre daha dans ettikten sonra ayrılmaya karar verdik.

kızlar gittikten sonra sessizce Tyler ve arkadaşlarının olduğu masaya yaklaştım. "şey merhaba, Tyler bakabilir misin?" beni görünce hemen yerinden kalktı ve yanıma geldi. "kızlar gitti, işin bittiyse gidebiliriz.. ve hala fikrin değişmediyse tabii." gülümseyerek kafasını salladı. "gidelim o zaman." arkadaşlarıyla vedalaştıktan sonra mekandan ayrıldık.

best friends//a.i +18Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin