Azra'nın tepkisine gülerken Toprak'ı arıyordum. Telefonu kulağıma yaklaştırdığım sırada Toprak'ın mükemmel sesini duydum.
" Meşgul sen sonra konuşuruz"
" Hayır hayır, Azra yanlışlıkla kapattı da"
" Tamam, annenler bir yere gitti sanırım. İstersen bizde gidebiliriz"
" Olur, sen Evren'i de çağır ben de Azra'yı alırım. Denize gideriz"
" Tabii, sen nasıl istersen"
" Görüşürüz sevgilim"
" Görüşürüz güzelim"
Gülümseyerek telefonu kulağımdan indirip ekrana baktım. Toprak'ı nasıl kaydedebilirim. Özel ve anlamlı olmalıydı. Sanırım buldum. Rehbere girip Toprak'a tıkladım. Klavyeye dokunmaya başlamıştım.
Güneşimle Aydınlanan Bulut
Bu isim benim nerden aklıma geldi acaba. Ama çok şeker oldu. Sonuçta bana ikimizin de bulut olduğunu söylemişti. Ve uyumlu da.
" Kanka bana kızdı mı?"
" Neden kızsın ki? Saçmalama"
" Ne bilim. Denize mi gidiyoruz?"
" Evet, hadi git hazırlan. Bende hazırlanıyım"
" Tamam çabuk ol o zaman, Evren de geliyomuymuş?"
" Ben çağır dedim ama gelir mi gelmez mi onu bilmiyorum"
" Neyse ben hazırlanmaya gidem"
Mayomu giyip üzerine şort ve uzun bir tişört giydim. Uzun tişörtler hep hoşuma gider. Mesela bazen babamın tişörtlerine dadandığım oluyo. Ama napiyim çok güzel babamın tişörtleri. Hem uzun hem sade. Tam benlik.
Annemleri arayıp denize gideceğimizi söyleyip kapattım. Azra'lara gitmek için evden çıkmış ve kapıyı kilitlemiştim. Anahtarı havlumun olduğu çantama koyarken Toprak evden çıkmıştı.
Birşey söylemeden yanıma gelince bende konuşmadım. Elimi tuttu ve beraber merdivenlerden indik.
Azra'yı da alıp deniz kenarına ulaştığımızda şezlong kiralayıp havlularımızı serdik. Evren hâlâ gelmediği için Toprak telefonunu çıkartıp aradı.
" Nerdesin lan sen?" Sesi biraz endişeliydi. Kaşlarını çatıp bi sure dinledikten sonra tekrar dudaklarını araladı.
" Oğlum niye söylemedin" bir kaç dakika daha konuştuktan sonra bize döndü. Bir sorunun olduğu belliydi.
" Evren grip olmuş, ondan gelememiş" dediğinde Azra'ya döndüm. Azra'ysa önce bana sonra Toprak'a döndü.
" Evde yalnızsa eğer gidip bakalım isterseniz, bi ihtiyacı var mıymış Toprak?"
" Bir şey söylemedi ama haklısın gitmeliyiz, Defne?"
" Tabii gidelim, biz çorba da yaparız Azra'yla" dediğimde Azra hızla kafasını aşağı yukarı salladı. Toprak'ta kafasını salladığında hepimiz eşyalarımızı toparlayıp çantalarımıza koyduk.
Kısa bir süre sonra Toprak apartmanın önünde durduğunda biz de durduk ve Toprak zili çaldı. Kapı açılınca merdivenlere yönelip iki kaç çıktık.
Toprak kapıyı çalınca içeriden birkaç ses duyduktan sonra kapı açıldı. Solgun gözler ve elindeki peçete ile bize bakan Evren şaşkınlıkla Toprak'a döndü.
Evren içeriye geçmemiz için kenarıya çekilirken Toprak hızla içeriye girdi. Azra ve ben de içeriye girerken Evren kapıyı kapatıp Toprak'ı takip eden bizi takip etti.
Toprak balkona çıktığında arkama dönüp Evren'e baktım.
" Sana çorba yapalım diyoruz, ne dersin?"
" Zahmet etmeyin"
" Ne zahmeti, tavuk suyuna çorba sever misin?"
" Yani"
" Eğer sevmiyorsan söyle, zorla içme. Ne çorbası seversin?"
" Aslında şehriye çorbası yapabilirsiniz"
" Tamam, sen Toprak'ın yanına geç, biz geliyoruz"
" Tamam" diyerek balkona giderken kapıdan bana dönüp.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Kalbimin Komşusu
أدب المراهقينYeni bir apartmana taşınan Defne İrem komşularına ve mahallesine alışmak ister. Ve alışması kolay olur. Çünkü karşı apartmana eski okuldan en yakın arkadaşı Azra taşınır. İlk başta hiç anlaşamadığı ama sonradan ne olduklarını bile bilmeden birlerin...
